MODERN DİN ANLAYIŞINA TEPKİLER: FUNDAMENTALİZM

232
PAYLAŞ

MODERN DİN ANLAYIŞINA TEPKİLER: FUNDAMENTALİZM

Modern kültüre tepki bağlamında ortaya çıkan fundamentalist ve geleneksel din algısını çözebilmek

Fundamentalizm, ABD de 19. yüzyıl sonlarında modern kültüre karşı bir Protes­tan hareket olarak doğmuştu. Daha sonra buna Katolikler de katıldı ve bir çığ gi­bi büyüdü. 1920 li yılların sonlarında Uluslararası Fundamentalizm kongreleri dü­zenlendi. Günümüzde de etkin bir şekilde varlığını sürdürmektedir.

Fundamentalizm kavramı sözcük olarak fundament-al-izm (kökten-ci-lik) kök ve eklerinden meydana gelmektedir. Ancak bu köktencilik her alanda değil, özel olarak din alanında bir köktenciliktir. Politik arenada dinî gelişmelerden kaygı du­yan ulusal-küresel güç merkezleri bu sözcüğe siyasal dincilik anlamını yüklemek­tedirler. Hâlbuki bizzat Batı dillerinde siyasal köktencilik radikalizm kelimesiyle karşılanır. Radikalizm 19. yüzyılda Avrupa da ortaya çıkan ve mevcut siyasal yapı­lanmaların sorunlu olduğunu, bunların hesaba katılmaksızın siyasetin ve devletin sil baştan yeniden kurulmasını isteyen felsefi hareketin adıdır. Yani hedefi kökten siyaset olan hareket fundamentalizm değil, radikalizmdir.

Gerçekten de fundamentalizmin, Darwinizm okullarda bilimsel bir gerçek gibi okutulmasını, film sektöründe müstehcenliğe yer verilmesin, üretim dünyasında insan tabiatı gözetilsin, gibi hiçbiri doğrudan siyasal olmayan bir seri talebi vardır. Ne var ki ABD de devlet, “devlet Hristiyanlaşsm, dinî hukuk yürürlüğe konsun” gi­bi hiç bir siyasal talebi olmayan fundamentalizmi siyasal bir hareket olarak ilan et­miş ve yüzyıldır onunla etkin bir biçimde mücadele etmektedir. Amaç da tam bir kapitalist tavırla dinin üretim-tüketim sürecine müdahalesini önlemektir. Yani de­mokrasinin en iyi işlediği ülkelerden biri kabul edilen ABD de dinin sınırı, sınaî ka­pitalist yapıya ters düşmediği yere kadardır.

Fundamentalizmin, iki temel ilkesi vardır: Bunlardan birisi başta İncil olmak üzere kutsal metinlerin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak, diğeri ise Hristiyanlığı yaşatmak üzere Hristiyan geleneklerine, bir başka deyişle bu dinin tarihî birikimine sahip çıkmak ve ona sıkıca tutunmaktır. Daha sade bir anlatımla Hristiyanlığı “yeniden anlama” gibi modern kültürü onun yerine geçiren bir yoz­laşma hareketine meydan vermemek, bunun garantisi için de bir tarihî süreçle gü­nümüze kadar gelen Hristiyan geleneklere, köklere bağlı kalmaktır. Anlaşıldığı ka­darıyla fundamentalizm, köktenciliğini bu düşüncesinden, dinin geleneksel kökle­rine bağlı kalmak kaygısından almaktadır.
Fundamentalizmin, dinî bireysel toplumsal hayatın bütününe hakim kılma söy­lemi pek ön planda değildir. Ancak modern kültürle hesaplaştığı her alanda bir al­ternatif görüş ileri sürmektedir. Çünkü modern kültür merkeziyetçi etkin kurgucu ve hâkimiyetçi bir kültür olarak hayatın bütününe egemen olmak ister. Kanaati­mizce dinî eğilimlerde de var olan bu görüşün kaynağı yalnızca modern kültür ola­maz. Yine büyük dinler tarih boyunca müntesiplerinin hayatını bütünüyle kapsa­ma eğilimindedir. Bu zamanla göz ardı edilmiş olabilir. Dolayısıyla hayatın bütü­nünü kapsama algısını, modern kültür de dinlerden ödünç almış olmalıdır. Esasen bu ve benzeri özellikleriyle modernite geleneksel dinlerin yerine oynayan bir din konumundadır.Esasen fundamentalizmin geleneksel köklere bağlı kalmak kaygısını anlamak zor değildir. 300 yılı aşkın bir zamandır her şey gibi Protestanlığın şahsında mo­dernleşen din de sekülerleşmiş, kutsallıklarından pek çok şey kaybetmiştir. Buna engel olunması gerekmektedir ve yapılacak şeylerin başında da kutsal metinlerin bu kültüre göre yorumlanmasının önüne geçmektir. Bunun garantisi de tarihsel dinî birikimdir. İşte fundamentalizmin iki temel ilkesi buradan doğmuştur.

Kavram zamanla bütün dinî gelişmeler ve bu arada İslam için kullanılmak is­tenmiş, bir dönem islam fundamentalizmi çok ciro yapan kavramlardan birisi hâline gelmişti. Hâlbuki İslam dünyasındaki kısaca İslam fundamentalizmi denen dinî yenilikçi/ selefiyeci hareketler tam da fundamentalist mantık dışı bir nitelik ta­şımaktadırlar. İslamcı akımlar genel olarak sözü edilen fundamentalist ilkelerin tam da dışında, İslam dünyasının genel geriliğinden de hareketle dinin tarihsel ge­lişiminden farklı olarak yeniden anlaşılması gerektiğini kabul etmektedirler. Bir ke­re bu akımlar İslam’ın bir gelenek olarak algılanmasına karşı çıkmakta, tarihsel İslami birikime kuşkuyla bakmaktadırlar. İslam’ı metinlerden “yeniden anlamak” için Kur’an’ı çıkış noktası yaparken de bu temel metni modern kültüre uyarlamayı açık veya kapalı bir hedef olarak kabul etmektedirler.
Fundamentalizmin, güç merkezlerince siyasal sayılmasının önemli nedenlerin­den birisi de herhâlde onun siyaset de dâhil hayatın bütününü kapmasa eğilimidir. Kaldı ki modern kültüre göre bilgi birikimi, kültür güçtür ve her güç az-çok siya- sallık içerir. Genel olarak belirtmek gerekirse fundamentelist çizgi bir geleneksel din algısıdır ve modern algıya bir tepkisellik içerir.