Mizaç

428

 

Sosyal gelişime etki eden içsel unsurların başında mizaç gelir. Mizaç, bebekliğin er­ken dönemlerinde de gözlemlenebilen, duygu, davranış ve dikkat süreçlerindeki bi­reysel farklılıkları anlatır. Mizaç özellikleri çevreye göre bir miktar değişebilmekle birlikte, esas olarak biyolojik kökenlidir (Rothbart ve Bates, 1998). Yakmlaşma/çe- kingenlik, uyumluluk, tepkilerin yoğunluğu, dikkat süresi, ritmiklik (biyolojik dü­zenlilik), uyarılma eşiği ve aktivite düzeyi mizaç özelliklerinden sadece bazılarıdır (Thomas ve Chess, 1977). Mizaç çalışmalarının başladığı ilk yıllarda, çocuklar bu özelliklerine göre, kolay, zor ve yavaş alışan olmak üzere üç grupta sınıflandırılmış­tır (Thomas ve Chess, 1977). Uyku ve beslenme düzenlerinde problem olmayan, de­ğişikliklere uyum gösterebilen, sakin huylu çocuklar “kolay mizaçlı” olarak tanım­lanmıştır. “Zor mizaçlı” çocuklar, düzensiz uyku ve beslenme alışkanlıklarına sahip, yeniliğe ve değişikliğe kolay uyum gösteremeyen, negatif duygu durumu (örn. kız­gınlık, hırçınlık) kuvvetli olan çocuklardır. “Yavaş alışan” çocuklar ise yeniliğe ve değişikliğe uyumda iki uç nokta arasında yer alan, zor çocuklara göre daha az olum­suz tepki veren, az hareketli ve zaman zaman hırçın olabilen çocuklardır,

Pek çok mizaç özelliğine tek tek bakmak yerine, çocukları mizaçlarına göre bu şekilde ayırmak daha pratik görünse de bu tarz bir sınıflandırma özellikle “zor” olarak adlandırılan çocuklar için olumsuz sonuçlar getirebilmektedir. “Zor” sıfatıy­la etiketlenen çocuk, kendine dair olumsuz algı geliştirebilmekte, bu da çocuğun kendinden beklentilerini olumsuz şekilde etkileyerek çeşitli davranış sorunlarına yol açabilmektedir. Böyle bir etiketleme, diğer insanların da çocuktan beklentile­rini ve ona yönelik tutum ve davranışlarını istenmeyen yönde etkileyebilecektir.

Mizaç özelliklerinin tümünü ayrı ayrı ele almanın güçlüğü, sınıflandırma yap­manın ise belirgin sakıncaları, araştırmacıları yeni bir yaklaşım arayışına itmiştir. Bugün en kabul gören yaklaşım çocukların değil, mizaç özelliklerinin boyutlara ayrılarak incelenmesi gerektiğidir. Buna göre çocuk mizacı üç temel boyutta ince­lenebilir: (a) Olumsuz tepkisellik; kızgınlık, ağlama, sızlanma ve mızmızlanma gibi yüksek yoğunluktaki tepkileri, (b) Stcakkanltltk-çekingenlik; yeni durum ve insanlara yaklaşma ya da tersine uzaklaşma eğilimini, (c) Sebatkârlık; bir işe uzun süre dikkatini yoğunlaştırabilme kapasitesini ve işi tamamlayıncaya kadar üzerinde çalışmaya devam etme eğilimini (Sanson, Hemphill, Yagmurlu ve McClowry, 2011) anlatır. Bu üç boyut sırasıyla, mizacın duygu, davranış ve dikkat süreçleriyle ilişkilidir.

Bu mizaç boyutları, başta sosyal ve duygusal gelişim olmak üzere, çocuk gelişiminin pek çok farklı alanıyla bağlantı göstermektedir. Olumsuz tepkisellik düzeyi düşük olan, daha az sinirlenen çocuklar, duygu ve davranışlarını daha iyi kontrol edebilen ve sosyal becerisi daha yüksek olan çocuklardır (Eisenberg ve Fabes, 1998). İçinde sosyallik ve utangaç olma gibi özellikleri barındıran ‘sıcakkanlılık- çekingenlik’ mizaç boyutu da olumlu sosyal davranışlarla yakından ilişkilidir (Yağmurlu, Köymen ve Sanson, 2005). Sıcakkanlı çocuklar, yardımlaşma ve paylaşma gibi davranışları çekingen mizaçlı çocuklara göre daha çok göstermektedir. Ortamın ve kişilerin yeni olması sıcakkanlı çocukların olumlu sosyal davranış düzeyini pek etkilemezken çekingen ve ürkek mizaçlı çocuklar, benzer davranışları daha çok tanıdık çevrelerde ve ancak kendilerinden talep edildiğinde göstermektedir. Dikkat süreçlerindeki mizaç farklılıkları da olumlu sosyal davranışlar üzerinde belirleyicidir. Dikkatini daha uzun süre yoğunlaştırabilen çocuklar, sosyal ortamdaki ipuçlarını daha iyi yakalayabilmekte ve dolayısıyla yardım ve paylaşma gerektiren durumları daha hızlı ve doğru algılayabilmektedir (Eisenberg ve ark., 1998). Olumlu sosyal davranışların yanı sıra, sosyal ve duygusal gelişim alanlarındaki istenmeyen sonuçlar da çocuğun mizaç özellikleriyle ilişkilidir. Bir örnek vermek gerekirse olumsuz tepkisellik (kolay sinirlenme vb.) ve dikkatini yoğunlaştırmada güçlük, saldırganlık gibi anti-sosyal davranış problemleri için risk faktörü olan mizaç özellikleri olarak karşımıza çıkmaktadır (Sanson ve ark., 2011).


Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının ve çocuğun mizacının sosyal gelişime etkileri birbirlerinden tümüyle bağımsız değildir. Çocuk yetiştirme ve mizacın etkileşimi de sosyal gelişimde önemli rol oynamaktadır. Araştırmalar, benzer mizaca sahip ama anneleri farklı çocuk yetiştirme tutumları gösteren çocukların sosyal davranışlarında belirgin farklılıklar olduğuna işaret etmiştir. Örneğin, annesi cezalandırma davranışını sık gösteren tepkisel mizaçlı bir çocuk, annesi açıklama yapan, bir davranışın neden yapılmaması gerektiğini anlatan tepkisel mizaçlı bir diğer çocuktan daha fazla davranış problemi gösterebilmektedir (Thomas, Chess ve Birch, 1968). Açıklayıcı akıl yürütme davranışının anne tarafından seyrek kullanılması, sıcaklık ve şefkatin az olması, özellikle tepkisel mizaçlı çocukların gelişimi için tehlike oluşturmaktadır. Benzer şekilde, hareketli ve dışadönük mizaç tek başına değil ama ebeveynin fiziksel cezası ile birleştiğinde çocukta davranışsal problemlere yol açmaktadır. Ebeveyn, aynı derecede hareketli ve dışadönük bir çocuk için, onun enerjisine uygun, olumlu bir disiplin yöntemi kullandığında ise çocuğun sosyal uyumu artmaktadır.


Buradaki mesele, zorlayıcı olabilen mizaç özelliklerinin, bazı olumsuz ebeveyn davranışları ile birlikte görülme olasılığının yüksek olması durumudur. Bu durum şöyle açıklanabilir: Belirli mizaç özellikleri olan çocukların, örneğin tepkiselliği yüksek çocukların anne-babaları ceza kullanmaya, diğer mizaç özelliklerine sahip, örneğin daha az ağlayan çocukların anne-babalarından daha eğilimlidirler. Bunun sebepleri çeşitli olabilir: Anne ve çocuk paylaştıkları kalıtımsal özellikler sebebiyle benzer düzeyde “kızgın” ve tepkisel olabilirler. Veya anne ve çocuk, paylaştıkları çevrenin zor koşulları sebebiyle bu özellikleri gösteriyor olabilirler. Bir diğer anlatımla, aile ortamındaki olumsuz koşullar çocuğun daha tepkisel, daha hassas veya hareketli olmasına sebep olurken annenin de stresini yükselterek şiddet kullanmasını artırıyor olabilir. Benzer şekilde, çocuğun zorlayıcı mizaç özellikleri, annenin fiziksel yöntemlere başvurma ihtimalini artırabilirken annenin erken dönemlerden itibaren fiziksel ceza kullanıyor olması, çocuğun tepkiselliğini ve olumsuz duygulanımlarını daha da kuvvetlendiriyor olabilir. Her durumda, çocuk ve ebeveyn iliflkisinde, bebeklik döneminden bafllayarak ortaya çıkabilen bu olumsuz et- kileflim, bir kısır döngü hâlinde, çocukların uzun vadede saldırgan davranifl göstermeleri ve uyum bozuklukları gelifltirmeleriyle sonuçlanabilmektedir (Patterson, DeBaryshe ve Ramsey, 1989). Burada farkında olunması gereken, mizaç özellikleri nasıl olursa olsun (tepkisel, korkulu, çekingen, vb.), ilk yıllarda genel olarak çocukların davraniflsal problemler göstermediği veya ortaya çıkabilen problemlerin önlenebilecek düzeyde olduğudur