Mezheb Nedir Ne Demektir, Anlamı Ortaya Çıkışları, Türleri

0
46

Mezheb (Ar. i.)

Lûgatta mezheb, gidilecek, tutulacak yol anlamlarına gelir. Kanaat, görüş ve doktrin anlamlarında da kullanılır. Terim olarak mezheb, belirli esasları olan ve mensublarına kendi içinde tutarlı inanç veya davranışlar bütününü göstermeyi hedef tutan düşünce sistemi demektir. İslâm muhitinde, daha Sahâbe devrinde fikir ayrılıklarının çıkmasıyla mezheblerin çekirdekleri oluşmuş ve Hicret’in hemen ikinci asrından itibaren gerek itikâdî gerekse fıkhî mezhebler filizlenmeye başlamıştır. İtikâdî konularda belli fikirler etrafındaki kümeleşmeler bu alandaki mezhebleri oluştururken, müctehid imâmlar devrinden sonra ictihâd faaliyetinin bağımlı olarak yürütülmesi, hukuk birliği ve emniyetinin sağlanması zarureti gibi âmiller de amelî alandaki mezheblerin teşekkülüne yol açmıştır.

İslâm mezhebleri, ana prensip ve esasları bakımından

  • Sünnî mezhebler (Ehl-i Sünnet)
  • Sünnî olmayan mezhebler (Ehl-i Bidat)

şeklinde taksim edilebileceği gibi, mahiyetleri bakımından da

  • İtikâdî mezhebler
  • Amelî mezhebler (fıkıh mezhebleri)

diye iki grupta incelenebilir. İslâm muhiti içinde ortaya çıkan mezhebler, ilk taksim içinde kesin bir yere oturtulabilmekte ise de, ikinci taksim bakımından bu durum o kadar kat’î değildir. Yani, bir mezheb, sırf itikâdî veya sırf fıkhî karakter taşıyabildiği gibi, her iki alana şamil de olabilmektedir. Belirtmek gerekir ki, itikâdî mezhebi Sünnî olmayan birçok kimsenin, amelde Sünnî bir mezhebe tâbi olduğu görülebilmektedir.

İtikâdî alanda, Selefiyye’nin yanısıra Eş’ariyye ve Mâtürîdiyye mezhebleri Ehl-i Sünnet’i temsil ederken, Ehl-i Sünnet dışında kalan başlıca mezhebler arasında, Şia, Havâric, Mu’tezile ve Cebriyye bulunmaktadır. Ameli alanda ise Şiiliğin bazı kolları (Zeydiyye, İsnâ Aşeriyye=on iki imamcılar) ve Hâricîlik, Ehl-i Sünnet dışındaki mezhebler olarak karşımıza çıkarken, Ehl-i Sünnet’i Hanefî Şafiî, Mâliki ve Hanbeli mezhebleri temsil etmektedir. İlk sıralarda bu dört mezhebten başka birçok Sünnî fıkıh mezhebi bulunmakta idiyse de (Davud b. Ali, İbn Ebî Leylâ, Evzâi, Süfyân es-Sevrî, Ebû Sevr, İbn Şübrüme’nin mezhebleri gibi), sonraları değişik sebeblerden ötürü mensubları tükenen bu mezhebler varlıklarını sürdürememişlerdir. Bunlardan Dâvûd b. Ali’nin mezhebi olan Zâhirilik, özellikle Hicrî 5. asır bilginlerinden İbn Hazm’ın güçlü hamlesi ile, daha uzun bir süre yaşayabilmiştir.