Mevdudi Kimdir, Ebu’l ala Mevdudi Hayatı, Biyografisi, Hakkında Bilgi

0
124

Mevdudi (1903-1979) Pakistanlı âlim ve düşünür, Cemâat-i İslâmî teşkilâtının lideri.

3 Receb 1321’de [25 Eylül 1903] Hindis­tan’ın Haydarâbâd (şimdiki Maharashtra) eyaletine bağlı Evrengâbâd kasabasında doğdu. Kendisine büyük dedesi Ebü’l-A’lâ’nın (ö.935/1529) adı verildi. Hz. Hü­seyin’in soyundan geldiği için Seyyid Ebü’i-A’lâ olarak anıldı. Aslen Heratiı olup soyu Çiştiyye şeyhlerinden Mevdûd-i Çiştî’ye ulaşmaktadır. Annesi Rukiye Begüm, Âlemgîr Evrengzîb zamanında Orta As­ya’dan Hindistan’a göç eden Türk asıllı bir ailenin kızıdır. İlk öğrenimine avukat olan babası Seyyid Ahmed Hasan’dan Farsça, Urduca, Arapça, mantık, fıkıh ve hadis dersleri alarak başladı. 1914’te Batı tarzında ve geleneksel İslâmî usule göre eğitim veren Medresetü’l-fevkâniyye’nin sekizinci sınıfına kaydoldu. 1915″te ailesi­nin Haydarâbâd’a taşınmasının ardından eğitimini buradaki dârülulûmda sürdür­dü. Kısa bir müddet sonra babasının sağ­lığının bozulması üzerine okuldan ayrılıp ailesinin geçimine katkıda bulunmaya ça­lıştı, eğitimine kendi çabasıyla okul dışın­da devam etti. 1918’de Delhi’ye taşına­rak burada çeşitli dergilerde yazılar yaz­maya başladı. 1919’da kardeşi Ebü’l-Hayr ile birlikte Cebelpûr’da Kongre Partisi’ne yakın kişilerin çıkardığı Tâc isimli hafta­lık gazetenin editörlüğünü üstlendi. 1920 sonlarında sömürge idaresini tenkit etti­ği bir yazısından dolayı gazete kapanınca Delhi’ye döndü. 1921 yılı başlarında Cem’iyyet-i Ulemâ-i Hind’in çıkardığı Müslim (1925’ten itibaren Cem’iyyet) adlı gaze­tenin editörlüğünü yaptı. Cem’ıyyefteki bir seri yazısı el-Cihâd fi’l-İslâm adıyla kitap haline getirildi (A’zamgarh 1930], Bu yazılarında Hinduizm. Budizm, Yahu­dilik ve Hıristiyanlık’taki kutsal savaşla İslâmî cihadı karşılaştırıp cihadın güç­süzlerin (müstaz’af) sömürü, baskı ve zu­lümden kurtuluşunu sağlayan olumlu ve ahîâkî yönlerini ortaya koydu. 1920’li yıl­larda Hindistan Hilâfet Hareketi’ne katı­lan Mevdûdî yazılarında çoğunlukla müs-lümanların içinde bulunduğu kötü duru­mu ele aldı. Hilâfet hareketinin başarısız­lıkla sonuçlanmasının arkasından vuku bulan Hindu-müsiüman çatışmaları Mev-dûdî’nin fikir hayatında derin izler bıraktı. Bir ara, İngilizler’in Hindistan’ı işgaline karşı çıkarak burada yaşayan müslüman-ların Afganistan’a göç etmesi gerektiği­ni savunan Hindistan Hicret Hareketi’ne katıldı. Bu arada Ebüzziyâd Niyâzî’den “ders-i nizamî” denilen farklı bir yöntem­le Arapça, fıkıh, edebiyat, mantık ve ke­lâm okudu; ardından Fetihpûrî Medrese-si’nden de icazet aldı. Ayrıca İngilizce öğ­rendi.

1928’de Haydarâbâd’a (Dekken) donen Mevdûdî 1932’de Tercüm&nü’î-Kur^ân dergisinin editörlüğünü üstlendi. Bu der­gi vefatına kadar onun fikirlerinin yayıl­masında önemli bir işlev gördü. 1938’de Muhammed İkbal’in daveti üzerine Pathankod’a bağlı Cemâlpûr köyüne (Doğu Pencap) gidip bir eğitim ve araştırma ku­rumu olarak düşünülen dârülislâmın ku­ruluşunda görev aldı. Bu merkezde ilmî çalışmaların yanı sıra siyasî faaliyetlerde de bulunmak isteyince vakfın kurucula­rından bazılarıyla arası açıldı. 1939’da dâ-rüiislâmı bırakarak Lahor’a yerleşti.