Duygu ve Heyecanların Düzenlenmesi

0
284

 

Toplum, insan adı verilen varlıkların karşılıklı ilişkileri sonucunda oluşur. İnsan bir makina veya otomat değildir. O yalnız rasyonel değil, duygu ve heyecan yüklü bir varlıktır da. Fakat insanın duygu ve heyecan temeli birçok hissi durumu içine alır. Bu nedenle:

     Hissi durumlar iletilebilir ve anlaşılabilir olmalıdır.
     Hissi duygu ve heyecanlar zamanla sınırlı olmalıdır.
     Hisler toplum üyeleri tarafından, sosyal yapının yaşayabilmesi için üretilmelidir.

Her ne kadar biz; bir insan olarak akıllı varlıklar olduğumuzu her defasında ön plana çıkarır ve bununla övünmeye kalkışırsak da, veya kendimizi güdülerinin (motivlerin) doyumunu zekice yollardan sağlayan akılcı varlıklar olarak düşünmekten hoşlanırsak da -ki, bu bir dereceye kadar doğrudur- zannettiğimizden daha fazla duygusal olduğumuz da bir gerçektir. Günlük hayatımızın büyük bir bölümü çeşitli duyguların ve heyecanların izlerini taşır. Aynı gün veya hafta içerisinde sevinç ve keder, heyecanlılık hali ve düş kırıklığı, sevgi ve korku, umut ve umutsuzluk gibi duygu ve heyecanların yanısıra, daha pekçok diğerlerinin etkisi altında bulunuruz.
Esasen duygu ve heyecanlarımız olmasaydı hayat bir hayli sıkıcı olurdu. Duygu ve heyecanlar hayata renk katar, onun tuzu biberidir. Çeşitli davetlerin ve randevuların gerçekleşmesini sevinçle bekleriz. Vermiş olduğumuz iyi bir söylevin doğurduğu memnuniyeti hazla hatırlarız. Çocukluk günlerinin acı düş kırıklıkları bile hatırlandığında bir eğlence kaynağı olabilir. Ancak diğer taraftan, şiddetli ve kolay uyarılabilen heyecanlar bizi zor durumda bırakabilir. Bu nitelikteki heyecanlar sağlıklı kararlar vermemize engel olur ve dolayısıyla dostlarımızın bizden uzaklaşmasına sebep olabilir.  İşte burada toplumun, duygu ve heyecanları kontrol etmek ve belli bir yapıya kavuşturmak görevini üstlendiğini görüyoruz.
Davranış başlangıçta ferdidir. Duygu ve heyecana dayalı davranışlar da önce fertte ortaya çıkar ve gözlenir. Bununla beraber davranış sırf fertte kalmaz; fertler arası bir yapıya da dönüşür. Her toplum kendi sosyo-kültürel yapısı çerçevesinde ferdi davranışları toplumsal davranışa dönüştürür, onların yönünü tayin eder, belli kalıplar içerisine alır. Çoğu zaman fert duygu ve heyecanlarını bastırmak veya gizlemek zorunda kalır. Dahası bu duygu ve heyecanlara ait davranışları toplum üyelerine yayar, onları tipleştirir ve modelleştirir. Böylece fert ortak duygu ve heyecanları toplumla birlikte yaşar. Bu durum toplumun bütünlüğünü ve devamını sağlamada önemli bir etkendir.
Duygu eğitimine ailede başlanır. Hiçbir duygu ve heyecanın olmadığı ailenin yaşaması mümkün değildir. Duygu ve heyecanların ailede ortak bir yapı kazanması, aile üyelerinin psikolojik tatmin fonksiyonları arasında yer alır. Haz veya elem veren objelere (olay ve olgular dâhil) karşı ortak tutum, duygu ve heyecan davranışları göstermek aileyi bir arada tutar ve bütünleştirir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here