Mesnevi Nazım Şekli -Urdu Edebiyatında- Özellikleri, Örnekleri, Hakkında Bilgi

23

Urdu edebiya­tında mesnevinin ilk örneklerinin nerede ve ne zaman yazıldığı konusunda değişik görüşler bulunmaktadır. Bazı araştırma­cılar mesnevinin ortaya çıktığı bölgeyi Ku­zey Hindistan, bazıları ise Hindistan’ın gü­neyi yani Dekken olarak gösterir. Urduca mesnevinin ilk olarak Kuzey Hindistan’­da yazıldığını ileri sürenlere göre Fars ve Pencap dillerinde de şiirleri bulunan Çiştî sûfî Ferîdüddin Mes’ûd’un (ö. 664/1265) günümüze ulaşmayan tasavvufîbir ese­rindeki beyitler mesnevinin Urdu edebi­yatındaki ilk örneğidir. Ancak bu beyitle­rin tamamlanmış bir mesnevinin parçası olup olmadığı kesin biçimde ortaya konu­lamamıştır. Bazı araştırmacıların bu be­yitlerin ilk örnek oluşu konusundaki şüp­heleri dikkatlerin Urdu edebiyatının ilk merkezi kabul ediien Dekken’e yönelme­sine sebep olmuştur.

XIV. yüzyılda Türk asıllı şair Emîr Hüsrev-i Dihlevî’nin Halik Bârı adlı eseri Ku­zey Hindistan’da yazılıp günümüze ula­şan ilk mesnevidir. Bu eserin ona aidiyeti konusunda bazı şüpheler bulunmakla bir­likte onun bu adla Urduca bir mesnevi kaleme aldığı kesin olarak bilinmektedir. Hüsrev’den sonra Kebîr Dâs’ın Hint vezinlerini kullanarak telif ettiği Bâra Masa ile Kutbân’ın Haryani ve Apbhranaş dille­rine yakın bir dille yazdığı, Hindistan’da ilk romantik mesnevi sayılabilecek Mar-gâvatis) Urdu edebiyatının kuruluş dö­nemlerinde ortaya çıkmış mesnevilerdir. Kutbân’dan sonra Şeyh Hûb Muhammed Çiştî’nin Gucerât diliyle kaleme aldığını söylemesine rağmen bazı araştırmacıla­rın Urduca mesneviler arasında kabul et­tiği Hûb Tereng adlı mesnevisi gelir. Mu-hammad Efdal Pânîpatî’nin Hindistan’a has iklim ve tabiat özelliklerini anlatan Bukat Kahânî adlı eseri Kuzey Hindis­tan’da yazılan mesnevilerin güzel bir ör­neğini oluşturur.

Urdu edebiyatında ilk dönemlerde Fars­ça mesneviler örnek alınmış, bir kısım mesneviler Farsça’dan tercüme yoluyla, bir kısmı da Farsça mesnevilerindeki hi­kâyelerin Dekenî diline uyarlanması sonu­cu ortaya çıkmıştır. Gucerât ve Dekken’-de Urduca şiir söylenmeye başlandıktan hemen sonra XV. yüzyılın ortalarında Ben-menîler döneminde Fahreddin Nizamî, büyük kısmı günümüze ulaşan ve bazıları tarafından Urduca’nın ilk mesnevisi kabul edilen Kadam Râo Padam Râo hikâye­sini kaleme almıştır. Ahmednagarh şair Seyyid Şah Eşref Biyâbânî’nin Hz. Hüse­yin’in Kerbelâ’da çektiği sıkıntıları anlatan Nev Serhâr’ı da Urduca’nın erken dö­nem mesnevileri arasında zikredilebilir.