Mersiye Nedir, Özellikleri, -İran, Fars Edebiyatında- Hakkında Bilgi

33

İslâm’dan önce İran’da ilk yazılan mersiye hakkında ke­sin bilgi bulunmamakla beraber türün re­vaçta olduğuna dair bazı işaretler mev­cuttur. Merzkû adlı dinî önderlerden bi­rinin ölümü üzerine Eşkânî Pehlevîce ya­zılmış “Risâ-yi Merzkû” günümüze ulaş­mıştır. İslâmî dönemden İntikal etmiş en eski örnek ise İbn Hurdâzbih’in el-Mesâ-lik ve’l-memâlik’lnde yer alan, Ebü’l-Yenbagi Abbas b. Turhan’ın Semerkant’ın harabe haline gelmesi yüzünden Derî Farsçası ile yazdığı altı kıtalık şehir mersiyesidir. Târîh-i Sîstân’da Muhammed b. Vasıf Sistânfnin Saffârîler’in zaafa düş­tüğü 296 (908-909) yılındaki olayları konu alan kaside şeklinde on bir beyitlik mer­siyesi de eski örneklerdendir. Farsça’da müstakil mersiyesi günümüze ulaşan ilk şair Rûdekî’dir (ö. 329/940). Önceki şair­lerin bu genişlikte mersiye nazmettiği bilinmediği gibi güçlü ifadelerinden dolayı bu tür onunla başlatılmaktadır.

Konularına göre farklı özellikler göste­ren mersiyeleri sarayla, önemli kişi veya ailelerle (hanedan] ilgili olanlar, destanı, dinî, tasavvufî, felsefî ve sosyal konulu örnekler şeklinde gruplandirmak müm­kündür. Saray şairleri tarafından bir ba­kıma görev gereği hükümdar ve saray mensupları hakkında söylenmiş mersiye­lerin ilk örneği Ferruhî-i Sîstânî’nin Gazneli Mahmud’un ölümü üzerine (421/1030) yazdığı şiirdir. Enverî’nin kaleme aldığı bu tür mersiyeler zamanla kendine has ka­lıplar ve özellikler kazanmıştır. Etkisi XX. yüzyıla kadar süren bu özellikler, ne oldu­ğu hakkında cevap alınamayacağı bilin­diği halde soru sormaya yönelik bir plan, ölümü ifade etmek için kalıplaşmış iba­relerin kullanılması, ölüye hâlâ yaşıyor­muş gibi hitap edilmesi, ondan özür dilen­mesi, “eyvah! yazık!” gibi tabirlerin sıkça kullanılması, sık sık övgüye lâyık meziyet­leri konu edilerek ölenin sosyal mevkiine uygun imajlara yer verilmesi, ölü için yas tutan insanların ve tabiatın tasviri, öle­nin halefinden bahsedilmesi (taziye], öle­nin cennette mutluluğu için dua edilmesi gibi hususlardır. Taziye ile beraber onun yerine geçeni de tebrik eden (tehniye) mersiye türünün ilk örneğini Ebü’l-Ab-bas Fazl b. Abbâs-ı Rebencenî nazmet-miş olup şiirinde Sâmânî Hükümdarı Nasr b. Ahmed”in ölümü üzerine taziye ile bir­likte onun yerine geçeni tebrik etmiştir. Saray şairlerince teşrifata ait ve resmî ko­nulu mersiyelerin de söylendiği Am’ak-ı Buhârî’nin. Sultan Sencer’in kızı Mâh-Me-lek Hatun’un kendisi yerine oğlu Hamî-dî’yi sarayda görevlendirdiğinde yazdığı şiirden anlaşılmaktadır. Muizzî’nin Sultan Melikşah ve Nizâmülmülk’le ilgili mersi­yesi de bu nevidendir. Ayrıca Ferruhî-i Sîs-tânî, Sa’dî-i Şîrâzî ve Hâkânî-i Şirvânî’nin saray teşrifatıyla ilgili mersiyeleri vardır.