MERKANTİLİZM

294

 

MERKANTİLİZM

 

Feodalite’den
kapitalizme geçiş süreci içerisinde ticari kapitalizm dönemini İfade eder.
Avrupa’nın XV-XVIII. yüzyıllar ara­sını kapsar.

Rönesans ve Reform
hareketleriyle hı-ristiyan dininin kapitalizm önündeki engel­leri kaldırılmış
ve bir yandan protestanhk, bir yandan da laisizmle feodalitenin en önemli
kurumu olan kilise, siyasi iktidar«Jı-şına itilmeye başlanmıştı.

Haçlı Seferleriyle
denizaşırı sömürgeci­liği Roma’dan sonra yeniden tadan Avrupa, deniz
keşifleriyle hammadde ve emek (kö* le) alım sahaları ve mamul madde sürüm
sahalan elde etmiş, aynı zamanda Hindistan yolunu Atlantik, Ümit Bumu ve Hint
Okya­nusuna çevirerek Osmanlı devletini aradan çıkarmak istemişti.

Yeni keşfedilen
Amerika’dan getirilen gümüşler piyasalarda bir hareket yaratmış, ticaret İçin
kâr imkanlarını genişletmiştir. Feodal soylular (senyörler) giderek
fakirle-şerek geçimlilik tarım ekonomisi yıkılmış ve şehirler kalabalıklaşmaya
başlamıştır.

Şehir ekonomilerinde
küçük sanayi (korporasyonlar) önem kazanmış, ev-sana-yiinin gelişmesiyle sanayi
üretimi büyük ölçüde sermayenin denetimi altına girmiş­tir. Şehirlerin
güçlenmesiyle yeni bir şehirli sınıf (burjuvazi), kapitalizmin hakim sınıfı
olmaya başlamıştır.

Aydınlanma çağında
akıl, hıristiyanlığa rakip hale gelirken teknolojik keşifler yo­ğunlaşmaya ve
bu keşifler üretime sevke-dilmeye başlanmıştır. Tarımda da kapita-listleşme
başlamış ve özellikle İngiltere’de tarımsal topraklar, yünlü dokuma sanayii
için hayvancılığa ayrılmaya başlanmıştır. (Endosure hareketi). Böylece
topraksız ka lan köylü, proleter zümresine katılmaya başlamıştır.

Merkantilist dönemde
deniz ticareti ön plandadır. Ortaya çıkan milli ve merkezi devletler hem siyasi
parçalanmaya dayanan feodal iktidarların yerini alıyor, hem de dış ticarete
yakından destek veriyordu.

Devlet dış piyasalarda
rekabet eden tüc-canyla adeta aynileşmekte, ona monopol oluşturmak gibi her
türlü imkanı tanımak­taydı. Bunun için de merkezi devletlerin güçlenmesi
gerekmekteydi. Bu ayniyet, merkantilistler tarafından tüccarların men­faatiyle
milli menfaatlerin özdeş olduğu şeklinde ifade edilmiştir.

Kısaca merkantilist
dönem, merkezi devletlerin ortaya çıktığı, dış ticarete ve sö­mürgecilik
yoluyla sermaye birikiminin sağlandığı, sanayi kapitalizminin fikri ve maddi
ortamının hazırlandığı dönemdir.

Ticari kapitalizmin
ideolojisi olarak merkantilizm, dış ticarete ve paraya önce­likli yer verir.
Buna göre zenginliğin kayna­ğı para, yani altın ve gümüş, bunun da kay­nağı,
dış ticaret fazlası verilmesidir. Yine bunun için ithalat azaltılmalıdır.
Ülkede ya­pılan malların ithali ve ülke içinde işlenen hammaddelerin ihracı
yasaklanmalıdır. Merkantilisüer buna dayanarak dış ticarette himayecilik
(korumacılık) siyasetini ve yüksek gümrük duvarlarını savunmuşlar­dır.

Bu politikalarda ülke
içinde kıymetli maden, dolayısıyla para arzının arttırılma­sını savunan ilk
merkantilistler, bunun Ülke içinde fiyatların yükselmesine sebep olaca­ğını,
bunun da ithalatı arttırıp ihracatı azal­tacağını farkedememişlerdir. Ancak
XVII. yüzyılın sonlarından itibaren merkantilist­ler bu görüşü terketm işler ve
servetin kay­nağı olarak değerli madenlerin yerini yerli sanayi almıştır.

Merkantilistler,
ticari sermayenin art­masını sağladığı için kamu harcamalarının arıtırı 1
maşındım yana idiler. Yine merkanti­lizm, artan nüfustan yanadır. Çünkü kalaba­lık
nüfus, bol ve ucuz işgücü demektir. Bu da düşük ücretler ve ülkenin dış
pazarlarda rekabet şansının artması anlamına gelir. Sö­mürgeciliğin teşvik
edilmesinin bir sebebi de sömürgeleştirilen toprakların köle kay­nağı olmasıdır.
Merkantilist devletler dış ti­careti ve sömürgeleri korumak için güçlü ordulara
sahip olmuşlardır.

Merkantilizm, kesin
olmamakla birlikte dört grupta toplanabilin Kıymetli maden sağlamak için
İngiliz merkantilizmi daha çok dış ticarete; özellikle XVII. yüzyıl son­larındaki
Fransız merkantilizmi yerli sana­yie; Alman merkantilizmi devletin güçlü
olmasına; ispanyol merkantilizmi ise biza­tihi kıymetli maden biriktirmeye önem
ve­rir.

Merkantilistler para,
servet, nüfus, dış ti­caret gibi konulara Önem vermişler ve bunu bazan politik
aritmetik dedikleri, rakamsal çalışmalarla yapmışlardır. Bu çalışmalar
“ekonometri”nin ilk örnekleri sayılabilir. Dış ticaret bilançosu da
merkantüistlerin geliştirdikleri önemli bir analiz aracıdır. Yi­ne onlar para
arzının artmasıyla, fiyatların yükseldiğini görerek, basit sekliyle, miktar
teorisine ulaşmışlardır.

Ahmet TABAKOĞLU

 

Önceki İçerikMERİTOKRASİ
Sonraki İçerikMERKEZ BANKACILIĞI