MEKANİKÇİLİK

193

 

MEKANİKÇİLİK

 

Genel olarak olay ve
olguların mekanik ilkelerle açıklanabileceğini ileri süren fel­sefi öğreti.
Buna göre bütün olay ve olgular hareket eden maddenin bir sonucudur ve onun
yasaları ile açıklanabilir. Neden ve so­nuca, yani nedenselliğe karşı olmak
öttae evreni açıklamada bütüncül bir ÖğretiÖir.

Böyle bir öğreti
doğayı, tüm fonksiypn-1 arın in parçalan tarafından otomatik bir tarzda idare
edildiğine inanılan bir bütüne,     land,
Buchner, Vogt, Haeckel, Cabanis, bir makinaya benzetir.                                   Huxley,
Moleschotte, Helvetius, Diderot Biyolojide mekanikçilik ise, tüm orga-      gibi birçok filozofu etkilemiş ve onların
gö-nik olayları mekanik ilkelerle açıklamaya      rüşleriyle değişik biçimler almışlardır, çalışan
öğretiye verilen addır. Bu öğreti         
Descartes(1596-1650)’a göre maddenin tüm biyolojik yasaların fizik ve
kimyanın      özü uzamdır ve tüm fiziksel
fenomenler yasaları tarafından oluşturulabileceğini ile-      mekanik yasalarca açıklanabilir
yapıdadır, ri sürer. Biyolojik mekanikçilik bu anlam-      İlkçağ mekanizmi fiziksel fenomenleri,
da, vitalizme karşıt bir öğreti olarak geliş-      mekan ve mekansal hareketlerle açıklama­mıştır,                                                         
ya çalışır ve bu noktada dinamizme muhalif Kozmolojide ilk olarak
Leukippos ve      bir tutum sergiler.
Descartes ise maddeyi Demokritos (M.Ö. 460-370) taraflarından      uzam ile izah eder. O’na göre boşluk
yoktur, geliştirilen bu öğretiye göre doğa, uzay ve      Çünkü böyle bir şey sözkonusu olsaydı,
sürekli hareket halinde bulunan atomların     
maddenin sürekliliğinden söz edilemezdi, temel yapı özellikleri ve
ilkeleriyle açıkla-      Bu anlamda
Descartes,. uzam (extension) nabilir. Demokritos’un bu mekanik evren      ile hareketi, maddenin ve doğanın
açıklan-anlayışı, kendinden önceki Anaksagoras’ın      masında iki gerekli ve yeterli şart
olarak gö-teleolojik açıklamasına bir karşıt tez niteli-      rür. Şu sözü bu görüşünü iyi bir şekilde
yan-ğini taşır. Amaç (telos) kavramına karşı çı-      sıtır: “Bana uzam ve hareket verin,
dünyayı kan Demokritos, aynı zamanda Empedok-      yeni baştan düzenleyeyim.”
“Evren, herşe-les’in rastlantı kavramım da kabul etmez.      yin biçim ve hareket tarafından
gerçekleşti-O’na göre evrende olup biten olaylar, zo-      rildiği bir makinadır” sözü de onun
meka-runlu olarak oluşur. Demokritos’un bu me-      nist anlayışının en belirgin ifadesidir,
kanisi açıklamasının sadece evren tasan-          Evrene getirilmeye çalışılan açıklama
mında değil, ruhun açıklanmasında da kul-     
yanında Descartes hayata ve hayati olaylara lanıldığı
görülmektedir.                                
da mekan isi bakış tarzım uygular. Hayatın Demokritos’la tohumlan atılan
böyle bir      biyolojik mekanikçilik
açısından ele alıni-mekanist anlayışın llkçağ’da pek de tutul-      şiyla da Descartes’da karşılaşmaktayız. O
duğunu ve yandaş bulduğunu söyleyeme-     
hayatın kimyasal olgular ve olaylarla oluş-yiz. Bunun nedeni olarak da
genelde Aris-      tuğunu ve bunun
dışında bir anlama da sa-loteles’in dört sebep prensibi gösterilir.           hip olmadığını belirtir. Bu nedenle
o, kendi-Bu Öğretinin, yüzyıllar sonra tekrar Ga-      sinden bir yüzyıl sonra La Mettrie’nin
“Ma-üleo ile Piskopos Pierre Gassendi’nin, Epi-      kina insan “ma (L’Homme Machine)
öncü-kuros’un felsefesini ele alırken Demokri-      lük edecek olan “Makina Hayvan”
metafo-tos’a uzanan çalışmasıyla birlikte yeniden      ruyfa düşüncesini ifade yoluna
gidecektir, gündeme getirildiği ve sonra 17. yüzyıl me-          Daha sonraki dönemlerde Dobert Böyle,
kanık füozoflannca geliştirildiği görül-    
küçük cisimciklerin muhtelif şekillerde bi-mektedir. Başta Descartes
olmak üzere 17      çimlenmesi ve hareket
etmesi anlamına ge-ve 18. yüzyıllarda gelişen yer ve gök meka-      ten fiziksel fenomenlerin açıklanmasını
ih-niği ile rağbet gören Mekanikçilik, Hobbes,      tiva eden “Mekanik Felsefenin
inançlarTıu Priestley, La Mettrie, Baron d’Holbach, To-      gösterdi. Bu felsefenin daha sonraki
izleyiçileri ise, temel olarak “özsel formları”, “gizli
nitelikleri” ve “özsel ilkeleri” vs, bi­limden uzaklaştırma
yoluna gitmişlerdir. Bu ve benzeri anlayışlar mekanikçi filozof­lar nazarında,
yeni matematiksel metodlar-la ilişkisi kurulamayan, modem açıklama­lara ve daha
sonraki gelişmelere engel ola­bilecek olan sanılar niteliğini taşımakladır­lar.

17. yüzyıl
mekanizminin ivme kazandır­dığı Önemli sorunlar arasında, Galileo ve Locke
tarafından ortaya atılan, birincil ve ikincil nitelikler arasında yapılan ayrım
başka gelir. Bu ayrım, Kartezyen dualizmin de benimsediği önemli bir ayrımdır.
Diğer bir soru da Böyle tarafından taştışılan, me­kan iksel I iğin, teleolojik
açıklama veya ev­renin planlara, modellere sahip olduğu yo­lundaki
açıklamalarla birleştirilip birleşti-rilemeyeceği sorunudur.

Descartes’ın vücuda
bir mikana benzet­mesiyle yaklaşımı, psikoloji tarihinde çok derin etkilere
neden olmuştur. Bu görüş, hayvanları bir organizma olarak gören Aristotelesçi
anlayışa alternatif olarak kar­şıt bir kutupta gelişmiştir. Bu karşıt tutum
(mekanikçi anlayış), hayati süreçlerin açık­lamasını fiziksel ve kimyasal
terimlerde arama eğilimi göstermişlerdir.

Biyoloji alanındaki
sonraki gelişmeler (mesela Kantçı okul), psiko-kimyasal açık­lama modellerinin
mümkün olduğu oranda devam ettirilmesi yolunda bir eğilim gös­termiştir. Bu ve
buna benzer izah tarzları, tüm hayat gerçeklerinin açıklanmasında yetersiz
kalmaktaydı. Psikoloji metodlan, bu noktada, devam etmekte olan mekanik
izahlara ister istemez öncülük etmiştir. Fa­kat 18. yüzyıla kadar biyologlar,
yaşayan şeylerin asıl tabiatlarının kavramlaşorılma-sında kesin bir ayrım
yapmışlardır. Bîr uçta

La Mettrie, Theodor
Schwan, Jacques Loeb ve bazı biyokimya ve sibernetik çalışan 20. yüzyıl
düşünürleri gibi, inorganik doğanın kanunlarıyla izah edilemeyen, yaşayan or­ganizmaların
görünüşleri olmadığını, ileri süren filozofları, diğer uçta ise, her yaşayan
şeyde bir tür öz (entelekheia) ve hayati ilke, hayati güç veya irade
bulunduğunu ileri sü­ren vitalisüer bulunmaktadır. Mekanikçili­ğin karşı
kutbunda yer alan bu anlayışa göre öz (entelekheia), organizmadaki bütünleyi­ci
süreci açıklamak için kullanılır. Meka­nikçi İcrin bakış açısına göreyse
canlılar, kendi içlerinde bir hayati itki veya irade, bir hayati güç
taşımazlar. Tüm organik olayları yönlendiren tek sebep mekanik yasalardır. Bu
hayat anlayışıyla mekanikçilik vitaliz­me karşıt olduğu gibi, finalizme
(erekçilik, gayecilik) de karşıttır. Mekanikçilik-amaç-lılık karşıtlığı, İlkçağ
Demokritos-Aristote­les karşıtlığına kadar uzanan bir tarihsel so­runu
bünyesinde barındırmaktadır. Aristo* teles’in dön neden ilkesinde amacı da bir
hareket ve oluşum nedeni olarak belirtmesi aynı zamanda İlkçağ atomcu
antoyüjmfcl mekanikçi yorumuyla bir karşıtlığı da gOA* deme getirmişti.                                   

Mekanikçiliğin
biyolojide organizma­nın ve hayati fenomenlerin açıklamasında vitalizm ve
finalizm ile karşıt bir tutum ser­gilemesi nin yanında fizikte, fiziksel feno­menlerin
izahında da dinamizme muhalif bir tutum içindedir. Dinamizm, güç veya kuvveti
madde ile birleştirir ve hareketi, maddenin devingen gücü, onun bir görünüş
biçimi olarak açıklar. Mekanikçilik ise ha-reketsel gücü maddeden ayrı tutar ve
varlı­ğın dışında kabul eder. Hareket için madde* ye dışardan bir kuvvet
uygulanır. Bu nokta­da mekanikçilik, metafizik bir yapı da ka­zanmaktadır. Bu
anlayış, 17. ve 18. yüzyılarda da maddecilik ile birleşerek La Mett-rie, Baron
d’Holbach, Helvetius gibi meka­nik maddecilerin yetişmesine sebep olmuş­tur.
Newton’un mekanik yasaları, bu düşü­nürlerin bilimsel dayanaklarının başında
gelmekteydi. Fakat maddecilikte görülen bu mekan i kç i eğilim, daha sonraki
yüzyıl­larda diyalektik anlayış ile yıkılacaktır.

Mekanikçiliğin ışık
hakkındaki açıkla­malarını da Ne w ton, Huygens Maxvell’dc görmekteyiz.

(SBA)

Bk. Atomculuk.