Mehmet Besim Darkot Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

39

Mehmet Besim Darkot (1903-1990) Cumhuriyet döneminin ilk büyük coğrafyacılarından biri.

17 Şubat 1903’te Üsküdar’da doğdu. Babası, Enderun’da yetiştikten sonra II. Abdülhamid tarafından şehzade Abdülkadir Efendi’nin lalalığına yükseltilen Mehmed Âsaf Bey, annesi Tevhide Safiye Hanım’dır. Kadıköy Osman Gazi İlkoku­lu ile Kadıköy Sultânîsi’nden sonra İstan­bul Erkek Muallim Mektebi’nde okudu. 1923’te mezun olduktan sonra ilkokul fünun’un Coğrafya Dârülmesâisi’ne de­vam etti. 1928’de burayı bitirince Fran­sa’ya gönderildi ve 1928-1932 yıllarını Strasbourg Üniversitesi’nde geçirdi. Fran-sa’daki tahsilinin son yılında Cezayir’de araştırmalar yaptı ve “Cezayir Yüksek Ovalan” adlı tezle “yüksek etüt diploma­sı” aldı. 1932’de Türkiye’ye döndü ve Dârülfünun’da müderris muavin vekili ola­rak göreve başladı. 1933’te “Kurak Böl­geler Morfolojisi” başlıklı teziyle doktor unvanını aldı ve doktoradan sonra tabii coğrafya müderris muavinliğine getiril­di. Aynı yıl Darülfünun lağvedilip İstan­bul Üniversitesi adıyla ve yeni şekliyle açılınca Türkiye ve Ülkeler Coğrafyası do­çentliğine tayin edildi; 1940’ta profesör­lüğe, 1956’da da ordinaryüs profesörlü­ğe yükseltildi. İstanbul Üniversitesi Ede­biyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nden başka İstanbul Siyasal Bilgiler Okulu, Yüksek Ticaret Okulu, İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü’nde ders verdi; 1941-1946 yılları arasında Yüksek Öğretmen Okulu’nun müdürlüğünü yaptı. 1973’te emekli olan B. Darkot 1 Nisan 1990 günü İstanbul’da öldü ve Karaca-ahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Eserleri. Yayın hayatına erken başla­yan Darkot. önce İlk Mekteplerde Coğ­rafya Muallim Kitabı adlı eserini yayımlamıştır[548]. İlkokul çocu­ğuna coğrafyanın nasıl öğretileceğini an­latan pedagojik mahiyetteki bu esere o yıl Maarif Vekâleti tarafından mükâfat da verilmiştir. 1932-1943 yılları arasın­daki dönemde yaptığı araştırmaların ço­ğu fizikî coğrafya ile ilgili olup özellikle üzerinde durduğu konulardan biri de İs­tanbul ve Çanakkale boğazlarının meyda­na gelişi hususudur. 1938’de neşrettiği Coğrafî Araştırmalar adlı eserinde boğazların menşeinden başka Türkiye’de iklim değişiklikleriyle ilgili olarak meyda­na gelen morfolojik şekillenmeler. Ege haliçlerinin oluşumu gibi konularda orijinal görüşler ortaya koymuştur. Türki­ye’de sıcaklığın ve yağışların dağılışı hak­kındaki çalışmaları ve yaptığı ilk renkli “Türkiye Yağış Haritası” önemlidir. Ülke­mizde ilk defa gerçek izotermler dene­mesini de yine o yapmıştır.

1941’den sonra Besim Darkot’un Tür­kiye’nin coğrafî bölgelerini sınırlandır­mak, daha iyi tanıtmak ve bunları alt yörelere ayırmak hususunda büyük bir gayret sarf ettiği görülür. 1941 Hazira­nında Ankara’da toplanan ve özellikle coğrafî bölge sınırlarının çizilmesi üze­rinde duran I. Coğrafya Kongresi’nde çok etkili bir rol oynamıştır. Burada kabul edilen bölge ayırımı tamamen onun ha­zırladığı ve teklif ettiği rapora uygun ola­rak çıkmıştır. 194O’lı yıllardan hayatının sonuna kadar en çok zaman ayırdığı ko­nulardan biri de Türkiye şehirlerinin ta­rihî coğrafyası olmuştur. Ayrıca Millî Eği­tim Bakanlığı’nca çıkarılan tsldm Ansik-lopedisi’nde madde yazarı ve redaktör olarak görev yapmıştır.

Darkot’un yayınları arasında öğrenci kitapları da önemli bir yer tutar. Bu ya­yınlar serisine ilk önce derslerinde okut­tuğu Kartoğralya Dersleri adlı eserle başlamış, bunun arkasından Ekonomik Coğrafya, Av­rupa Coğrafyası ve Türki­ye İktisadi Coğrafyası’nı yayımlamış, emekli olduktan sonra da bu diziye Ege Bölgesi Coğrafyası ve Marmara Bölgesi Coğrafyası’nı eklemiştir. Çalışmaları arasında yer alan ve Millî Eği­tim Bakanlığı’nca bastırılarak okullara dağıtılan 1 / 800.000 ölçekli renkli Tür­kiye duvar haritası ile. Ka­naat Yayınları arasında çıkan 1954’te hazırladığı “Balkan Yarımadası Haritası” en önemlileridir. Özellikle Balkanlar ha­ritası üzerinde eski ve yeni yer adları bir­likte zikredilmiştir; harita bu yönüyle tarihî coğrafya açısından da önem taşı­maktadır.

Besim Darkot, Türk coğrafyacılarının fazla ilgilenmedikleri “sema hareketleri”ne de eğilmiş ve bu konuda “Kâtib Çe­lebi-İbrahim Müteferrika ve Sema Hare­ketleri”, “Sema Hareketleri ve Doğu Âlemi” adlarını taşıyan iki makale yayım­lamıştır. Bu makalelerde, dünyayı kâina­ta merkez alan Batlamyuş nazariyesine  (geocentrik sistem) karşılık güneşi kâina­tın merkezi sayan (heliocentrik sistem) gö­rüşün Copernicus’ten çok önce İbn Bâcce ve Nasîrüddin-i Tûsî gibi İslâm âlim­leri tarafından savunulduğunu, en azın­dan bu âlimlerin Batlamyus sistemini benimsemediklerini dile getirmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi