Mehmed Tevfık Bosnevi Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

32

Mehmed Tevfık Bosnevî (ö. 1866) Halveti-Şâbânî şeyhi.

Bosnevî nisbesinin doğum yeri veya memleketinden hangisini belirttiği ko­nusunda bilgi yoktur. Vefat ettiği sırada altmış üç yaşında olduğu şeklindeki bil­giden hareketle 1220 (1805) yılında doğduğu söylenebilir. Öte yandan kaynak gösterilmeden 1200′-de (1785) doğduğu da kaydedilmiştir. Fatih’te Zeyrek Hamami’nı işlettiği için Hammâmî, Unkapanı civarındaki konağın­da ikamet ettiği için Unkapanîve Kuşadalı İbrahim Efendi mensupları arasında da “Büyük Aziz” diye anılır.

Hayatının ilk dönemleri, ailesi ve öğre­nim durumu hakkında yeterli bilgi bulun­mayan Mehmed Tevfik Efendi muhteme­len gençlikyıllannda Hüsrev Paşa adlı bir zatın hizmetine girdi, ardından onun kâh­yası oldu. Tasavvufla bu dönemde ilgilen­meye başladı. Sırasıyla on tarikata intisap ederek başta Nakşibendiyye olmak Dzere birkaç tarikattan hilâfet aldıktan sonra Sa’diyye tarikatından Samatya’daki Etye­mez Dergâhı şeyhi Mustafa Vehbi Efendi’ye intisap etti. Seyrü sülûkünü tamam­layıp bu tarikattan da hilâfet aldı. Bir süre sonra istiğrak haline girerek günde 40.000 adet “yâ kahhâr” zikri çekmeye başladı. Şeyhine başvurup eşyadan ken­disine “enelhak” sesleri gelmeye başla­dığını söyledi ve derdine çare bulmasını istedi. Ancak şeyhi tarikatlarında böyle bir şey olmadığını belirterek bununla meşgul olmamasını istedi. Mehmed Tev­fik Efendi’nin durumunu yakından takip eden Hüsrev Paşa, ona dönemin büyük mürşidi Halvetî-Şâbânî şeyhi Kuşadalı İb­rahim Efendi’ye gitmesini tavsiye etti. Kuşadalı’nın huzuruna kâhyalara has gös­terişli bir kıyafetle çıkan Mehmed Tevfik Efendi beklediği ilgiyi bulamadı ve ikinci görüşmeye derviş kıyafetiyle gitti. Kuşa­dalı ona dervişe benzediğini söyleyince o da intisap ettiği şeyhleri, içinde bulundu­ğu hali anlattı, ayrıca kendisinin halife ol­duğunu belirtti. Bu görüşme sırasında Kuşadalı, şimdiye kadar yaşadıklarının seyrü sülûküne sayılacağını bildirerek onu müridliğe kabul etti. Bosnevî bir mektubunda Kuşadalı’­nın kendisini müridliğe kabulünü kurtu­luşu olarak nitelemiş ve onun mübtedî müridi olmayı beş altı tarikatın hilâfetine tercih ettiğini söylemiştir.