Mehmed Celaleddin Dede Kimdir, Hayatı, Sanatı, Hakkında Bilgi

0
40

Mehmed Celâleddin Dede (1849-1908) Mevlevî şeyhi, şair, bestekâr ve tamburi.

8 Rebîülevvel 126S’te (2 Şubat 1849) İstanbul’da Yenikapi Mevlevîhânesi’nde doğdu. Mesnevîhan Osman Selâhaddin Dede ile Münîre Hanım’in büyük oğludur.

Kendi oğlu Burhâneddin’e nisbetle Ebü’l-Burhân olarak da anılır. Mehmed Ziyâ’nın Yenikapı Mevlevîhânesi adlı eserin­deki kayda göre babasının İstanbullu Kaldırımîzâde Ahmed Efendi’den icazet aldığı tarihte (1275/1858-59) “bed’-i besmele” etti ve on İki yaşla­rında Dâvud Paşa Rüşdiyesi’ne girdi. Bu­rada Arapça’yı “Molla Câmî’ye kadar oku­du. Mezun olduktan sonra gerek mevlevîhânede gerekse mevlevîhâne dışında pek çok kişiden ders alarak kendini yetiş­tirdi. Babasından Meşnevî ile beraber Celâleddin ed-Devvânî’nin ez-ZevrcP ve’l-Havrâ adlı eserini okumasının yanında Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin Fusûsü’l-hikem’inden icazet aldı. Bu arada Kocamustafapaşa’da Küçük Efendi Tekkesi şeyhi Hafız Gâlib Efendi ile Koca Mustafa Paşa Medresesi hocalarından Mustafa Efendi’den Molla Câmî okuyup Arapça’­sını ilerletti. Filibeli Mahmud Efendi’den tasavvurât, tasdîkât, akâid ve meânîgibi ilimleri öğrendiyse de hocasının vefatı do­layısıyla icazet alamadı. Ayrıca babasının hocası Tunuslu Mustafa Efendi’den el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye ve Sahîh-i Buhârî okudu.

Konya’da çelebilik makamında bulu­nan Saffet Çelebi’nin izniyle 1869’da in­zivaya çekilen babasına vekâleten muka­beleye çıkmaya ve ism-i celâl zikrine baş­ladı. On sekiz yıl devam eden bu vekâle­tin ardından babasının 18 Cemâziyelevvel 1304 (11 Şubat 1887) tarihinde vefatıyla mevlevîhâneye asaleten şeyh tayin edil­di. 21 Aralık 1887’de Eskişehir Mevlevî­hânesi postnişini Hasan Hüsnü Dede’den Meşnevî icazeti aldı. Bu sırada Konya’da çelebi olan Abdülvâhid Çelebi tarafından 1888 Ağustosunda meşihatı yenilendi ve 16 Ağustos 1891 ‘de kendisine hilâfetnâ-me verildi. Mehmed Celâleddin Dede ayrıca, babasının da hocası olan Trablusgarplı Mustafa b. Osman Şebnî’den Şâzeliyye ve Kâdiriyye hilâfeti. Mayıs 1895’-te İmdâdullah Fâruki Efendi’den Çiştiyye (Çeştiyye) icazet ve hilâfeti aldı. Kendisi de İmdâdullah Efendi’ye mevleviyye hilâfeti verdi. Şeyh tayin edildikten sonra muka­bele günleri okuttuğu Mesnevi dersle­rine vefatından bir buçuk yıl öncesine kadar devam etti. Şeyh dairesinin büyük odasında cuma geceleri Mecdüddin Feri­dun Sipehsâlâr’ın Farsça Menâkıb-ı Sipehsâlâr’ını okutarak tasavvufî bilgiler de verdiği derslerini ölümünden bir yıl ön­cesine kadar sürdürdü.