Mehmed Ahi Çelebi Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

39

Mehmed Ahî Çelebi (ö. 930/1524) Fâtih, II. Bayezid, Yavuz ve Kanunî devirlerinde yaşayan ve iki defa hekimbaşılık yapan bir Türk tabibi. 835 (1432) yılında doğdu. Adı kay­naklarda Ahmed ve Mahmud olarak da geçmektedir. Daha çok Ahî Çelebi is­miyle şöhret bulmuştur. Babası Tabip Kemâleddin aslen Tebrizli olup Kasta­monu’da Candaroğlu İsmail Bey’in hiz­metinde iken bu beyliğin Fâtih Sultan Mehmed tarafından Osmanlı Devleti’ne ilhakı (1461) ve İsmail Bey’in de Rume­li’de kendisine verilen yere gitmesi üze­rine İstanbul’a geldi ve Mahmutpaşa’da açtığı bir yerde mesleğini devam ettir­di. İlk tıbbî bilgileri babasından öğrenen Ahî Çelebi, onun ölümünden sonra dev­rin büyük hekimleri Kutbüddin ile Altunîzâdeden ders alıp kısa zamanda mes­leğini ilerletti ve önce Fâtih Dârüşşifa-sı’na hekim, sonra da başhekim oldu. II. Bayezid’İn saltanatı sırasında hüküm­darın teveccühünü kazanarak mutfak eminliğine. arkasından da hekimbaşılığa getirildi. Dört buçuk yıl bu görevde kalan Ahî Çelebi, Sultan Bayezid’İn ölü­mü üzerine geleneğe uyularak azledildi. Bir müddet sonra Yavuz onu tekrar hekimbaşılığa getirdi ve Mısır seferine be­raberinde götürdü. Yavuzun ölümün­den sonra hekim basıl ıktan tekrar azle­dildi. [25 Şevval 926/8 Ekim 1520]

Kay­nakların belirttiğine göre. yaşı doksanı geçmiş olduğu halde, hacdan dönerken Kahire’de ölmüş ve İmam Şafiî’nin kab­ri civarına defnedilmistir.

Ahî Çelebinin en önemli eseri. II. Ba­yezid devrinde Türkçe olarak kaleme aldığı, böbrek ve mesane taşlarına ait on bölüm halindeki Risâle-i hasâtü’i-kilye ve’l-mesâne’dir. İstanbul kütüp­hanelerinde çeşitli yazmaları bulunan eseri Âkil Muhtar Özden, hakkında yaz­dığı bir makalede incelemiş, Saim Erkun da Türkçe ve İngilizce olarak neşretmiştir. Ahî Çelebi’nin bun­dan başka Farsça yazdığı el-Fevâdü’s-sultâniyye fi’l-kavâcidi’t-pbbiyye ile Risale’û’t-tıb ve Mesnevlü’t-tıb adlı iki Türkçe eseri daha tesbit edilmiştir. Bur­salı Mehmed Tâhir, Ahî Çelebi’nin İbnü’n-Nefîs’in Mûcez’ini Türkçe’ye çevirdiğini yazıyorsa da bu konu tartışmalıdır.

Ahî Çelebi, babasından miras kalan ve kendisinin elde ettiği Çorlu, Edirne. Hayrabolu ve Şile’de kırktan fazla köy ile İstanbul’da bir hamam ve çok sayıda dükkândan meydana gelen büyük bir servete sahipti. Bu serveti. Edirne’de yaptırdığı medrese ve mektep ile İstan­bul’da Yemiş İskelesi’nde yaptırdığı, Kanlı Fırın Mescidi diye de tanınan ca­miine vakfetmiş, ayrıca vakıflarının ge­lir fazlasının da (zevâid-i evkaf) Medine fakirlerine gönderilmesini vasiyet et­miştir. Bugün İstanbul’da bir mahalle, Edirne’de bir köy ve Bulgaristan’da bir yayla Ahî Çelebi’nin adını taşımaktadır.

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi