Medya Sosyolojisi: Biyolojik, Kişisel ve Kişiler Arası Yapılar

Biyolojik, Kişisel ve Kişiler Arası Yapılar

İnsan vücudu DNA yapısından ve hücrelerden
başlayarak organ sistemlerine kadar bütünleşen bir yapıya sahiptir.
Bu dinamik sisteme “homoestasis sistem” (kendi kendini
düzenleyen sistem) denir. Organizmalar sürekli iletişimlere sahiptir. Vücuttaki
iletişim, sinir sistemi ve endokrin/salgı sistemi ile gerçekleştirilir.

Sinir sistemi tüm vücut organlarının çalışmasını,
durumunu ve organlar arası ilişkileri kontrol eder ve düzenler.

Salgı sistemi, vücudun ilgili parçalarıyla
salgıbezlerinden kana hormonlar salarak iletişimde bulunur.

İnsanın doğal içsel sisteminden hareket
ederek toplumsal sistemi açıklamak sosyolojide ve sosyal psikolojide oldukça
yaygındır. “Homeastis” anlayışından (kendini koruma) ve mikrobiyolojiden
beslenen sosyoloji ve sosyal psikoloji ciddi sorunlara ve özellikle gaddarlıkların
ve yanlışların meşrulaştırılmasına dayanır.

İnsanın içsel sistemi iki bütünleşik yapıdan
oluşur:

1) Biyolojik yapı ve bu yapıdaki biyolojik
iletişim.

2) Düşünsel yapı ve bu yapıdaki kendisiyle
iletişim.

Birey kendini, düşüncesini ve ilişkilerini,
kendisini içinde bulduğu koşullarda inşa eder.
Dolayısıyla,
içsel sistem kesinlikle insanın yaşadığı toplumsal ve fiziksel çevreden bağımsız
bir niteliğe sahip değildir.

Kişinin “BEN” diye kendine özne olarak bakışı
kendisini nasıl algıladığını ve değerlendirdiğini gösterir. Kişinin kendine bakışı,
başkalarından geçerek “karşısındakinin veya başkalarının onu nasıl görecekleri”
endişesini (düşüncesini) de taşır.

Biz önce diğer insanların gözüyle görürüz;
dolayısıyla diğer insanların düşündükleri ve söyledikleri bizim kendimizi algılamamızda
temeli oluştururlar.

“Tüketiyorum o hâlde varım”

Varlığını tüketimden geçerek tanımlayan bir
insan, bilişsel olarak zavallılaştırılmış ve vicdansal olarak vicdanını mal
sahipliğiyle ve gösterişle biçimlendirmiş bir yaratıktır.
Korumak ve övünmek için hiçbir şeyi olmayanlara, korumak ve
övünmek için soyut inançlar ve tüketim malları verilmiştir eğer satın
alabilirlerse.

Kişiliğin biçimlenmesi ve gelişmesinde önde
gelen evrensel etken ailedir.

Kendiyle
İletişimin Temel Aşamaları

Bilgi toplama

Bilgi/enformasyon süreçten geçirme

Karar verme

KİŞİLER
ARASI SİSTEMDE İLETİŞİM

Kişiler arası iletişim bireyler arası ikili
ilişkileri içeren amaçlı girişimlerdir.

Dışını
anlama
: Kişiler arası iletişim insanın
kendini ve dışını anlaması ve anlamlandırmasını gerektirir.

İnsan kendini ve dışını tanımaya başladığında,
ilk ve en yoğun yaptığı faaliyet kişiler arası olandır.

Kişiler
arası iletişim
de araçlar insanların sesinin,
gözünün, dilinin ve kulağının uzantısı olarak geliştirilmiş medyadır.

Yüz yüze iletişimde iletişimin gerçekleşmesi
için kullanılan araçlar doğal araçlardır.
Yüz
yüze ilişkide zaman ve mekânda birlik vardır.

Tekil konuşma (Monolog, Soliloguy)

İkili konuşma (Diyalog)

Çoklu konuşma (polylog)

Kişiler arası iletişimin en temel ürünü kişinin
kendisi ve ilişkilerinin doğasıdır.

Bir insan bizatihi iyi ya da kötü değildir,
iyilik ve kötülük, ona bu sıfatları izafe eden kişilerle olan ilişkisinin
doğasının ürünüdür.

Belirli sosyal/siyasal yapılar insanların
iyi ve duyarlı olmalarına engel olur.

İlişkinin bağlamı, çok ender olarak özgür
davranış ve karara izin verir.

İlişki kurma, kendini açma, bağlanma,

İlişki başladığında diğer kişi hakkında çok
az şey bilindiği için, belirsizlikler çok fazladır.
Bunun için de kişiler birbirlerinden enformasyon elde etmeye
çalışırlar.
Belirsizlik azaldıkça,
enformasyon arama azalır.
Düşük seviyedeki
belirsizlik yüksek seviyede yakınlık üretir.
Yüksek
seviyedeki belirsizlik yüksek seviyede karşılıklılığı üretir

İlişkide
Sorun ve Çözümler

Çatışma çok ender olarak “yanlış anlama”
nedeniyle ortaya çıkar. Çatışma çok iyi anlama nedeniyle doğar.

Çatışmanın ve çözümlerin doğası örgütlü yer
ve mekânlardaki mülkiyet ve güç ilişkilerine bağlıdır.

Sözsüz olan bir şeyi “görürüz” ama gördüğümüzü
anlayabilmek için, sözsüz olarak şifreleneni (sözsüz dili) bilmemiz gerekir. Anlam
verme öğrenilmiştir ve sosyaldir.

Mekân, mülkiyet yapısına ve güç ilişkilerine
göre örgütlenen yerdir. Mekânın örgütlenmesiyle, egemenlikler kurulur ve
yürütülür, bu yerlerde mücadeleler verilir.

Dokunma:
Haptics

Jestler:
Kinesics

Kinesics jestlerin kullanımıyla ilgilidir.

Bakışlar:
Occulecsics

Zaman:
Chronemics

Güçlü beklemez bekletir.


Ses
Dili: Paralanguage
Maddeler:
Artifacts

Kapitalist toplumda insanlar arası ilişkide
giyilen, yenen, içilen ve kullanılan şeyler büyük önem taşır.
Öz değerini yitirmiş insanlar veya kendilerine baktıklarında
kendilerinde bir değer bulamayan insanlar, giyinen ayakkabının markası, çorabın
rengi ve içilen sigaranın markası gibi “şeyler” yoluyla değer kazanır ve
kaybederler.

Medya Sosyolojisi
Prof. Dr. İrfan Erdoğan
Anadolu Üniversitesi Yayın no: 2832
Eskişehir, Ocak 2013