Medid Nedir, Ne Demek, Anlamı, Hakkında Bilgi

30

Medîd. Aruz sisteminde bir bahir.

Halîl b. Ahmed’in aruz sisteminde “muhtelife” denilen birinci dâirede ve klasik genel sıralamada ikinci bahir olarak yer alır. Veznin tam ve sahih şekli bir şatrda iki (bir beyit­te dört) defa “fâiiâtün fâilün tef ilelerinin tekrarıyla meydana gelir. Uy­gulamada her iki şatrın sonundaki fâi­lün cüzlerinin düşmesiyle bir be­yitte iki defa “fâiiâtün fâilün fâilâtün”ün  tekrarıyla oluşan meczû’ (bir cüzü düşmüş) şekil kullanılır. Ha­lîl b. Ahmed’in sistemini farklı tarzda yo­rumlayıp sadeieştiren İsmail b. Hammâd el-Cevherî’nin “müfredat” ve “mürekke-bât” olmak üzere yaptığı tertibe göre medîd bahri remel ile mütedârikten teşek­kül eden mürekkep bir bahirdir. Medîdin hafif ve serî’ bahirleriyle de ya­kın ilgisi vardır.

Bahrin adı “uzatmak” anlamındaki Arapça medd kökünden türemiş bir sı­fat olup “uzatılmış, yaygın” gibi mânala­ra gelir. Kaynaklarda bu adlandırmanın sebebi olarak sübâiyye veya hümâsiyye tefilelerinin birbiri etrafın­da yayılmış olması, her sübâiyye tef ilede ikişer hafîf sebebin (bir harekeli, bir sa­kin iki harften oluşan grubun) yaygın biçimde yer alması ve sübâiyye tefileleri­nin ortasında mecmu’vetidlerin (İkisi ha­rekeli, biri sakin üç harfli grubun) yayılmış bulunması gibi gerekçeler zikredilmiştir. Bu hususlar bahrin vezinlerinin ritmini ağırlaştırıp kıvraklığını giderdiği için özel­likle nesîb, gazel, gına (şarkı) vb. aşk te­rennümlerini icra etmede onu yetersiz ve elverişsiz kılmaktadır. Bundan dolayı bilhassa Câhiliye şairleri, ritim ve hareket bakımından katı ve icrası güç olan bu ba­hirden uzaklaşmışlardır. Ancak yuka­rıda anılan konularda Câhiliye şairlerinin fazla rağbet etmediği bu bahrin ilk terti­bi sağlam bir yapıya ve kuvvetli bir ifade gücüne sahiptir. İkinci tertibi ise Abbasî şairleri tarafından nesîb (gazel) şiirleri İçin uyumlu görülüp benimsenmiştir.

Aruz âlimleri medîd bahrinde altı farklı şekil olduğunu belirtirlerse de gerek ka­dîm gerekse muhdes şairler tarafından yalnız aşağıdaki şekilleri kullanılmıştır.

Buna gö­re medîd bahrinin üç aruzu ve altı darbı vardır. İlk şekilde aruzu ve darbı sahihtir. İkinci tertipte aruzu hazf ile (son hafif sebebin atılması) fâilün kasr ile (son hafîf sebebin sakin harfini atıp harekeli harfini sakin okuma fâilât veya fâilân  betr ile (önce hazf, sonra kat’, yani mecmu’ vetidin son har­fini atıp kalan son harfini sakin okuma) fa’lün şekille­rini alır. Üçüncü tertipte aruzu, hazf ve habn ile (ilk hafîf sebebin sükûnlu harfini okumama) feilün betr ile fa’lün olur. Buna göre elde edilen vezin grupları I. aruz (sahih) ve I. darb (sahih) ile: II.

Yukarıda üç aruz ve altı darbdan teşek­kül eden vezin grupları, aruza dair klasik kitaplarda ve bunlara muhteva bakımın­dan bağlı kalan yeni eserlerde medîd ka­lıpları olarak zikredilir. Bunun yanında sanatkârların nazım tekniğinde yaptıkla­rı yenilikleri de içeren bazı eserlerde bu bahrin başka vezin grupları da yer alır. Celâl el-Hanefî’nin tesbit etmiş olduğu on birvezindenanılan altı klasik vezin grubu dışındakiler illet ve zihaf kaideleri­nin uygulanmış şekilleriyle aşağıda veril­miştir.

TDV İslâm Ansiklopedisi