MEB Dershaneleri Neden Kapatıyor ?

116
PAYLAŞ

 

Bu sene buna yönelik kanun tararısı hazırlama aşamasına kadar geldi. Bu konuda en büyük muhalefet ise Nur Cemaatinin kollarından Olan Fethullah Gülen Gurubu’ndan geldi. Bu muhalefetlerini bütün yayın organlarıyla dile getirmekteler. Burda bir kaç şeyi açıklığa kavuşturmak lazım.

1. Eğer iyi lise , kötü lise, İyi üniversite bölümü , kötü üniversite bölümü olduğu sürece bu ülkedeki öğrencilerin yarışması kaçınılmaz.

2. Burda eğer bütün lise ve üniversite bölümlerinin kamu’nun itiraz edemeyeceği seviyede kaliteli hale getirirseniz, iyileştirirseniz dershane ihtiyacı zaten otomatikmen ortadan kalkar.

3. Dershaneler organize olarak hadi biz dershane açalım mantığıyla kurulmamışlardır. Devletin yapmış olduğu öğrenci seçme sınavları ortaokul, lise, üniversite , ve hatta lisans üstü seviyesindeki sınavlar bu ihtiyacı doğurmuşlardır. Eğer bu mantıkla giderseniz türkiyede yer alan bütün dil okullarını, dünyada bulunan dil okullarını da kapatmalısınız. Çünkü onlar da bir sınavla o dili öğrendiklerini kanıtlamaya çalışıyorlar. Fakat Milli Eğitim Bakanı dil okullarına herhangi bir yaptırım olmayacağını açıkladı. Bu da işin farklı bir tarafı.

4. Öğrenci 40-50 kişilik sınıfta ders işliyorsa (ki bu ilkokul, ortaokul ve lise seviyesinde ilçe milleğitimlerin websitelerinde ortalamaları yer almakta) başarılı olmak ve öne geçmek için dershaneye gitmek zorunda. Çünkü devletin okulundaki düzen ve eğitim kalitesi sorunu had safhada. 

5. Dershanelerin kapatılmasından en büyük zararı çocuğunun iyi okullara gitmesini, kazanmasını isteyen aileler görecektir. Çünkü dershanede aldığı eğitimin masrafı 2, 3 binlira iken bunu sistemli ve organize bir şekilde alması imkansız hale gelecektir. Bu sebeple merdiven altı veya özel ders talebi patlaması yaşanacaktır.  Tabi ki bunun masrafı çok daha fazla olacaktır.

6. Devlet dershaneleri kapatırken aynı zamanda haftasonu kurslarıyla devlet okullarını dershaneye çevirmeye çalışıyor ve idarecileriyle bu kursların her okulda açılması için baskı uyguluyor. Yani özel dershaneye gitme benim dershaneme gel diyor. Bu okullarda verilen eğitimin kalitesinin düşük olduğunu da zimnen kabul etmek demek.

7. Yine ismi anılan cemaatin  teşviği ve desteğiyle açılan,  Ücretsiz eğitim desteği veren Doğu ve Güneydoğu anadoluda hemde İstanbul’da bulunan Etüt Merkezleri de kapatılıyor. Bu etüt merkezlerini kapatmanın ise hiç bir gerekçesi yok.

Sonuç olarak Dershaneleri Kaldırmak yerine dershanelere olan ihtiyacı kaldırmak gereklidir. Bunu da bir günde veya bir yılda yapmak imkansızdır. En az 18-20 yıllık bir eğitim sürecini kapsayan eğitim modeline ve istikrara ihtiyac duyulmaktadır. Gelin görün ki en çok Bakan değiştiren bakanlık MEB’dir. Okul sayısı derslik sayısı, öğretmen sayısı bu seviyedeyken de bu imkansızdır.

Bu meselenin görünen yüzü. Bir de görünmeyen yüzü var. Bu topraklarda cemaatler hükümetlerin değişmesiyle bazen büyük yaralar almışlar, geri gitmişler, yasaklanmışlar ve hatta yer altına inmişlerdir. Fakat ayakta ve hayatta kalmaya devam etmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğundan , Türkiye Cumhuriyetine geçişte dahi bu tarikat ve cemaatler zapturapt altına alınmaya çalışılmış fakat yine onlar kendi mecralarında akmaya devam etmişlerdir. Meseleyi Hükümet ve Cemaat hesaplaşması gibi okumak bence yanlış olacaktır. Fakat karşılıklı bir diş bileme olduğu kesin. Ak Parti hükümetine seçim zamanlarında en büyük desteği yine Nur Cemaatinin bir kolu olan Fetullah Gülen Cemaati vermiştir. Bunu kimse inkar edemez. Fakat siyasi arenada karşında güçlü bir muhalefet bulamayan hükümet biraz da güç zehirlenmesi yaşamakta. Belki bunun haricinde kapalı kapılar ardına bizim bilmediğimiz ve görmediğimiz hesaplar, görüşmeler de vardır. Fakat biz gördüğümüzle, bildiğimizle yorum yapabiliriz.