Max Born kimdir? Hayatı ve eserleri

31

Max Born kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1882-1970) Alman kuramsal fizikçi. Kuvantum mekaniğine getirdiği olasılık yoru­muyla bu alanın gelişmesine katkıda bulunmuştur. 11 Aralık 1882’de Breslau’da doğdu. Babası anatomi ve embriyoloji profesörü, annesi ise Silezya’ nın büyük sanayicilerinden birinin kızıydı. Küçük yaşta annesini, liseyi bitirdikten bir süre sonra da babasını kaybeden Born, Breslau, Heidelberg ve Zürih üniversitelerinde öğrenim gördükten sonra, 1904’te Göttingen Üniversitesi’ne giderek lisansüstü çalışmalarını Hilbert ve Minkowski’nin yanında sür­dürdü. Sürekli ortamlar ve direnç, konulu teziyle 1907’de aynı üniversiteden doktora derecesini alıp Cambridge Üniversitesi’nde altı ay kadar Larmor ve J.J. Thomson ile çalıştı. Minkowski’nin asistanlık çağrısı üzerine Aralık 1908’de Göttingen Üniversitesi’ne geçti ve bir süre sonra aynı üniversitede fizik doçentliğine atandı. 1914’te Max Planck’ın çağrısı üzerine Berlin Üniversitesinde ders vermeye başla­yan Born’un bu görevi I. Dünya Savaşı nedeniyle çok kısa sürdüyse de, Einstein ile Born arasında, 1915’te Berlin’de başlayan ve ömür boyu süren yakın bir dostluğun kurulmasını sağladı.

1919-1921 arası Frankfurt/Main Üniversitesinde fizik profesörü olarak görev alan Born, o tarihte Göttingen Üniversitesinden gelen çağrıyı kabul ede­rek Fizik Enstitüsü’nün yöneticiliğim üstlendi. Ensti­tünün kuramsal fizik bölümünün başına geçerek, deneysel fizik bölümünü Heidelberg Üniversitesi’nden beri işbirliği yaptığı James Franck’a bırakan Born, asistanları Heisenberg ve Pauli ile birlikte kuvantum teorisi üzerinde çalışmaya başladı ve II. Dünya Savaşı’na değin uzanan 10 yıl için Göttingen Üniversitesi en parlak dönemini yaşadı.

Fizik Enstitüsü’ndeki yoğun çalışma temposu Born’un sinirlerini yıpratmıştı. 1928’de sürmenaj geçirerek bir yıl üniversiteden ayrı kaldı ve 1933’te yayımlanacak olan Optik adlı yapıtını o dönemde hazırladı.

Hitler iktidara gelince üniversitedeki görevinden uzaklaştırılan Born, 1933 Mayısı’nda İngiltere’ye sığınarak üç yıl Cambridge Üniversitesinde ders verdi. 1936’da Edinburgh Üniversitesi’nde fizik pro­fesörlüğüne getirildi ve 1953’te emekli oluncaya değin on yedi yıl bu görevi sürdürdü. 1937’dc Londra’daki Roval Society üyeliğine kabul edilen ve 1939’da İngiliz uyruğuna geçen Born 1953’te ülkesine döne­rek Göttingen yakınlarındaki Bad Pyrmont’a yerleşti. 1954 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandığında, çalışmala­rını daha çok fizik felsefesi ve çağın sosyal, ekonomik, siyasal sorunları üzerinde yoğunlaştırmıştı. 5 Ocak 1970’te Göttingen’de öldü.

Born, Göttingen Üniversitesi’nde doçent olarak bulunduğu yıllarda daha çok katı hal fiziğiyle ilgileni­yordu. 1912’de, kristallerin titreşim frekanslarının iki gruba ayrıldığını, bunlardan birinin ses frekansına (akustik bant), öbürünün ise ışık frekansına (optik bant) yakın değerde olduğunu açıklaması o dönemde­ki en önemli çalışmasıdır. 1921’den sonra, Göttingen Fizik Enstitüsü’ndeki yaklaşık on iki yılını kuvantum teorisinin geliştirilmesine adadı. Matris mekaniği bu enstitüde, Born’un asistanları Heisenberg, Pauli ve Jordan ile birlikte sürdürdüğü çalışmalardan doğmuş­tur. Matris mekaniğinde bir cismin konumu ve hızı, birbiriyle yer değiştirmeyen operatörlerle gösterilir; bu ver değiştirmezlik özelliği de, klasik mekanikle açıklanamayan atom düzeyindeki olayların anlaşıla­bilmesini sağlar. Aynı yıllarda İngiltere’de Dırac da, yer değiştirmezlik özelliği gösteren operatörler ve durum vektörü denilen büyüklüklerden kurulu ben­zer bir kuram geliştirmişti. Schrödinger ise, atom düzeyindeki olayların, ses ya da ısı dalgalarının yayılmasını açıklayan klasik kuramlara benzeyen dalga mekaniğiyle açıklanabileceğini öne sürmüştü. Bir süre sonra da, Born’un matris mekaniği ile kendisinin geliştirdiği dalga mekaniğinin eşdeğer ol­duğunu gösterdi. Ancak, dalga fonksiyonunun yoru­mu konusunda iki fizikçi görüş birliğine varamıyordu. Born, dalga fonksiyonunun karesinin bir olasılık dağılımı verdiğini öne sürerek, yüksek enerjiler için geçerli olan ve “Born yaklaştırımı” adıyla bilinen kuvantum saçılma kuramını bu yaklaşım üzerine kurdu. Olasılık yaklaşımı, klasik kuramlarda önemli bir yer tutan “bir sistemin başlangıç durumu sistemin sonraki evrimini belirler” ilkesiyle çeliştiğinden, ku­vantum mekaniğinin öncülerinden Planck, Einstein, Louıs de Broglie ve Schrödınger Born’un olasılık yaklaşımına karşı çıktılar. Bu fizikçilerin temsil ettiği Paris Okulu ile Born’un katıldığı Kopenhag Okulu arasındaki tartışma yıllarca sürdü. Born anılarında, Nobel Ödülü almasını geciktiren nedenlerden biri olarak bu tartışmayı gösterir.

Kuvantum mekaniğine ilişkin çalışmaları dışında molekül ve katı hal fiziğinin kurucularından biri olan Born, Göttingen Fizik Enstitüsü’ndeki öğretim ve yöneticilik yıllarında pek çok fizikçinin yetişmesine önderlik etmiş, bu kuruluşu o dönemin en önemli kuramsal ve deneysel fizik merkezlerinden biri duru­muna getirmiştir.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 19. cilt, Anadolu yayıncılık, 1984