Matthew Beresford – İfritden Draculaya Modern Vampir Mitinin Doğuşu

Matthew Beresford – İfritden Draculaya

Modern Vampir Mitinin Doğuşu

Vampir terimi İngiliz diline ilk olarak 1732’de girmiş,

Bu sözcük (…) Slavcadaki upir ya d upyr kelimelerinden
gelmiş (kuvvetli ihtimal).

Vampir inancının ortak unsuru korkudur. Korku, vampirin
varlığını sürdürmesinde önemli bir faktördür.

Defin ritüelinin özünde ölüm ve dünyada tutsak kalan
ruhların korkusu vardı.

…ölüm ve defin üzerine bu ilk fikirler vampirin oluşumuna
zemin hazırlamıştır.

…önemli olan onların üzerimizdeki hâkimiyetlerini
kolaylaştıran inançtır. (s. 15)

On sekizinci yüzyıla kadar vampirlerle ilgili dikkate değer
herhangi bir saplantıya tanıklık edilemez.

Vampir şu ana kadar bilinen bir figürdür ki onun olmadığı
bir zamanı düşünmek zordur.

Bu iblis niçin sadece soysuz
alt tabakayı seçiyor? Neden sürekli köylü, arabacı, kunduracı ve hancı kılığına
giriyor?

Çünkü eğitimli ve
kaliteli insanlar alt tabakanın aptalları gibi kolay kandırılamaz…
(Guiseppe Davanzati,
ölm. 1755).

…bu varlığın kökeninin izi asıl Yunan, Roma, Mısır ve Doğu
Avrupa’da sürülmelidir.

Vampire benzer yaratıkları içeren anlatılarda ortak tema
çocuklardır. Çeşitli kültürlerde bu yaratıklar küçük çocukların kanını içmek ya
da onları yutmak için dirilir. (s. 24)

Hint tanrıçası Kali,

Kali Ma genellikle insan kanı tüketmesiyle bilinirdi.

Vampire benzer özellikler taşıyan Antik Yunan’daki
vrykolakas (…) alışılmadık bir vampirdir (ilk zamanlardaki şeytani formunu terk
edip hortlağa dönüşmüştür).

…vampir olarak nitelendirilen iki ayrı tür vardır: Birincisi
cinler ya da hayaletler gibi doğaüstü, insandışı varlıklar, ikincisiyse
öldükten sonra dirilen cesetler, yani horlaklardır.

Eski çağlardaki vampir örnekleri genellikle (…) doğaüstü
varlıklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ortaçağ ve sonrasındaki geleneksel
inançta ise (…) vampir, hortlak formunu almaktadır. (s. 26-27)

Vrykolakas kelimesinin İngilizce ve Almancadaki “werewolf”
(kurtadam), Galcedeki “wawulf” ve Fransızcadaki “loup-garou” ile etimolojik
bağları vardır.

Vrykolakas / Yunanca, kurtadam demektir.

Deri yüzme âdeti (…) ruhu özgür bırakan çarelerden biri
olarak düşünülür, böylece cesedin dirilmesi engellenirdi.

Vampires, Burial and Death adlı kitabında Paul Barber’a göre
vampir olmanın dört yolu vardır. İlki doğal yatkınlıktır.

İkincisi kaderdir (evlilik dışı veya ensest ilişkiden doğan
kişiler bu guruptadır).

Üçüncü durum ise (…) şiddet içerikli bazı olayların
sonucunda ortaya çıkar.

Son yol, usulsüz yapılan ritüel ve definlerdir. (s. 33-34)

Neolitik çağ / ölü gömülür

Tunç çağı / ölü yakılır

…kötü toprak zeminli alanlarda ölülerin gömülmediği
söylenebilir.

Netice itibariyle bu arazilere gömülen cesetlerin toprağa
karışması zaman almıştır ve bu durum cesetlere vampir görünümü vermiş olabilir.

Bataklık cesedi Lindow Man (…) tilki postu ve vampir
ilişkisinin deyim yerindeyse ilk örneğini yansıtmaktadır. (s. 38)

Genel olarak var olan dindeki tanrı, yeni gelen dinle
birlikte şeytan ilan edilir.

Hıristiyanlığın ortaya çıkışından itibaren, önceki dönemlere
ait yapıtlar şeytanla ilişkilendirilmeye başlamıştır.

Anglosakson ve Viking dönemlerinin sonuna doğru (…) hayalet
ve cin için grima sözcüğü kullanılmıştı. (s. 39)

Hıristiyanlık açısından bakılırsa, vampirin yaratılışı
Yahuda İskaryot’la doğrudan İsa’ya bağlanabilir.

…bu değerlendirmeyi destekleyen argümanlar, vampirin
gördüğünde etkisiz hale geldiği veya korktuğu haç,

Çivilere benzer özellikler gösteren kazık,

Vampirin tiksindiği (Yahuda’nın İsa’ya ihaneti karşılığında
kabul ettiği) gümüş…

West Crevens’in Dracula 2000 adlı filminde Yahuda ilk kez
vampir olarak karşımıza çıkar. (s. 43)

Karpat Dağları’nda bir yerde Şeytan’ın doğanın sırlarını,
büyüyü, cinciliği ve tılsımı öğrettiği efsanevi scholomance (…) büyücülük okulu
olduğu söylenir. (s. 54)

Batı’nın (…) aşina olduğu (…) ölü vampir için kullandığı
kelime nosferatu’dur.

Transilvanya vampiri için (…) strigoi daha fazla kabul
görür. (s. 57)

Bazı efsanelerin çıkış noktası (…) kilisenin yasaklarıyla
ilgili…

Hıristiyanlık öncesi düzenlenen Lupercalia şöleninde (…)
genç erkekler kurt veya keçi kılığına girerek sokaklarda dolaşır, genç kızların
peşine takılır ve onları kırbaçlarlardı. Bu hareketin doğurganlığı teşvik
ettiği düşünülürdü.

Fransızca loup-garou (kurtadam, gulyabani) sözcüğü (…)
Lupercalia’yla benzerlik göstermektedir. (s. 59)

Bran Şatosu

III. Vlad (Tepeş, Kazıklı Voyvoda veya Dracula olarak da
bilinir).

(…) canavar ruhlu bir zorbadır.

Vlad’ı meşhur eden iki önemli olay:

(1) Çavuşesku’nun Vlad’ı ulusal bir kahraman olarak
benimsemesi,

1976’da Vlad’ın ölümünün beş yüzüncü yıldönümüne özel hatıra
pulu bastırması,

(2) Bram Stoker’ın Vlad’ın takma adı olan Dracula’yı
romanındaki ünlü vampir kont için kullanmış olması,

Vlad’ın babası ejderha anlamına gelen Dracula lakabıyla
tanınırdı. (s. 73)

II. Vlad (baba Vlad) Dracul’un Boyarlardan (soylulardan)
gördüğü ve 1447’de ölümüne sebep olan ihanet, III. Vlad Dracula’yı derinden
etkiledi.

Dracula sonradan, Mircea’nın (babası) diri diri gömüldüğünü öğrenir.
Tüm bunlar yaşanırken Dracula ve küçük kardeşi Radu, siyasi esir olarak Edirne’de
Türkler’in elindedir, fakat babalarının ölümü üzerine serbest bırakılırlar.

Radu Türklerin tarafına geçer. (s. 75)

Dracula’nın işkence yöntemleri arasında en çok bilineni
kazığa oturtma

Başka yöntemler de kullanmıştır.

Kurbanlarını canlı canlı kaynar sularda haşlamış, derilerini
yüzmüş, kol ve bacaklarını kestirmiş, yine annelerinin göğüslerini kestirip
bebeklerini, kesilen göğüslerin yerine kazıkla saplamıştır. (s. 79)

Korkunç şeyler yaptığı inkâr edilemez fakat böyle şeyleri
yalnızca o yapmıyordu. Dracula’nın yaşadığı dönem vahşi ve acımasızdı (kitabın örnek
verdiği vahşet timsalleri Engizisyon ve Türkler). (s. 83)

Vampir hikâyelerinin en çok anlatıldığı ülkeler, dağılan
Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparak Avrupa imparatorluklarına katılan ülkelerdir.
(s. 91-92)

…vampir fenomeninin temelini atanlar Ortaçağ’daki porfiri hastalarıdır.
Bu hastalık ışığa duyarlılık (güneş ışığından kaçma), soluk ten, kıllı olma,
uzamış dişler gibi, vampirlerle özdeşleşmiş belirtilere sahipti.

Porfiri hastalarının, bu hastalıkla savaşmak için kan
içtikleri söylenirdi. (s. 95)

Vampir yazın türünün gelişmesine katkı yapan dört eser:

John Polidori, The Vampyre

James Malcolm Rymer, Varney, The Vampyre

Sheridan Le Fanu, Carmille

Bram Stoker, Dracula (s. 105)

Polidori’nin The Vampyre’ı

Yazındaki ilk vampir öyküsüdür.

Vampire aristokrat sınıfını kazandırmıştır. (s. 106)

1816’da yazılmış bu öykü ancak 1819’da New Monthly Magazine’de
Byron imzasıyla yayımlanır.

Polidori, Byron’ın doktoruydu.

F.W. Murnau’nun Nosferatu, Bir Dehşet Senfonisi Polidori’nin
vampir formülünü temel alan en güçlü uyarlamalardan biridir. (s. 108-109)

Carmilla, lezbiyenlik izleri taşıyan ilk vampir öyküsüdür.
(s. 114)

Turgenyev ile Tolstoy, Çarlık Rusyası’nda Kazaklar ver
toprak sahiplerini vampir olarak tasvir eden halk hikâyelerini derlemişlerdir.
(s. 123)

Stoker’ın romanı olmasaydı bugün bildiğimiz vampir belki de
hiç var olmayacaktı.

Kont Dracula yaratılmış en meşhur vampirdir. (s. 126)

Cappola’nın Bram Stoker’s Dracula’sı (…) son geleneksel vampir
filmiydi. (s. 139)

Çeşitli altkültürlerle özellikle de gotik akımıyla, genel
olarak vampir ve korku türü arasında bir bağlantı kalmıştır ve birçok insan bu
yüzden toplumda baskı görmektedir. Sophie’nin (giyindiği gotik kıyafetler
nedeniyle dövülerek öldürülen eleman, 2007)  katilleri zaten bu altkültürler arasındaki
farkı büyük ihtimalle göremeyecekti. Ekseriyetle insanlar koyu veya siyah
kıyafetler giyen, koyu makyaj yapan ve gotik, metal veya rock müzik dinleyen
kişileri bir canavar olarak görmektedir. (s. 156)

From Demons to Dracula

Türkçeleştiren: Funda Akkaya

Doğan Kitap

Aralık 2014