Marufu Kerhi Hz. Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

35

Ebü’l-Mahfüz Ma’rûf b. Fîrûzân el-Kerhî (ö. 200/815-16 [?]) Iraklı zâhid ve sûfî.

Bağdat’ın Kerh mahallesinde doğdu. Sâmerrâ yakınındaki Kerh-i Bâceddâ veya Şehrizor civarındaki Kerh-i Cüddân’dan olduğu da kaydedil­mektedir. Hıristiyan veya bir rivayete göre Vâsıtlı Sâbiî bir ailenin oğlu olan Ma’rûf un çocukluğunda ailesi tarafından hıristiyan bir hocaya teslim edildiği, teslîs inancına karşı çıktığı için hocası kendisini dövünce ailesini terkedip kaçtığı, yıllar süren bu ayrılığı sırasında sekizinci imam Ali er-Rizâ ile karşılaştığı, onun vasıtasıyla müslüman olduğu, eve döndüğünde evlât hasretiyle yanan anne ve babasının da ona uyup müslüman ol­dukları bütün kaynaklarda belirtilmek­tedir. Bazı kaynaklarda babasının adının Ali olarak geçmesi onun İslâmiyet’i kabul ettikten sonra bu adı almış olabileceğini akla getirmektedir. Ma’rûf un zühd hayatına yönelmesi, Dâ-vûd et-Tâî’nin müridi Ebü’l-Abbas İbnü’s-Semmâk vasıtasıyla olmuştur.

Kûfe’de vaazını dinlediği İbnü’s-Semmâk’ın Allah’tan yüz çeviren kimseden Allah’ın da yüz çevireceğini, Allah’a bütün kalbiyle yönelen kimseye O’nun rahmetiyle yöneleceğini ve bütün mahlûkatı ona yönelteceğini ifade eden sözlerinden çok etkilendiğini, Allah’a yönelip efendisi İmam Ali er-Rızâ’nın hizmeti dışında bü­tün meşguliyetini ve malını terkettiğini söylemesi Ma’rüf-i Kerhî’nin Ali er-Rızâ ile münasebetinin sürekli olduğunu gös­termektedir. Nitekim Ali er-Rızâ’nın kapı­cısı olduğu, Şiî bir grup onu ziyaret eder­ken meydana gelen izdiham sırasında kemiklerinin kırılıp bir süre sonra öldüğü kaydedilmektedir. Zehebî, muhtemelen Ali er-Rızâ’nın kapıcısının adının da Ma’rûf olduğunu söyleyerek bu rivayeti doğru kabul etmez. Onun İmam Ali er-Rızâ’nın kapıcısı olduğuna dair Sünnî kaynakla­rında da yer alan bu bilgi Şiî çevrelerinde genel kabul görmekle birlikte bazı Şiî mü­ellifleri tarafından eski Şiî tabakat kitap­larında Ma’rûf un adının geçmemesi se­bebiyle şüpheyle karşılanmıştır. Bir kısım eserlerde Ma’rûf’un İmam Ca’fer es-Sâ-dık’ın yakınlarından olduğu kaydedilmekteyse de bu rivayet onun Ma’rûf-i Mekkî adlı biriyle karıştırılmasından kaynaklan­maktadır. Kendi­sinden naklettiği bir sözünden Ma’rûf’un Dâvûd et-Tâî ile de görüştüğü anlaşılmaktadır. Nitekim bu sözü kaydeden Attâr’dan önceki kay­naklarda da onun Dâvûd et-Tâî ile görüş­tüğü belirtilmektedir.