Martin Heidegger – Sanat ve Uzam

Martin Heidegger – Sanat ve Uzam

“Kendi kendine çok düşünüldüğünde, dilin içine taşınmış birçok bilgelik bulunur. Gerçekte kimsenin kendi başına dilin içine her şeyi yerleştirmesi olası değildir; tersine, tıpkı özdeyişlerde olduğu gibi, onun içinde birinin koyabileceğinden daha çok bilgelik yatar.” (Lichtenberg)

“Öyle görünüyor ki, Topos, çok kudretli ve kavranması zor bir şeydir; yani yer-mekandır.” (Aristoteles)

Sanatın hakikatin eser içine getirilmesi olduğu ve hakikatin de varlığın açıklığı olduğu kabul edilirse.

Dili dinlemeyi deneyelim. Dilin ‘mekan’ sözcüğüyle sözünü ettiği nedir? (s. 111)

Şeylerin kendilerinin de birer yer olduklarını ve onların sadece bir yere ait olmadıklarını farketmeyi öğrenmek zorunadyız.

Mekan, kendisini ilkin bir bölgeye ait yerlerin hüküm sürmesi yoluyla açar.

Plastik sanat, yer’in cisimleşmesi olmalıdır.

Belki de, boşluk uzamın kendine özgü karakteriyle yakından ilgi içindedir ve bundan dolayı bir hata değil bir ortaya çıkarmadır. (s. 112)

Boşluk, hiçlik değildir. Aynı zamanda bir yoksunluk da değildir. Plastik cisimleşme içinde boşluk, yer’in arayan-tasarlayan bir temelin atılması olarak rol oynar.

Plastik sanat; varlığın yer oluşturan eserinde, varlığın hakikatinin cisimleşmesidir.

“Hakiki olanın kendisini cisimleştirmesi mevcuda getirmesi her zaman için zorunlu değildir; sadece ruhani biçimde etrafta dolaşsa ve harmani uyandırsa, bir çanın edalı ve hoş sesi gibi havada dalgalansa, bu bile yeterli olacaktır.” (Goethe) (s. 113)

Heidegger
Editör: Özgür Aktok, Metin Bal
Doğu Batı Yayınları, Mart 2010, Ankara