Martin Heidegger – Sanat Eserinin Kökeni (I)

Martin
Heidegger – Sanat Eserinin Kökeni

Köken
burada bir şeyin, ne ise ve nasılsa, kendisinden ve kendisi sayesinde olduğu
şey anlamına gelir. Bir şey, var olduğu haliyle, ne ise bir ona onun özü yahut
doğası diyoruz. Bir şeyin kökeni onun doğasının kaynağıdır.

Mutad
kanaate göre eser sanatçının etkinliğinden ve etkinliği sayesinde ortaya çıkar.
Fakat sanatçı neyin sayesinde ve nereden ne ise odur? Eser sayesinde…

Sanatkâr
eserin kökenidir. Her ikisi de diğeri olmaksızın varolamaz.

Sanat,
sanat eserinde mevcuttur. Fakat bir sanat eseri nedir ve nasıldır? Sanatın ne
olduğu eserden çıkarılabilir olmalıdır.

Bütün
eserler

Şey(im)si
karaktere sahiptir.

Bir
mimari eserde taşımsı, bir oymacılık eserinde ağacımsı, bir resimde renkli, bir
dil eserinde sözlü, bir musiki bestesinde sesli bir şey vardır. Bu şey(im)si
unsur sanat eserinde öylesine koparılmaz-kaldırılmaz biçimde mevcuttur ki
neredeyse ters bir biçimde, mimari eserin taşta, oymacılık eserinin ağaçta,
resmin renkte, dil eserinin sözde, bestenin seste olduğunu söylemeye
zorlanırız. Aşikâr ki reddedilecektir. Hiç kuşkusuz. Fakat sanat eserinde bu
kendiliğinden şey(im)si unsur nedir?

Sanat
eseri hiç kuşkusuz (imal edilmiş) bir şeydir,

Eser
kendisinden başka bir şeyi alenileştirir; o başka bir şeyi açığa vurur; o bir
alegoridir.

Felsefenin
dilinde hem kendinde-şeylere hem beliren (kendisini gösteren) şeylere, herhangi
bir tarzda varolan tüm varlıklara şey denir.

Şeylerin
nüvesi,

Greklerin
buna hupokeimenon dediği varsayılır.

Onlar
için şeyin bir nüvesi, şeyin temelinde yatan bir şey, her zaman zaten orada
olan bir şeydi.

Roma
düşüncesi Grekçe sözcükleri söylediklerine dair karşılık gelen aynı derecede
sahih bir tecrübeden yoksun olarak devralır. Batı düşüncesinin köksüzlüğü bu
çeviri ile başlar.

Basit
bir önerme cümlesinin yapısı (özne ve yüklemden mürekkep) şeyin (cevherin
arazlarıyla birliğinin) yapısının yansıtıcı imgesi midir? Yoksa bu şekilde bu
şekilde tasavvur edildiği haliyle şeyin yapısı bile bir cümlenin çerçevesine
göre tasarlanmış olabilir mi?

Türkçeleştiren:
Ahmet Aydoğan

Merdivenşiir,
Sayı: 7, Şubat-Mart 2006

(s.
71-75)

Sanat Eserinin Kökeni

Bir şeyin ne olduğu sorusu
Bir şeyin özüne ilişkin soru
Sanat eseri için sanatçının kendisidir.
Bir şeyin ne ve nasıl olduğuna dair verilen cevap o şeyin özüdür (hadi be)
bir şeyin kökeni, o şeyin özünün kökenidir.
Sanat eseri sanatçısını kabul ettiği sürece özüne ilişkin soruyu yanıtlayabiliyor.
Sanat eseri sanatçısını işaret ediyor; onu yüceltiyori ona yer açıyor, onu belirliyor.
Eser aracılığıyla hem sanat eseri hem de sanatçı birbirlerine aynı ortak paydada yer bulabiliyorlar.
Sanat eseri, sanatçının etkinliği yoluyla ve bundan doğan alışılmış tasarımından doğar. Sanatçı sanat eserinin kökenidir.
Eser, sanatçının kökenidir.
Biri olmadan öteki olmaz.
Sanat bir kök, öz ise eser ve sanatçısı varolandır. Sanat bu durumda idedir.
Sanat sorusunun cevabı yalnızca içinde sanatın varolduğu yerde bulunur bu da sanat eseridir.
Eserin ne olduğuna sanatçının kökeni/kökü cevap verir.

1. Köken
1.1 sanat
1.2 eser
1.3 sanatçı

Sanat -> Şeysellik -> Allegori

Sanat -> Simge

Sanatçının başka bir biçimde eserin kökeni olması eserin sanatçının kökeni olmasından daha zorunlu ise de sanatında daha başka bir biçimde sanatçı ve özellikle eser için köken olması kesindir. (Heidegger)

Sanatı mevcut sanat eserleriyle sınırlı düşünerek anlamak mümkün değildir. Sanat eserleri bize ancak ismi sanat olanı işaret eder.
Eserin ne olduğunu ancak sanatın özünden çıkarabiliriz. (Heidegger)

Her eser şeyselliği içinde taşır. (Heidegger)

Sanat eseri tamamlanmış bir şeydi, ancak sadece şeyin kendisi olmanın dışında / ötesinde başka bir şeyi söyler / bu söyleyiş kamuya / halka söyleyiştir. Eser bu başka şeyle kendisini açıkça tanıtır. Başka bir şeyi ortaya koyar. Bu da Allegoridir. (Heidegger)

Eser simgedir. (Heidegger)

“Doğadaki cansız varlıklar ve kullanılan nesneler, doğa ve kullanılan şeyler, genellikle şeyler denen şeylerdir.”
“Şey herkesin bildiğine inandığı gibi etrafında niteliklerin toplandığı şeydir. Böylelikle şeylerin çekirdeğinden söz edilir. Greklerin bunu birinin iradesinde, kontrolünde hareket eden diye adlandırdıkları söylenir.”
“Şey, duyumlar yoluyla duyusallığın duyuları için algılanabilir olan somut’dur.”
Gizli olan hakikatle “tam bir uyum” içinde olan eseri anlamak için hakikatle ilişkili uyum örtüsünü kaldırıp hakikati görmeye çalışmalıyız.
Sanat eseri varolanın hakikatinin ortaya konmasıdır.
Eser, yeryüzünün yeryüzü olmasına izin verir.
“Hakikat, hakiki olanın özü demektir.”
Bilmek varolanla tam bir uyumdur.
“Hakikatte sanat, doğanın içinde saklı bulunduğu için, kim onu çekip çıkartabilirse ona sahip olur.”

Şeyler vardı şeyden oluşmuş veya şeyin etrafında
Etrafındakilerden arındırılabilen bir şey vardır. Bu en temel yalın haldeki bir şeydir.
Salt olan bu şey mesela bir insan olabilir. Bu şey bir insansa biz ona artık şey demeyiz, o insandır.

Eser, içinde başka bir şeyi daha barındırıyor.

Şey, biçimlendirilmiş özdektir.

Özdek, sanatçılarda biçimlendirme için temel madde ve alandır.
Sanatın özü, şiir yazmadır ama şiir yazmanın özü hakikatin tesisidir.

Sanat Eserinin Kökeni’nde sanatı varlığı açıklayan en yetkin ifade biçimi olarak tanır/ele alır. O’na göre şiir, dilin Varlıkla bütünleştiği aanın ürünüdür.

Holzwege