Marksizm Nedir, Tanımı, Amacı, Tarihi, Hakkında Bilgi

28

Marksizm, Karl Marks tarafından, Engels´in katkıları ve daha sonra da komünist partilerin çabalarıyla geliştirilmiş siyasal, sosyal ve ekonomik öğretinin adıdır. XIX. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Batı´da gelişen sanayi kapitalizminin ortaya çıkardığı sosyal ve ekonomik problemlere bir cevap olma iddiasındadır. Öyle olmakla beraber Marksizm, bir yığın entellektüel mirasın ürünüdür. Nitekim bir yandan Fransız İhtilalinin kitlelere kazandırdığı de­mokrasi bilinci ve o bilincin haykırdığı slo­ganlar, öte yandan Bacon, Hobbes ve Halvetius´un amprisizmi ve materyalizmi, bir diğer yandan da Rousseau ve romantikler­den devralınan kurumsal ve tarih bakışı ve ona bağlı Hegel diyalektiği temel malzeme ittihaz edilmiştir. Bunun yanında Feuerbach´ın antroposentrizm, Smith ve Ricardo´nun iktisadi düşüncesiyle Michelet´in sınıf çatışması teorilerini tevarüs etmiş geniş bir düşünceler yelpazesidir.

Marksizmin çağını ve onlardan sonrakileri etkileme bakımından, mirasını devraldığı kişilerden daha geniş bir alanda hakimiyet kurduğunu söylemek yanlış olmaz. Bunu bir yandan eskiye tam karşı olmak, öle yandan pembe ufuklar vadetmekle gerçekleştirmiştir. Eskiye ve yaşadığı çağa karşı tavrı acımasız idi ve kesin tavırlı bir radikal harekete motor olurken çağını gayri insani olarak vasıflayarak en iyi topluma ulaşmayı hedef olarak sunmuş ve bu istik­bale yönelik iyimserlikle kitleleri heyecana sevketmiştir.

Ayrıca Marksizmi, çalışanların, tarihi süreçte, yaşadıkları çevreye ve şartlara nasıl ve neden dolayı başkaldıracaklarının tahlili şeklinde değerlendirmek mümkündür. Temel önerme de bu nedenle, üretim güçlerinin sınıf yapısının nasıl olacağını belirlemesidir. Devlet ve din, toplumun bi­rer entellektüei üst yapı kurumlandır. Top­lumda üretim araçlarının mülkiyetine sahip olan hakim sınıflar, çalışan sınıflan sömürmüşlerdir. “Diyalektik”e göre her sosyal sistem, kendini tahrip eden araçları da ürettiğinden, mevcut sistem de bir başka sisteme polİlik devrim yoluyla ve yeni bir hakim sınıf yaratarak dönüşecektir. Bu arada Marksizm, tarihi süreci ilkel komünizm, Asyatik toplum, köle-toplayıcı toplum, feodalizm ve kapitalizm olarak beş dönüşüm ve değişim aşamasına ayırır. Kapitalizmin yıkılmasıyla, proleterya bir devrim sonucu yönetimi ele alacak ve devletin olmadığı komünist toplumun oluşum şartlarını hazırlayacaktır.

Marksizm, tarihi, insanın üretim güçlerine sahip olma ve onlan kontrol etme gayretlerinin gelişim süreci olarak görür; buna Marksizmde, “tarihin ekonomik yorumu” denir. Bütün üretim faaliyeti bir sosyal organizasyon içinde cereyan eder. Bu cereyan tarzı, üretim biçimleri olarak ortaya çıkar. Buna sistemi oluşturan kuramlar ve ilişkiler de dahildir. Tarihi süreç, insanın üretim güçlerini yarattığı bir süreçtir. Fakat Üretim güçleri insanın da kontrol edemediği üretim ilişkilerine yol açar. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da toplum sınıflara bölünür. Sınıflar temelde üretim araçlarıyla bir bütündür, yani o vasıtalarla tanınır. Hakim sınıfın kendi üretim araçları vardır. Bu araçlarla başka sınıflar mülksüzleştirilir ve çalışan haline getirilir. Bir anlamda Marks çalışan sınıf-kazanan sınıf ayırımını burada yapar ve onu çelişkinin tababına oturtur. Rousseau gibi o da, yasanın eşitsizliğini keşfeder ve özel çıkar ve eşitsizlik var oldukça da, ona göre, demokrasiyi kurmak mümkün olmaz.

Marks´ın yaşadığı dönemde Marksizmin oluşumunu şu şekilde ortaya koymak mümkündür. 1845´e kadar teorisinin üç temel kaynağını öğrenmişti. Alman Felsefesi (Özellikle Hegel) Fransız ütopik sosyalizmi ve İngiliz klasik iktisat doktrini, insanın sınıf sistemiyle kendi gerçek tabiatına yabancılaştığını, daha alt sınıfların üst sınıflar ta­rafından sömürüldüğünü, 1844´te kaleme aldığı “Economic and philosophical manuscripts”de ortaya koymuştu. 1845´de yazdığı Alman ideolojisi´nde ise, tarihi maddeciliğin çerçevesini çizdi. 1848´de Felsefenin Sefaleti´nde kapitalizmin nasıl çökeceğinin ve proleterya devriminin nasıl gerçekleşeceğinin izahını yaptı. 1848-49 Manifesto yıllan olarak geçti. 1850-60 arasında ise Marks, Kapitalizmin iktisat teorisini bilimsel anlamda oluşturmağa çalıştı. Tabiatıyla bu, kapitalizmin çöküşünün teorisiydi. 1859´da Ekonomi Politiğin Eleştirisini, 1867´de de Kapitalin ilk cildini çıkardı. 1864´de Uluslararası Çalışanlar Birliği´nin kurulmasıyla tekrar politik faaliyete döndü. 1875´ten sonra Marksizmin geliş­mesi Engels´e bağlanmıştır.

Bütün bu çalışmaların ortaya koyduğu üç temel kavram üzerinde biraz daha genişçe durulabilir. Bu kavramlar; Tarihi Maddecilik, Diyalektik ve Proleterya Devrimi´dir.