Marc Bloch kimdir? Hayatı ve eserleri

37

Marc Bloch kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: Fransız tarihçi. Feodal toplum ve Fransa’nın Orta Çağ tarımsal düzeni üzerine yaptığı çalışmaları ile tanın­mıştır. Temmuz 1886’da Lyon’da doğdu. 16 Haziran 1944’te aynı yerde öldü. Ecole Normale Superieure’ü 1908’de bitiren Bloch, tarih ve coğrafya eğitimi görmüştü. Montpellier ve Agen liselerinde tarih ve coğrafya öğretmenliği yaptı. 1919’da Strasbourg Üni­versitesinde Orta Çağ tarihi profesörü olarak göreve başladı. 1937’de Paris Üniversitesinde iktisat tarihi profesörü oldu. 1929’da Annales dergisini çıkarmaya başladı, iktisat tarihi yazıları dışında, özgün araştır­malarını bu yıllarda yayımladı.

Hümanist ve demokrat olan Bloch, II. Dünya Savaşı yıllarında Naziler’e karşı savaştı. I. Dünya Savaşı’nda Fransız ordusunda 4 yıl süreyle görevlen­dirilmesine karşın, 1939’da 33 yaşında ve 6 çocuk babasıyken ülkesini savunmak amacıyla yine orduya katıldı. 1940’ta Fransa’nın yenilgisine değin yüzbaşı olarak görevini sürdürdü. Yahudi asıllı olduğundan öğretim üyeliğine dönemeyen Bloch, bir süre sürgün­de kaldı. 1942’de Fransız Direniş Hareketi’ne katıldı. Lyons’da Almanlar tarafından yakalandı. 16 Haziran 1944’te, 26 yurtsever ile beraber hücresinden alındı ve yakın bir tarlada kurşuna dizildi.

Marc Bloch, Lucien Febvre ile beraber başlattığı Les Annales: Economics, Societes, Civilisations dergi­sinde sosyal ve iktisadi konulara eğildi. Bloch için tarih, siyasi olayları, toplumsal ve iktisadi değişimleri kapsayan bir bütündür. İlk çalışmalarında siyasal tarih geleneğinin dışındaki konulara yöneldi. Bu çalışmalarda Marc Bloch, insan ve toprak düzeni sorunsalı İktisat tarihinin ile ilgilendi. I. Dünya Savaşı’ndan önce yayımladığı önemi ilk kitabı L’Ile de France (Les Pay s autour ile Paris) (“Paris’in Çevre Bölgeleri”) bir coğrafya ve tarih incelemesidir. Tez çalışması olarak hazırladığı Rois et serfs. Un Chapitre d’histoire capetıenne’de (“Krallar ve Serfler: Capetler Tarihinde Bir Bahis”) Bloch, tarihin ne olduğunu anlamak için toplumsal ve iktisadı düzeni anlamanın gerekliliğim savunmuştur. Bloch’a göre eğer tarihçiler, sertlik düzeninin Capetler’le ilişki­sini yeterince bilmiş olsalardı X. Louis ile V. Philip

dönemlerini, bu topraklarda serfliğin sona erdiği dönemler olarak görebilirlerdi.

1920-1939 arasındaki tarih çalışmaları, Bloch’un Orta Çağ tarihçiliğine olan özgün katkılarının çoğunu kapsar; toplumsal ve iktisadi tarihçilik için gerekli metodoloji ve kavramları geliştirdiğini gösterir. Ge­reksinimi olan yabancı dilleri öğrenmenin dışında, arkeoloji, tarım, haritacılık, filoloji, folklor gibi alan­ları içeren çok yönlü bir biçimde kendini geliştirir. Bloch sosyal bilimlerin ürettiği kavramları, özellikle Marxist bakış açısının üretim ilişkileri kavramını, Durkheim sosyolojisinin kolektif inanç ve davranış­lar anlayışını içeren yorumlarıyla tarihsel verileri değerlendirir.

Batı tarihçiliği 19. yy’ın sonunda, idealist felsefenin bir ölçüde etken olduğu, düşünce ve dolayısıyla siyasal dinamiğin tarih yorumunda ağır bastığı bir gelenek içindeydi. Pozitif bilimlerin de etkisiyle, özellikle, Leopold von Ranke’nın kurduğu Alman Tarihçi Okulu tarihsel olayları evrensel yorumlardan arındırıp nesnel bir sergileme olarak değerlendirme amacındaydı. Bu okula bağlı tarihçiler 20. yy başla­rında çalışmalarında, tarihsel olayların değişiminin dökümünü vermekteydiler. Bu eğilim birçok düşünür tarafından eleştiriliyordu. Bloch birinci el kaynaklara dayanarak yaptığı çalışmalarla, siyasi ve hukuksal tarih anlayışının getirdiği klasik dönem ayırımlarına karşı geniş bir senteze dayalı tarih yaklaşımı yöntemi­ni benimsemiştir.

Marc Bloch, Ranke’nın tarihi bir değişim süreci olarak ele alan görüşlerinin etkisinde kalarak bir üretim ilişkileri modelinin ancak sosyal değişim çerçevesi içinde anlamlı olacağını savunmuştur. Toplumsal değişimlerin evrensel ve kendine özgü özelliklerinin ayırt edilmesi için de karşılaştırmalı tarihsel bakış açı­sını önermiştir.

1923’te Orta Çağ tarihçisi Henri Pirenne’in bir konuşmasında karşılaştırmalı tarihin gerekliliğini sa­vunmasından esinlenen Bloch, Fransız kırsal tarihini yazmaya karar verdi. Bloch’un, Les caracteres origi- nanx de Vhistoıre rurale Françaıse (“Fransız Kırsal Tarihinin Özgün Özellikleri”) adlı kitabı, Fransa kırsal tarihinin temel özellikleri konusunda 1929’da Oslo’da Uygarlıkların Karşılaştırmalı İncelemesi Enstitüsü’nde verdiği konferanslarından oluşmuştur. Bu kitap, Marc Bloch’un en özgün yapıtı olarak bilinir ve tarımsal tarihin incelenmesinde önemli bir aşama olmuştur.

Kitabın önsözünde Bloch, toplumsal ve iktisadi konulan işleyen tarihçinin, tarımsal üretimin özellik­leri ve sorunlarıyla yakından ilgilenmesi gerektiğini savunur. Lucien Febvre’nin dediği gibi Fransa’nın kırsal tarihini Marc Bloch’dan önce Fustel de Corlanges, Jacques Flach, Henri See gibi önemli tarihçiler yazmıştı. Ama, onların çalışmalarında siyasal tarihçi­lik geleneği ağır basmaktaydı ve tarım hakkında yeterli bilgileri yoktu.

Tarihçinin insan ve mekân ilişkilerinin değişimi­ni, ulusal sınırları aşan bir bakışla incelerken, toprak düzeni üstüne birinci el yazılardan başka, harita, hatta bugüne uzanan tarla biçimlerine ilişkin belgeler gibi çok yönlü verileri kullanması gerekiyordu.

Marc Bloch bu çalışmasında Fransız Orta Çağ tarım ekonomisini, birbirinden farklı komünal üretim biçimlerinin oluşturduğu bir Avrupa tarım düzeni olarak inceler. Zamanla teknolojik ve öteki değişim­lerle, bireysel tarım üretimine geçişi ortaya koyar. Fransız Devrimi sırasında tarım kesiminde gerçekleş­tirilen anti-feodal uygulamalarla feodal üretim biçimi­nin ortadan kalkması Marc Bloch’a göre aslında, uzun dönemde, tarımsal evrimin oluşturduğu özelliklere dayanır.

1939’da basılan Marc Bloch’un ikinci önemli kitabı La societe feodale’dır (Feodal Toplum). Feodal toplum sentezinin belirlendiği bu yapıtında, alışılmış siyasi ve hukuki tanımların dışında, feodalizmi bir yeni üretim ve düşünce biçimi olarak ortaya koyar. Feodal toplumun dinamiğinin siyasi güç merkezleri olan malikânelerin (domain) altında oluşan üretim ilişkileri içinde anlaşılması gereğini vurgular. Köylünün hiz­metkâr olarak toprağa bağımlılığım içeren serflik düzeni feodal üretim biçiminin en kilit özelliğidir.

Marc Bloch feodal toplum düzeninin, Avrupa tarihin­de kapitalist toplum düzenine geçişte bir ara dönüşüm süreci olduğunu belirtir. Ona göre, Avrupa feodalizm modeli, başka toplumların incelenmesi için kullanıldı­ğında, Avrupa tarihinin özellikleri gözönünde bulun­durulmalıdır. Çin, Japon ya da Mısır feodalizmlerine, sadece merkezi otoritenin zayıflığı ya da sömürü düzeninin oluşu gibi tek taraflı özelliklere dayanma­dan, iç dinamiği olan özgün toplum örnekleri olarak, karşılaştırmalı tarih çerçevesi içinde bakılması gerekir.

Marc Bloch, tarih üzerine olan görüşlerini savaş yılla­rında yazmıştır. Bunlar toplu olarak ancak 1949’da basılabilmiştir. Apologie pour L’histoire ou metler d’historien (“Tarihin Savunusu ya da Tarihçinin Mesleği”) adlı kitapta Bloch, tarihin toplumsal, iktisa­di, siyasal ve kültürel bir bütün olduğunu vurgulamış­tır. Tarihin insan etkeninin her türlü yönüyle yarattığı bir hayat ürünü olarak ele alınması gerektiğini savun­muştur.

1930’larda Annales dergisi çevresinde oluşan sosyal ve iktisadi tarihçilik geleneği Marc Bloch’dan sonra günümüze dek etkinliğini sürdürmüştür.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansklopedisi, 17. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983