Mantığın Gelişimi – Ortaçağ Avrupasında Mantık

Ortaçağ Avrupasında Mantık

Ortaçağ Latin dünyasında mantığın gelişimi
iki önemli kısımdan oluşmaktadır. Birincisi Aristoteles’in mantık sistemini oluşturan
kitapların ve yorumlarının Latinceye çevrilmesidir.

İkincisi ise Aristotelesçi mantık anlayışına
yeni düşünceler ekleyerek kendi mantık anlayışlarını ortaya koymalarıdır.
Sonuçta ortaya çıkan mantık sistemi ‘Skolastik mantık
olarak adlandırılmaktadır.

1000’li yıllara kadar Ortaçağda mantık çalışmalarında
dikkati çeken bir yenilik görülmemektedir. Bu dönemde mantık geleneğinin canlı
kalmasını sağlayan Benedikten manastırlarındaki eğitim olmuştur. Oxford, Paris
ve Bolonya başta olmak üzere 13. yüzyılın başından itibaren üniversiteler oluşmaya
başlamıştır.

Ortaçağda özellikle 13. yüzyılın ikinci yarısından
sonra egemen mantık sistemi Aristoteles’in mantık sistemidir.

Aristoteles mantığının egemenliği ancak doğa
biliminde de yeni yöntem arayışlarının hız kazandığı Rönesans hareketi sırasında
sarsılmıştır.

Ortaçağda Latin mantığı söz konusu olduğunda
logica vetus (eski mantık) ve logica nova (yeni mantık) ayrımı yaygındır.
Porphyry’nin İsagoge’si, Aristoteles Organon’unun Kategoriler ve Önerme Üstüne
kitapları ve Boethius’un yorumları logica vetusu
oluşturmaktadır.

12. yüzyılın ikinci yarısından sonra
Organon’un diğer kısımları, logica nova ele alınabilmiştir.

Ortaçağın ilk büyük mantıkçısı Petrus
Abelardus’dur. Abelardus Aristoteles mantığını yorumlamanın yanı sıra, bağımsız
bir mantık çalışması olan Dialektika’yı
yazmıştır.

Abelardus kipli önermelerin yorumlanmasında
de re (de re = şeye ilişkin) ve de dicto olarak ayırımını açıkça ortaya koymuştur. Abelardus
de dicto kiplerin gerçek anlamda kip sayılamayacağı görüşündedir.

SKOLASTİK
MANTIĞIN ANAHATLARI

Gönderme
Kuramı

Terimlerin özelliklerinin (proprietates
terminorum) incelenmesi Skolastik mantığın önemli bir kısmını oluşturur.

Terimlerin başlıca özellikleri: İmleme (signification), gönderme (supposition), koşaçlama (copulation),
adlama (appelation), zayışatma (restriction), güçlendirme (ampliation), dağılma
(distribution) ve görelik (relation).

Gönderme kuramı aynı zamanda Ortaçağda
Latin mantığı ile Arap mantığı arasında yapılacak bir karşılaştırmada temel oluşturabilecektir.

İmleme (signification) bir terimin bir şeyi (bir bireyi ya da bir
tümeli) göstermek üzere atanmış olması, en azından bir şeyi gösterebilme özelliğine
sahip olmasıdır.

Gönderme (supposition) imlemli (significant) bir terimin bir önerme
içinde kullanılarak önermede bir şeyin yerini tutmasıdır.

Ortaçağ mantıkçıları arasında göndermenin aşağıdaki
biçimde bölümlenmesi yaygındır.

(i) Maddi gönderme

(ii) Basit gönderme

(iii) Bireylere gönderme

Maddi gönderme terimin kendisine
göndermesidir, ‘İnsan bir addır’.

Bir terimin bir kavrama (tümele) göndermesi
basit göndermedir, ‘İnsan en mükemmel canlıdır’.

Bireylere göndermede terim doğru olarak
uygulandığı tikellere gönderir, ‘Her insan akılıdır’.

1) Terimleri aynı şeye gönderen olumlu önermeler
doğru kabul edilmektedir.

2) Özne ve yüklemi aynı şeye gönderen
olumsuz önerme yanlıştır.

3) Terimleri farklı şeylere gönderen olumlu
önerme yanlıştır.

4) Terimleri farklı şeylere gönderen
olumsuz önerme doğrudur.

5) Skolastik mantıkta yaygın bir kabule
göre, olumlu bir önermede terimlerden (özne veya yüklem) birinin (veya her
ikisinin) gönderimi yoksa, bu önerme yanlıştır.

6) Olumsuz bir önermede terimlerinden
birinin (veya ikisinin birden) gönderimi yoksa o önerme doğrudur.

Bir terimin belirli bir şeyin adı olması
özelliğini ifade eden ‘appellation’ sözcüğü Türkçede
‘adlama’ olarak karşılanmalıdır. Appellation Ortaçağ mantığında yerini zamanla
göndermeye (supposition) bırakmıştır.

Güçlendirme (ampliation) bir terimin diğer bir terimin gönderimini genişletmesi
ve kısıtlama (restriction) ise bunun aksine bir
terimin diğer bir terimin gönderimini daraltmasıdır.

Göreli (relation) terimler anlaşılması başka terimlerin anlaşılmasına
bağlı olan terimlerdir. ‘O’, ‘onun’, ‘kendisi’ gibi terimlerin gönderimi ancak
önermede daha önce geçen terimlerin gönderimine göre belirlenir.

Sinkategoremata

Genel bir ifade ile önermelerde özne ve
yüklem konumunda geçen terimler kategorematik
terimler, önermeyi oluşturan diğer terimler ise sinkategorematik
terimlerdir.

Kategorematik sözcükler tek başına bir
imlemi olan, sinkategorematik sözcükler ise ancak başka sözcüklerin imlemini
etkileyen sözcüklerdir.

Kategorematik terimler tümcede tek başlarına
özne ya da yüklem olarak geçebilirler. Bu terimler tek başlarına imlemli
oldukları için, bir tümcede tek başına kullanıldıklarında belli bir şeye
gönderirler. ‘Aristoteles filozoftur’ önermesinde hem ‘Aristoteles’ hem de
‘filozof’ kategorematik terimlerdir. Sinkategoremata altında yer alan sözcükler
tek başlarına bir şeyi imlemezler.

‘Her insan ölümlüdür’ önermesinde ‘insan’
kategorematik terimine eklenen ‘her’ sinkategorematik terimi, bu önermede
‘insan’ teriminin gönderimini tüm insanlar olarak belirler.

Stoa mantıkçılarına göre önerme ad ile
yüklemden oluşmaktadır. Bu öğeleri birleştirerek önermeyi oluşturan diğer
ifadeler ise sinkategorematadır.

Bir önermenin biçimini belirleyen, o önermede
geçen sinkategorematik terimler ve önermenin diğer parçalarının
sinkategorematik terimlere göre yerleşimidir. ‘Her A B dir’ önermesinin ‘Bazı A
B dir’ önermesinden biçimsel olarak ayrı olmasının nedeni ‘her’ ve ‘bazı’
sinkategorematik terimleridir.

Sophismata
ve Insolubilia

Sophismata ile ilgili çalışmada amaç mantık kavramları ile ilgili
sorunların örnekler üzerinden tartışılmasıdır.

Sophismata iki konu ile ilgilidir. İlk
olarak bir kavramla ilgili genel bir soruna işaret eden yorumlanması güç
önermelerin tartışılması. Bu önermelerle ilgili güçlük, bunların bir yoruma
göre doğru, bir diğer yoruma göre yanlış olabilmesidir: ‘Her insan eşek ya da
insan ve eşekler eşektir.’

Insolubilia
sözcüğü ‘çözülemezler’ anlamına gelmektedir.
Skolastik
mantıkçılar bu başlık altında Antikçağdan beri mantıkçıların ilgisini çeken mantık
çatışkılarını ele almışlardır. Bu çatışkılar içerdikleri ifadelerin anlamı gereği
kendilerini yanlışlayan önermelerdir: ‘Şimdi söylediğim şey yanlıştır’

Obligationes

Obligatio’ sözcüğü ‘yükümlülük’ anlamına
gelmektedir.
Ortaçağ batı mantığında tartışmanın
belli biçimler altında ele alındığı kısmıdır.

Altı tür obligatio ayırt edilmektedir:

1. Positio

2. Depositio

3. Dubitetur

4. Institutio

5. Rei veritas

6. Petitio

En çok ele alınan positio
olmuştur. Bu tartışma türünde taraşardan biri bir tez ortaya atarak tartışmayı
başlatır. Tartışmanın gerçek anlamda başlaması için karşı tarafın bu tezi kabul
etmesi gerekir. Bu durumda tartışmayı başlatan ardı ardına yeni önermeler ileri
sürer. Cevaplayan bu tezleri kabul eder, reddeder ya da şüpheli bulduğunu
bildirir. Positio kuramının amacı ileri sürülen teze göre hangi durumda bu olanaklı
cevapların hangisinin verilmesinin uygun olduğunun belirlenmesidir.

Depositio biçimindeki bir tartışmanın başlaması için yanıtlayanın
ileri sürülen tezi reddetmesi gerekir. Bir tezi reddetmek karşı-tezi kabul
etmek anlamına geldiğinden, bu ilk adım dışında depositio biçimindeki tartışmanın
işleyişi positio gibidir.

Dubitatur yanıtlayanın ileri sürülen tezin şüpheli olduğunu
bildirmesiyle başlar. Institutio’nun özelliği bu tartışma türünün diğerlerinden
tartışma konusu olan tezin niteliği ile ayrılmasıdır.

Consequentia

Consequentia Ortaçağ batı mantığının çıkarımların
incelendiği bölümüdür.

Boehner’e göre bu alan Aristoteles’in
Topikler’i üzerine yapılan tartışmaların sonucunda ortaya çıkmış görünmektedir.

Aristoteles Topikler’de kuralları bir
önermeden diğerine yapılan çıkarımlar biçiminde ifade etmektedir. Farklı
Skolastik mantıkçıların da consequentia içinde ele aldıkları kuralları koşul
önermeleriyle ifade ettikleri görülmektedir.

Consequentia kuramı ile ilgili olarak
önemli bir gözlem, Skolastik mantıkçıların consequentia başlığı altında
bütünlüklü bir sistem oluşturmaya yönelmemiş olmasıdır.

Consequentia içinde iki türlü ayrım yaygındır:

1) Biçimsel ve maddi sonuçlar ayrımı.

2) Doğal ve ilineksel sonuçlar ayrımı.

Biçimsel ve maddi sonuç ayrımı daha önce ele
aldığımız sinkategorematik-kategorematik terimler ayrımına bağlıdır. Eğer bir
önerme diğerinden bu önermelerde geçen kategorematik terimler arasındaki ilişki
gereği çıkıyorsa buradaki sonuç çıkarma ilişkisi maddidir: ‘Her hayvan canlıdır.
O halde, her at canlıdır’.

Sonuç önermesi(nin doğruluğu) öncülden anlaşılmakta
ise, sonuç (consequence) doğaldır (özlü).

Tasım, belirli önermelerin varsayılmasıyla, diğer bir önermenin
bu varsayımlardan ötürü zorunlu olarak çıktığı uslamlamadır.

Skolastik mantığın bir diğer özelliği, mantık
öğretimini sistemleştirerek mantık kurallarını öğretmeyi ve öğrenmeyi kolaylaştıran
bir takım yardımcı kurallar geliştirmeleridir.

Mükemmel tasımların adları Barbara,
Celarent, Darii ve Ferio’dur. İkinci ve üçüncü figürdeki tasımların her birinin
adı da B, C, D veya F harşerinden biriyle başlamaktadır. Bu adlarda geçen sesli
harşer tasımı oluşturan önermelerin nitelik ve niceliğini göstermektedir: a harfi
tümel olumlu önermeyi, e harfi tümel olumsuz önermeyi, i harfi tikel olumlu önermeyi,
o harfi ise tikel olumsuz önermeyi işaret etmektedir. Bu adlandırmayı gereğinde
hatırlamayı sağlayacak bir yardımcı kural vardır: Olumlu önermelerin harşeri
affirmo (Latince’de ‘Kabul ediyorum’ anlamına gelmektedir) sözcüğünün ilk iki
sesli harfi, Olumsuz önermelerin harşeri ise nego (Latince’de ‘Kabul etmiyorum’
anlamına gelmektedir) sözcüğünün ilk iki sesli harfidir. Hem affirmo hem de nego
sözcüklerinde ilk sesli harşer (a, e) tümel önermeye, ikinci sesli harşer (i,
o) ise tikel önermelere aittir.

Tasım adının ilk harfinin B, C, D ya da F
olduğu görülmektedir. Buna göre ikinci veya üçüncü figürdeki bir tasımın
birinci figürdeki hangi tasıma indirgeneceği anlaşılır. Tasımın adı B ile başlıyorsa
Barbara biçimindeki bir tasıma, C ile başlıyorsa Celarent biçimindeki bir tasıma,
D ile başlıyorsa Darii biçimindeki bir tasıma, F ile başlıyorsa Ferio
biçimindeki bir tasıma indirgenecektir. Adlarda geçen sessiz harfler de
kendilerinden önce gelen sesli harfe ait önermeye uygulanacak işlemi
belirtmektedir.

Mantığın Gelişimi

Doç. Dr. İskender Taşdelen

Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın Nu: 2424

Ocak 2013, Eskişehir