Mahtumkulu Kimdir, Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği, Hakkında Bilgi

119

Mahtumkulu (Ö. 1197/1783’ten sonra) Türkmen şairi.

Genellikle kabul edildiğine göre 1146′-da (1733) Etrekile Gürgen nehirleri ara­sında kalan Hacıgovşan’da doğdu. 1983 yılı, Türkmenistan’da doğumunun 250. yılı olarak geniş çaplı faaliyetlerle kut­lanmış ve bu tarih resmiyet kazanmıştır. Bir lakap olduğu da düşünülebilecek olan Mahtumkulu (Mahdumkulu, Mağtimgulı) dı­şında şairin başka bir adı bilinmemekte­dir. Göklen uruğunun Gerkez kabilesinden olan Mahtumkulu’nun Garri Molla olarak tanınan babası Dövletmemet Azadi de şairdir ve aruz vezniyle Çağatayca yazılmış Va’z-ı Âzâctf adlı bir mesnevisi bulunmaktadır. Mahtumkulu ilk eğitimine babasının ya­nında başladı. Keçecilik, başka bir rivayete göre ise kuyumculuk gibi ata mesleklerini de öğrendi. Eğitimine Kızılayak’ta ve ar­dından Buhara’daki Kükeltaş Medresesi’nde devam etti. Bir süre sonra burada dost olduğu Sibiryalı Türkmen Nuri Kâzım İbn Bahir ile beraber Türkmen topluluk­ları arasına karıştı. Onunla birlikte Afga­nistan’a, Hindistan’a, ardından Kabil üze­rinden Özbekistan’a geçip Margeien, An-dican ve Semerkant’a gitti. Davet üzerine bir müddet Kükeltaş’ta kaldıktan sonra dönemin en tanınmış medresesi olan Hîve’deki Şirgazi’de üç yıl daha öğrenimine devam etti. İyi bir öğrenci olarak talebe halifesi oldu, hocasının yerine zaman za­man dersler verdi. Nuri Kâzım’la birlikte Şİrgazi’de bulundukları sırada bu med­resede Türkmenler için bir bölüm açıl­dı. Hayatının daha sonraki dönemleri hakkında fazla bilgi bulunmayan şairin 1197’den (1783) sonraki bir tarihte öl­düğü sanılmaktadır.

Edebî Doğu Türkçesi yanında Arapça ve Farsça öğrenen Mahtumkulu Nizamî, Sa’dî-i Şîrâzî, Ali Şîr Nevâî ve Fuzûlî gibi klasik şairleri okumuştur. Buna rağmen kendisinden öncekiler gibi klasik Türk edebiyat diliyle değil genel olarak canlı Türkmen şivesiyle ve sade bir üslûpla şi­irler yazmıştır. Böylece Türkmen edebî dilinin ortaya çıkmasına ve gelişmesine önemli bir hizmette bulunmuştur. Türk­men edebiyatına öncü olması yanında ideal Türkmen tipine örneklik etmesiy­le de halkı tarafından sevilip benimsen­miştir.