Mahmut Makal – Bizim Köy

Mahmut
Makal – Bizim Köy


Köy enstitüsü mezunu olan yazarın eseri köy
hayatına dair tuttuğu notlardan oluşur. Eserde yazar çeşitli konular üzerinde
durur. Ekonomik sıkıntılar, ilkel malzemeler, toprak meselesi, teknolojiye
yabancılık, sosyal yardımlaşma ele aldığı konulardır.

Geçim
Derdi

Kışın
Hesabı

Doğu’nun adı çıkmış.

Kadınlar yalınkat giyindikleri halde soğuğa
alışık. Hayvana bakmak, sulamak, eve su getirmek gibi işler genelde onlardadır.
Erkeklerse, boş oturmaktan titrerler hep kış boyu. (s. 17)

…tek başına, amansız kışla savaşmak zorunda
olan ben, ne yapayım?

Sağlık koruyucusu arkadaşla ölenlerin
listesini “ölüm kâğıdı”na yazıp gönderdik. Bizim köy yüz otuz
evlidir. Ocak ve martta ölenlere göre, şubattaki kırım daha kabarık. Yalnız bu
ay içinde, hiçbirisi yaşını doldurmamış olmak koşuluyla, otuz dört çocuk yazdık
listeye. (s. 20)

Kutsal
Tezek

Pislik deyip geçmeyin…

Kibrit

Köylünün pek gereksinimi yoktur kibrite…
Ocağa yanmış bir tezek parçası gömdü mü, on iki, hatta yirmi dört saat sonra orada
bir köz bulur.

Beslenme

Güzden eline ne geçer de evin kıyısına
köşesine atarsan, baharı getirirsin onunla.

En ilkel bir yiyecek olan pirinç, bizim
için lükstür.

Alfabede, “Baba bana bal al” cümlesini
okurken, sordum: Elli altı öğrenci içinde, yalnız bir tanesi bal görmüş. Gerisi
bilmiyor.

Kadın-kız, işi yoksa ot toplasın, kaynat
kaynat ye.

Çoğunluk ya kupkuru yavan ekmekle, ya da
biraz soğanı, turşuyu katık ederek gününü gün eder. Bulguru bile zor bulur. Sık
dişini, verme canını!

Ticaret

Köylü, on kuruş kazanacağını umduğu bir
işten on günlük emeğini esirgemez.

Değirmen

…biz bunu oradaki değirmene inat yaptık. Şimdi
oraya muhtaç olursak gülerler halimize…

Ekmek

Bu bizim ekmek kalınca bir yufkadır.

En
Büyük Sevinç

“köylünün en büyük sevinci nedir?”
diye sorsalar, hiç düşünmeden, “yağmur yağmasıdır” derim.

Makineleşmekten geçtik, insanın yerine
hayvanı koyabilsek o da yeter.

Harman

Yığın yerini ben de gösteririm, ekini
işleyen olsa…

Bana
Gelince

Bu notları sebze tarlasında, bağ bellerken,
güneş sıkıp ter çıkarırken yazıyorum.

“Bu işleri sen düzelteceksin. Köyü
kalkındırmaya kendi evinden başla. Bunu da yapamazsan, ne anladım ben senin
okumuşluğundan” diyorum kendi kendime.

Borçlu köylülerin kooperatif defterinde
kayıtlı varlıklarına bakacak olursanız, her birini milyoner sanırsınız.

Hatta hiç çiftçi olmayanlar bile, borç koparabilmek
için bir sürü mal yazdırmışlardır. İcracılar, hacze gelince bütün o defterde
sayılıp dökülen malların yerinde yeller estiğini görerek, elleri böğürlerinde
kalakalıyorlar. (s. 46)

Öküz sağ kalsaydı da, keşke okuyamasaydım.

Sevinç

Her acıyı bir sevinç kovalıyor, yoksa
katlanılmazdı bu yaşamın acılarına.

Köy
Yaşamından Sahneler

Mutfağı da, sofası da, yatağı da, oturması
da içinde olan, toprak ve is kokulu tek oda… Toprak tabanlı, taş kemerli, is
sıvalı bir yer.

Hemen bütün evler bu tiptir. Ailenin bütün
nüfusu o tek göz evde yatar, kalkar. Duvarlarda ağaç kazıklar doludur. Ya
kırık, işe yaramaz bir çömlek ya da isli bir kese asılıdır oralarda.

Hasat zamanı. Bu ayda eller yıkanmıyor.

“Baba, neden yıkanmaz?”

“Akşam yıkasam sabaha kadar diğrer
kalır, ekini işleyemem. Hiç ekini işlerken de el yıkanır mıymış? Nereden aldın
o aklı sen?”

Bizim köyde ayakkabı giyen kadınların
sayısı, yüzde beşi geçmez. Gerisi hep yalınayak. Kışın bile, karda-çamurda
çaya, çeşmeye su doldurmaya böyle giderler.

Köyde muhtar olabilmek için ilk koşul,
varlıklı olmaktır. Ondan sonra da, hısım akraban çokça olacak. Sana bağımlı olan
boynu kıldan ince yoksullar, yolunu gözleyip el açacaklar. Bu yolla oy kazanıp,
muhtar seçileceksin.

İnanışlar

Okul
ve Okuma

Okullar
Okulu

…çocuklar hep hastalandı yine kuru toprağa
oturmaktan; damın da akmasından…

Basından

Ve kendimi Mahmut Makal dışında, romancı
olan ilk Türk köylüsü olarak görüyorum.

Yaşar Kemal

Literatür

16. baskı, Nisan 2008