Ma Ming-hsin (İbrahim Vikayetullah) Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

29

Ma Ming-hsin (1718-1781) Nakşibendiyye Cehriyye tarikatının kurucusu Çinli âlim ve mutasavvıf.

Kuzeybatı Çin’de Kansu eyaletinin Jie-zhou şehrinde müslüman fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İslâmî adı İbrahim Vıkâyetullah’tır. Kaynaklarda Azîz veya Muhammed Emîn diye anıldığı da kaydedilir. Henüz doğmadan babası öldü, çocuk yaşındayken annesini kaybetti. İlk eğitimini cami imamı olan amcasından aldı, bu sırada caminin temizlik işlerine yardımcı oldu. 1728″de amcasıyla birlikte hac yolculuğuna çıktığı sırada Buhara’da şiddetli kum fırtınasına yakalandığı, bu sırada amcasını kaybettiği, çaresiz bir haldeyken kendisine bir şeyhin yardım ettiği ve daha sonra da Arabistan’a gön­derdiği nakledilir. Bu durumda onun ilk tasavvufi eğitimini Buhara’da gördüğü söylenebilir. Ebû Alamah Abdülkâdir (Guan Li-ye) isimli bir müridi tarafından kaleme alınan yan biyografik Rashah adlı eserde amcasıyla birlikte güneydeki ipek yolunu kullanarak Çin’in güneybatısındaki Yun­nan, Burma ve Hindistan yoluyla Arabis­tan’a gittikleri kaydedilmektedir.

Öğrenimini tamamlamak için uzun sü­re İslâm ülkelerinde dolaşan Ma Minghsin’in (Mingxjn) hangi ülkelere gittiği ve nasıl bir dinî eğitim aldığı hususunda kay­naklarda yeterli bilgi yoktur. Ancak Ye-men’de eğitim gördüğü ve Mısır’a geçe­rek Ezher’de okuduğu bilinmektedir. Onun Nakşibendiyye tarikatına Orta As­ya’da girmiş olabileceği ileri sürülmekte­dir. Yemen’de iken Abdülhâlik b. Zeyn el-Mizcâcî ile Zebîd bölgesinde temas kurduğu da düşünülebilir. Abdülhâlik’ın ta­rikat silsilesinin muhtemelen İbrahim b. Hasan el-Kûrânî vasıtasıyla Medineli Şeyh Ahmed el-Kuşâşî’ye ulaştığı, Kuşâşî’nin birçok tarikatın yanı sıra Nakşibendiyye’-den de icazetli olduğu bilindiğine göre Ma Ming-hsin’in bu silsileyle Nakşibendiyye’-ye bağlandığı da söylenebilir.

Muhammed Hayât es-Sindî, İbrahim b. Hasan el-Kûrânî, Şah Veliyyullah gibi şah­siyetler tarafından temsil edilen dini ihya hareketinin etkisi altında kalması muh­temel olan Ma Ming-hsin on yedi yıl son­ra memleketine döndüğünde Çin müslü-manlarını, Han Çinlileri’nin dinî gelenek­lerinin etkisi altında kalıp doğru yoldan sapmakla suçladı. Camilerin Çin ibadet­haneleri gibi inşa edilmesine karşı çıktı ve tezyinatının sade olmasında ısrar et­ti. Mensuplarının Han Çinlileri’nin cenaze âdetlerini uygulamalarını yasakladı. Müs-lümanın sade bir hayat yaşaması ve ha­yatını yalnızca İslâm toplumuna adama­sı gerektiğini vurguladı. Onun bu anlayışı Çin’in mahallî âdetleriyle İslâm’ın sente­zini engelledi.