Lugaz Nedir, Sanatı -Arap, İslam Edebiyatında- Hakkında Bilgi

50

Lugaz. Lafız veya mahiyet özelliiileri belirtilerek bir nesnenin adının bulunması istenen, Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında bir belagat terimi, genellikle manzum bir söz sanatı.

Sözlükte “çöl faresinin, saklandığı yerin bulunmaması için yuvasını labirent gibi eğri büğrü kazması; saptırmak, sözün maksadını gizlemek, şaşırtmalı söz söyle­mek” anlamlarına gelen lağz kökünden türeyen lugaz luğz lağz “çöl faresinin yuvası, gidilmesi zor olan eğri büğrü yol; derin sır, bilmece, zekâ oyunu” demektir. Arap edebiyatında daha çokluğz belagat ve edebiyat âlimleri  muâyât” gibi terimler de kullanmışlardır. Edebiyatta ve Özellikle şiirde bir sözü kavramı açık bir dille anlatma yerine onu ima eden ifadeler kullanarak şiiri sözü bir bilmece, hatta bazan bir muamma şekline sokmaya ilgâz, böyle şiire söze lugaz  luğz denir. Ancak bunun edebî zevki okşayacak tarzda icra edilmesi şart­tır. Müteahhir dönem âlimleri önceleri lu­gaz kapsamında yer alan muammayı isim bilmecelerine hasretmişlerdir.

Lugazların çoğu manzumdur. Genellik­le “rubbe, rubbe vâvı” veya soru edat ve cümleleriyle başlayan bu manzumelerde kitap, kalem gibi somut varlıkların nite­likleri zikredilerek kendilerinin bilinmesi istenir. Lugaz, bir düşünceyi mecazdan daha kapalı biçimde dile getiren bir anla­tım tarzı olmasıyla beyan ilmi kapsamın­da bir disiplin sayıldığı gibi akıl ve zihni geliştirmesiyle de felsefe, mantık gibi aklî ilimlerden kabul edilir. Lugazlarda ipucu verilmekle birlikte bazılarının çözülmesi güçtür. Bunlara “işârî lugaz” denir.

Lugaz lafız ve mâna lugazları olarak iki temel kategoriye ayrılır. Lafız lugazlarınm birden çok mânaya sahip kelimenin uzak veya karşıt anlamını kastetmek (tevriye, lahn, melâhin, mugalata ma’nevjyye), ke­limeyi anlamlı sözcüklere bölüp verilen müteradifi eriyle bilinmesini istemek, iki kelimeyi bitişik yazmak, bir kelimeyi parçalayıp yazmak, hemzeliyi yumuşatmak (teshîl), nokta değişikliği yapmak (tashîf), tersinden okumak (kalb) ve başka bir dile nakletmek gibi birçok çeşidi vardır. Tevriye yoluna örnek olan cümlesinin kastedilmeyen ve ilk akla ge­len (yakın) anlamı, “Vallahi Ali’yi ne gör­düm ne de onunla konuştum” şeklinde iken, “Vallahi Ali’nin ne ciğerine (rie) vur-dum, ne de onu yaraladım (kelm)” şeklin­deki uzak anlamı kastedilmiştir.