Lucia Puenzo – Balık Çocuk

Lucia Puenzo – Balık Çocuk

Olayları bir köpek
anlatıyor. Hikâyeye konu olan hatunlardan Lala, onu veterinerden almış.

Lala hiçbir zaman ağlamaz. Ne Guayi onu terk ettiğinde
ağladı ne de Bronte öldüğünde.

Bana her zaman bir erişkinmişim gibi davrandı. (s. 9)

Kısacık adıyla Pep, dünyayı değiştirmek istiyor. (s. 10)

Guayi bu evin
hizmetçisi, aileden biri değil. Lala ile birbirlerine âşıklar. Lala evden
eksikliğinin hissedilmeyeceğini düşündüğü eşyaları gizlice satıp para
biriktiriyor. Yeterince paraları birikince hayallerinin peşi sıra yola
koyulacaklar.

Gece yarısı Pep beni arabasına bindiriyordu. San Isidoro’nun
en pis barının köşesinde frene basıyor ve geceyi orada marihuana satarak
geçiriyordu. (s. 12)

…aldığı her şeyi ilk önce benim üzerimde deniyordu. Bana
eroin enjekte ediyor, dişetlerime kokain sürüyor, hapların etkili olup
olmadığını anlamak için bana denetiyordu. (s. 13)

Guayi onu sevdiği sürece her şey anlamlıydı (o gece Lala
yaşlanmayı bıraktı).

(Pep)

O gece sivil giysili bir polise marihuana sattı. (s. 19)

Ertesi gün onu aramaya geldiler.

Bronte manşetlere çıktı ve bir hafa içinde tüm kitapları
best-seller oldu.

Sasha, bir Budist tapınağına doğru yol aldığını söyledi.

Ve biz işte böyle yalnız kaldık. (s. 20)

(Bronte)

Sasha’nın gidişiyle yeni bir depresyona girdi.

Hepimiz yeni bir sonuçsuz intihar girişimi için
hazırlıklıydık.

Hep ilaç alır çok geçmeden kurtarılırdı. …nedeni aslında yalnızca
intihar fikrinden hoşlanmasıydı. (s. 21)

…parayı saydılar.

“Artık gidebiliriz” dedi Guayi.

Guayi, Lala’ya babasının dışarıdan çok içinde vakit
geçirmesine daha fazla tahammül edemediğini söylemedi. (s. 22)

Lala durumu fark etti.
İki bardağa süt doldurdu. Birine ilaç diğerine şeker kattı. İki bardakla
birlikte babasının yanına gitti; Bronte’nin bir şansı vardı.

Lala da duygularını sütle beraber bir dikişte içti. (s. 23)

Ertesi gün

Kapıyı kilitlemeden evden ayrıldık. (s. 24)

Lala, köpeğiyle birlikte
erkenden ayrılıyor evden. Guayi’nin çocukluğunu geçirdiği eve doğru yola
koyuluyor.

Guayi sınırda
tutuklanır.

Lala

İçini kemiren kaygıyı Guayi’yle hayalini kurduğu,
pencereleri göle bakan eve başlamak üzere kullanmaya karar verdi. (s. 31)

Nestor Socrates,
kendisini Lin’in (Guayi) ilk sevgilisi olarak tanıtıyor (işin aslı öyle değil).

Mitay pyra

Bu sözcük Nestor
Socrates ile Guayi arasında yaşanan ve Guayi’nin hatırlamak istemediği
olayların anahtarı. Korkunç olanı zihni mitleştirmiş/masala dönüştürmüş.
Romanın derin ve hassas içeriği bu hikâye üzerine kurulmuş: Mitay pyra ya da
balık çocuk.

Balık çocuk köy halkının uydurduğu bir efsane. Gölde yaşadığını
söylüyorlar. Boğulanları derine çektiğini.

İnsanlar yaşamak için her zaman bu tür şeylere ihtiyaç
duyarlar. (s. 38)

(Nestor)

Bir daha mutlu olmadım. Onu bıraktığım günden sonra bir daha
mutlu olmadım. (s. 44)

Hamileydi

On üç yaşındaydı ve neşe saçıyordu.

İnsanlar

Onun bir bebekle gölde yüzdüğünü gördüklerini söylediler. (s.
45)

(Guayi)

Yaşlı. Seni tanıyıncaya dek yaşlıydım. (s. 46)

Lin/Guayi, hamileliğinin
yedinci ayında içi suyla dolu küvette doğum yaptı. Bebeğin sesi çıkmadı. Nefessiz
kalan bebeği suya koydu. Sudaki bebek nefes almaya başladı. Lin/Guayi bebeği
suyun içinde yaşatmaya çalıştı. Akvaryuma hava pompalayan aletle bebeğin içinde
olduğu suya hava pompalıyordu.

Günler sonra köyde
dedikodular iyice yayıldı. Beşinci ayda bebek süt emmeyi bıraktı. Bir şafak
vakti bebekle beraber suya/göle girdi. Gece oluncaya dek birlikte yüzdüler.
Lin/Guayi sala çıktığında bebek artık onunla değildi.

Guayi cinayetle suçlanmış ve ıslah evine kapatılmış.

(Guayi)

Bir keresinde benden yalan söylememi istemiştiniz, ben de yalan
söylemeyeceğim.

Kötü şeyler yaptım ve beni buraya tıktılar. Yaptığım şeyin
bedelini ödeyeceğim. Yaptığıma inandıkları şey için değil, sadece sizin ve
benim bildiğimiz şey için.

…duygusunun kokusunu aldım. (s. 51)

Lala, evine geri döner.
Yaşananları teyzesine anlatır. Saçlarını kazıtır. Guayi’nin kapatıldığı ıslah
evinin yerini öğrenir ve oraya gider.

Haydi, git Lala, bir daha gelme. (s. 86)

Ay tutulması vardı. Bir sebepten dolayı insanlar bunun önemli
olduğuna inanıyorlardı. (s. 87)

      
Ay tutulmasını mı
görmeye geldin?

      
Hayır

      
Biz de öyle. (s. 88)

Sekiz yaşındayken sınıf arkadaşlarımı yediğimi hayal
ederdim. (s. 102)

…bir göz kırpması kadar kısacık süren bir sonsuzluk boyunca söyleyecek
bir şey bulmaya çalışmış ama bulamamıştı. (s. 120)

Eğitmen, Lala’ya Guayi’yi
ıslahevinin dışında gördüğünü söyledi. Islahevinin kızıl saçlı gardiyanı
kızları pahalı eğlencelere malzeme yapıyormuş.

      
Adın ne?

      
Ne istersiniz?

Lala ve eğitmen yanlarına birkaç doberman alıp kızların
satıldığı eve gittiler, iyi kurgulanmış bu romanın finaline.

El Niňo Pez

Türkçeleştiren: Seda Ersavcı

Doğan Kitap, Mayıs 2012