Louis Bonald kimdir? Hayatı ve eserleri

35

Louis Bonald kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1754-1840) Fransız düşünür ve siyaset adamı. Fransa’daki Gelenekçilik akımının başlıca temsilcilerindendir. Louis Gabrıel Ambroise Bonald 2 Ekim 1754’te Millau’da doğdu. 1776’ya dek Krallık Muhafız Birli­ği ’nde şövalyelik yaptı. 1785-1789’da Millau Belediye Başkanı oldu. 1790’da Aveyron ili merkez yönetimi üyeliği ve başkanlığında bulunan Bonald, ruhban sınıfı için yapılan medeni hukuku uygulamamak için 1791’de istifa ederek Heidelberg’e yerleşti. Burada yazdığı, Theorie du Pouvoır Polıtique et Keligieux (“Siyasal ve Dinsel iktidar Kuramı”) adlı kitap Direktuvar yönetimi tarafından toplatıldı. 1797’de Fransa’ya geri döndü. 1814’te Milli Eğitim Konseyi üyeliğine atandı. 1816’da Academie Française’e seçi­len Bonald, 1821 ’de vikont oldu. 1822’de devlet bakanı, 1827’de Sansür Komisyonu başkanı oldu. 23 Kasım 1840’ta Millau’da öldü.

Bonald, Joseph de Maistre ile birlikte Fransız Devrimi’nin getirdiği ilkelere karşı çıkmış, mutlak monarşi ve dinsel otoritenin geçerliliğini savunmuş­tur. Bonald’a göre, Fransız Devrimi’nin getirdiği ilkeler, toplum bütünlüğünü zedelemektedir. Bonald’ ın siyaset kuramının temelinde düşünce ve dilin özdeş olduğu, Tanrı’nın insana yaradılış anında ilkel bir dil verdiği görüşü vardır. Bu dil, kuşaktan kuşağa gele­neklerle korunur. Nasıl ki dil, tanrı ve gerçek arasında bir aracı görevi görmekteyse devlet de halk ve Tanrı arasında aracıdır ve kutsaldır.

Bonald, düşüncenin içsel bir konuşma olduğunu, bu nedenle dilin insan tarafından yaratılamayacağını savunmuştur. Bonald’a göre toplumsal bir olgu olan dil, bireyleri gruplar içinde birleştirir ve ortak bir düşünceler bütünü oluşturur. Bu düşünccler gelenek­tir. Geleneklerin sürekliliği Fransız Devrimi’nde ol­duğu gibi kimi kez kesintiye uğrayabilir, ancak bu durum geriye dönüşü olan bir süreçtir, insanlar yeniden tek bir siyasal sistem ve inançlar bütünü altında toplanacaklardır. Söz konusu siyasal sistem mutlak monarşi, dinsel inançlar bütünü ise Katolik Kilisesı’nin egemenliğiyle kurulur. Nasıl ki evren tek bir Tanrı tarafından yaratılmışsa ve yönetilmekteyse, kilise ve devlet de yönetsel birliğini korumalıdır.

Bonald’a göre, egemenlik devlete Tanrı tarafın­dan verilmiştir. Aydınlanmanın insan haklan kuramı yerine Bonald, Tanrı ve onu temsil eden otorite (devlet) karşısında insanların yalnızca “görevi” oldu­ğunu savunmuştur. Bonald’ın siyasi görüşleri Rousseau’va ve onun Toplum Sözleşmesi Kuramı’na bir yanıt oluşturmaktadır. Felsefi planda savunduğu “di­lin aracı rolü”, Bonald’ın her alana uyguladığı bir üçlü formül sağlamaktadır: Neden, araç ve sonuç. Siyaset alanında neden kral, araç bakanlar, sonuç ise uyruk­lardır.

Fransız Devrimi’nin getirdiği eşitlik ve özgürlük ortamına karşı, devlet içinde güçlerin birliğini savu­nan Bonald, Montesquieu’nün güçler ayrılığı ilkesini reddetmektedir. Bonald’a göre, insanlar için yazılı anayasalar, haklar bildirgeleri yapmak tehlikelidir. Politika, tarihe dayalı olmak zorundadır. Politikada tarihin, dinsel konularda ise kilisenin otoritesini geçerli bulmaktadır. Bonald’a göre, toplumu oluştu­ran bireyler değildir. Birey ancak toplum içinde anlam kazanır. Haklan değil, topluma karşı görevleri vardır. Bonald’da devlet kutsallaştırılmış, hükümet teokratik temeller üzerinde yükseltilmiştir.

Bonald ırkçılığı ve köleciliğin haklılığını, idam cezasının yararını savunmuş, ailenin korunması adına boşanmanın yasallaşmasına, kadınlara eşit haklar ve­rilmesine karşı çıkmıştır.

Yunan sanatını içinden çıktığı demokratik ortam nedefııyle eleştiren Bonald, sanatın yalnızca mutlak monarşiyle yönetilen ülkelerde gelişme olanağı bula­cağını savunmaktadır.

Bonald’in düşünceleri Fransa ve İtalya’da Kato­lik gelenekçi akımı, Comte aracılığıyla sosyolojideki bazı okulları, Action Française’i ve özellikle Charles Maurras’yı etkilemiştir.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 18. cilt, Anadolu yayıncılık, 1984