Louis Blanc kimdir? Hayatı ve eserleri

62

Louis Blanc kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1811-1882) Fransız siyaset ve devlet adamı. Re­formcu Sosyalistler’dendir. 29 Ekim 1811’de Madrid’de doğdu. 6 Aralık 1882’de Cannes’da öldü. Babası Fransız, annesi İspan­yol asıllıdır. Babası kralcı bir aileden gelir. Büyükba­bası 1789 Devrimi’nde giyotinle idam edilmiştir. Babası Joseph Bonaparte döneminde (1808-1813), İspanya mâliyesi ile ilgili genel müfettiş olarak görev yapmıştır. J. Bonaparte’ın devrilmesi ile Blanc’ın ailesi yoksulluk içine düşmüştü.

Blanc Paris’e 1830 Devrimi’nden sonra, Restoras­yon Dönemi’nin başlangıcında geldi. Hukuk öğreni­mi yaparak avukat oldu. 1830’da Bon sens’ı çıkara­rak bir yandan da gazeteciliğe başladı. Ardından National’ın yayımına girişti. 1839’da La revue du Progres’yi çıkarmaya başladı. Aynı yıl bu dergide yayımlanan ve 1840’ta broşür olarak çıkarılan Organisation du Travail (“Emeğin Örgütlenmesi”) adlı kitabında, düşünce ve tasarılarının ana çizgilerini açıklamış ve bu, ününün başlangıcını oluşturmuştur.

Sanayi devrimiyle birlikte yeni bir üretim ilişki­leri düzeninin ortaya çıkmasıyla beliren sonuçların, her türlü sosyal korunmadan yoksun çalışan kesimler üzerinde, işsizlik ve yoksulluk gibi sorunları ağır bir biçimde duyurmaya başladığı o dönemde, Blanc düşünce ve önerileriyle, özellikle Parisli işçiler arasın­da etkili olmaya başlamıştı. Arayış içindeki Paris işçileri 1839’daki başarısız ayaklanmanın sonucunda Blanquı ve Barbes gibi önderlerinin hapiste bulunduk­ları bir sırada, izleyebilecekleri bir önder olarak Blanc’ı buldular.

Blanc’ın işçilere sunduğu öneriler ve yeni bir top­lum modeline yönelik çözüm yollan, Saint-Simon ile Fourier’nin düşüncelerinin bir uzlaşması niteliğinde­dir. Blanc bir yandan, Saint-Simon’un geliştirdiği devletin öncü ve yönetici rolüne ağırlık veren kuram­dan esinlenmiş, diğer yandan oluşturduğu model içinde kendi kendisini yöneten “Toplumsal Atölyeler” e tanıdığı önem dolayısıyla, kooperatifçiliğin babası sayılan Fourier’nin etkilerini taşımıştır. “Toplumsal Atölyeler”in yanı sıra, “genel oy hakkı” ve “çalışma hakkı”, Blanc’ın önerilerinde önemli bir yer tutar.

Louis Blanc 1847’de La reforme gazetesi çevre­sinde kümelenen gruba katıldı. Bunlar, Ingiltere’deki Chartistler’in yanı sıra, o dönemde “demokrasinin fethi”, genel oy hakkı için mücadele veren işçi hareketinin temsilcileri olarak anılan “Reformcular” dı. Blanc bu hareket çerçevesinde ve o dönemde moda olan yemekli açık hava toplantılarında ateşli bir konuşmacı olarak belirmişti.

1848 Devrimi Blanc’a düşünceleri yönünde ola­naklar sağlayan bir dönemin başlangıcı gibi görün­mekteydi. Kral Louis Philippe’in yönetimine karşı Parisli işçilerin başını çektiği bu hareketin sonucunda, 24 Şubat 1848’de Fransa’da II. Cumhuriyet ilan edildi. Geçici Cumhuriyet Hükümeti’nde, sanayi burjuvazisinin temsilcileri çoğunluktaydı. Louis Phi­lippe’in saltanatı yeni oluşan sanayi burjuvazisinin de tepkilerine yol açmış ve bu kesim, devrim sonrasında iktidar yapısında etkin bir yer kazanmayı başarmıştı. Şair Lamartine de bu kesimin temsilcilerinden biri olarak Geçici Cumhuriyet Hükümeti’nde yer almıştı. Hükümette işçilerin yalnızca iki temsilcisi bulunu­yordu: İşçi önderlerinden Albert ve Louis Blanc.

Lamartine ve yandaşları, kendilerini iktidara getiren işçi sınıfından ürkmekte; ancak, Louis Blanc’ı işçi sınıfı önderlerinin en az tehlikelisi olarak görmek­teydiler. Onların asıl kaygıları Blanqui gibi darbe yöntemini benimsemiş olanların başarıya ulaşmasıy- dı. Bu arada, Blanc’ı etkisizleştirmenin ve hatta ondan yararlanmanın yollarını aramışlar ve bulmuşlardır.

Hükümet, Luxembourg Komisyonu adıyla bir komisyon oluşturmuştur. Başkanlığına Blanc’ın, yar­dımcılığına da Albert’in getirildiği bu komisyonun görevi, işçi sorunlarını araştırmak ve ne yapılması gerektiği konusunda hükümete rapor hazırlamaktı. Blanc’ın amacı, başta “Toplumsal Atölyeler” olmak üzere o zamana kadar savunduğu düşünce ve tasarıla­rını gerçekleştirmekte Luxembourg Komisyoııu’n- dan yararlanmaktı. Ancak herhangi bir mali olanak ve iktidar tanınmamış bulunan bu komisyonun gerçek bir etkinliğe sahip olmadığı, buna karşılık Blanc’ı hükümet işlerinden uzak tutmak ve muhtemel bir yeni devrim dalgasını önlemek amacıyla, işçi kitleleri­ni, sorunlarına çözüm bulunacağı beklentisi içinde ılımlılaştırmak yolunda işlev gördüğü anlaşılmıştır. Nitekim Blanc’ın kendisi de başlıca görevinin işçilerle işverenler arasında uzlaştırıcı rolü oynamak ve muh­temel grevleri önlemekten ibaret olduğunu gör­müştür.

Bu arada, Blanc’tn muhaliflerinden Bayındırlık Bakanı E.T.Marie tarafından, Toplumsal Atölyeler’in bir karikatürü niteliğindeki “Milli Atölye!er”in uygu­lamaya konması, Blanc’ın büsbütün etkisini yitirmesi­ne neden olmuştur. Öte yandan, Kralcıların, köylüler arasında, sorunlarının kaynağında Milli Atölyeler için yapılan harcamaların yattığı yolunda kilisenin yardı­mıyla yürüttükleri propagandalar da etkilerini göster­mekte gecikmemiştir. 23 Nisan 1848’de Kurucu Mcclis seçimlerini gizli Kralcılar ve sermaye yanlıları kazanmıştı. Blanc temsilci seçilmiş, ama hükümet dışında bırakılmıştı.

Yeni hükümet ilk iş olarak 16 Mayıs’ta Luxembourg Komısyonu’nu dağıtmış, ardından da Milli Atölveler’i kapatmıştı. Bu yüzden daha da büyüyen sorunlar, 23-26 Haziran 1848’de Paris’te yeni bir ayaklanma­nın çıkmasına neden oldu. Ayaklanma General Cava- ıgnac yönetimindeki birlikler tarafından kanlı bir biçimde bastırıldı. Blanc ayaklanmaya adı karıştığı için İngiltere’ye sığındı. Gıyaben sürgüne mahkûm edildi.

Sürgünde tarihsel araştırmalarını ve yayın çalış­malarını sürdüren Blanc, 1870’te II. İmparatorluğun çöküşünden sonra Fransa’ya döndü. Şubat 1871’de solun temsilcisi olarak Paris milletvekili seçilen Blanc, Komüncüler’e karşı bir tutum takındı ve Komüncü- ler’le Versailles hükümeti arasında arabulucu rolü oynamaya çalıştı. Enternasyonalin Fransa’daki çalış­malarını yasaklayan bir yasayı destekledi. 1876’da yeniden milletvekili seçildikten sonra, bir yandan solculara karşı çıkarken, bir yandan da Komüncüler’ in affı için önerge verdi ve affın çıkmasını sağladı.

“Çalışma Hakkı”: Blanc herkesin iyi koşullarda ve yeterli bir asgari ücretle, çalışma hakkının devlet tarafından güvence altına alınmasını savunmuştur. Blanc, 1848’de II. Cumhuriyeti bir “Sosyal Cumhuri­yet” yapma çabalarının bir parçası olarak, hükümet tarafından yayımlanan Şubat kararnamesinde “çalış­ma hakkı” ilkesinin yer almasını sağlamıstır. Blanc bu çabalarıyla bazı çağdaş anayasalarda da yansımış bulunan sosyal devlet ilkesine ve sosyal refah önlem­lerine öncülük etmiştir.

Toplumsal Atölyeler”: İşsizliği önleyecek ve tekelleşmeye son verecek birimler olarak düşünülmüş­tür. “Toplumsal Atölyeler”, işçiler tarafından demok­ratik bir biçimde yönetileceklerdir. Tarımsal üretim de aynı temellere göre kurulacak olan “Kırsal Atölye­ler” tarafından yürütülecektir. Bütün bu birimlerde üretim bilim ve tekniğin en son verilerinden yararla­narak yapılacaktır. Blanc’ın bu tasarısının çağımızda­ki yönetime katılma ve öz yönetim uygulamalarıyla benzerliği vardır.

Rekabet ve Dayanışma”: Blanc’a göre rekabet, bütün kötülüklerin anasıdır. Rekabet yerine, dayanış­ma içindeki bireylerin ve “Toplumsal Atölyeler”in yer aldığı düzende tekelleşmenin doğurduğu acılar ve eşitsizlikler son bulacaktır.

Devletin Rolü”: Blanc’ın amaçladığı düzende – banka, sigorta, demiryolu, büyük fabrikalar gibi – temel hizmetler ve üretim devlet tarafından yürütüle­cektir. Ancak asıl ağırlığı taşıyacak olan “Toplumsal Atölyeler”e devletin müdahalesi, kuruluşlarına katkı­da bulunmaktan ibaret olacaktır. Devlet, üst düzenle­me ve eşgüdüm görevini yerine getirecektir.

Demokrasi ve Şiddet”: Genel oy halikının ateşli bir savunucusu olan Blanc, zora dayanan devrimin daima karşısında olmuştur. Şiddet kullanımına yer veren sınıf mücadelesi yerine, bütün sınıfların iyi ni­yetli insanlarına yapılacak çağrının ve ikna yönteminin sonuç vereceğine inanmıştır.

Tarih Anlayışı”:Tarihin fikirler tarafından ya­pıldığı görüşündedir. Dünyanın, son tahlilde insan­ların iyiliği doğrultusunda, Tanrı tarafından yönetil­diğine inanır.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansklopedisi, 17. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983