Louis Agassiz kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

34

Louis Agassiz kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1807-1873) İsviçre asıllı ABD’li doğabilimci. Hay­vanlar sistematiği, fosil balıklar ve buzul hareketlerine ilişkin çalışmala­rıyla doğabilimlerinin gelişmesine büyük katkıda bulunmuş ve hayvan türlerinin ilk düzenli sınıflandırması­nı yapmıştır. 28 Mayıs 1807’de İsviçre’nin Morat gölü kıyıla­rındaki Mötier kasabasında doğdu. Babası, Fransa’ dan İsviçre’ye sürgün edilmiş Protestan papazlarındandı. Ona hayvan ve bitki sevgisini aşılayan annesi ise, oğlunun doğabilimci olmasına yol açacak kadar yaşamında etkili olmuştur.

Jean Louis Rodolphe Agassiz, Zürih, Heidelberg ve Münih üniversitelerine devam ettikten sonra, Erlangen Üniversitesi’nden felsefe, Münih Üniversitesi’nden de tıp doktorasını aldı. 1830’lardan başlaya­rak çalışmalarını özellikle İsviçre’de ve diğer Avrupa ülkelerinde sürdüren Agassiz, 1846’da, konferanslar vermek üzere ABD’ye davet edildi. İki yıl sonra Harvard Üniversitesi’nde doğa tarihi profesörlüğüne getirildi ve 1861’de Amerikan yurttaşlığını seçerek ömrünün sonuna değin bu ülkede yaşadı. Harvard’daki Karşılaştırmalı Zooloji Müzesi’nin kuruluşun­da büyük emeği geçen ve 1858’de müzesinin ilk yöneticisi olan Louis Agassiz, 14 Aralık 1873’te Massachussets Eyaleti’nin Cambridge kentinde öldü.

Oğlu Alexander Agassiz de deniz biyolojisi alanında­ki çalışmalarıyla tanınmış bir doğabilimcidir. Agassiz, önemli katkılarda bulunduğu balıkbilimi (iktiyoloji) alanındaki çalışmalarına gençlik yılla­rında başladı. Bu konuda ona geniş olanaklar sağlayan önemli bir olay, Brezilya balıkları üzerinde inceleme­ler yapan bir ekibe seçilmiş olmasıdır. 1819 ve 1820 yıllarında Spix ve von Martius adlı iki doğabilimci Brezilya’da geniş kapsamlı geziler yapmış ve çoğunlu­ğu Amazon nehrinden alınmış balık örneklerini içeren zengin bir koleksiyonla dönmüşlerdi. Bu koleksiyonlardaki balık türleri üzerinde sınıflandırma çalışmalarına başlayan Spix’in 1826’da ölümü üzerine von Martius, Agassiz’den projeyi tamamlamasını istedi. Agassiz yaptığı sınıflandırma çalışmalarını 1829’da bitirerek Selecta Genera et Species Piscium (“Seçilmiş Balık Cinsleri ve Türleri”) adı altında yayımladı. Bu yapıt henüz 22 yaşındaki genç bilim adamına onur kazandırırken, gelecekteki bilimsel çalışmalarına da içerik ve yöntem açısından yön verdi. Bu birikiminden yararlanarak, 1830’larda sür­dürdüğü bir projenin sonuçlarını 1839-1842 yıllarında History of the Fresh Water Fishes of Central Europe (“Orta Avrupa’daki Tatlısu Balıklarının Tarihi”) adı altında topladı.

1832 yılı, Agassiz’nin bilimsel çalışmalarının baş­langıcındaki en önemli yıl oldu. O yıl ilk kez Paris’e giderek tıp ve doğabilimleri alanındaki önemli araştır­ma kurumlarından yararlanma olanağı buldu. Önce­leri Paris’te yoksul bir öğrenci yaşantısı sürdürüyor­du; zamanla döneminin değerli bilim adamlarından yardım görerek kısa sürede durumunu sağlamlaştırdı. Agassiz’ye ilk yardım edenlerden biri, tanınmış Fran­sız paleontoloji ve anatomi bilgini Georges Cuvier’dir. Cuvier ile çalışırken, bilimsel coğrafyanın kuru­cusu olan Alexander von Humboldt’un ilgisini çekti ve Cuvier’nin ölümünden sonra Humboldt Agassiz’nin Neuchâtel Üniversitesi’nde doğa tarihi profesör­lüğüne atanmasını sağladı (1832). Böylece Agassiz, 1846’ya değin uzanan bu görevi sırasında araştırmala­rını daha büyük olanaklarla sürdürme şansına ka­vuştu.

Agassiz o tarihlerde Avrupa’nın soyu tükenmiş balıklarıyla ilgilenmeye başlamıştı. Gerçekten de özellikle İsviçre’de Glaris ve İtalya’da Verona yakın­larındaki Monte Bolca’da incelediği balık türlerinin hemen hiçbirini Agassiz’den önce böylesine ayrıntılı bir biçimde değerlendiren olmamıştı. Agassiz, bu geniş kapsamlı ve önemli çalışmasının ilk planlarım daha Paris’e gitmeden önce, 1829 yılında yaptı. Sonuçta, bulabildiği her türlü örneği bir araya getire­rek fosil balıkların sınıflandırılmasına ilişkin çalış­malarını Recherches sur les poissons fossiles (“Fosil Balıklar Üstüne Araştırmalar”) adıyla 1833-1844 arasında 5 cilt olarak yayımladı. Bu çalışma kapsamın­da adlandırılmış olan balık fosillerinin sayısı yaklaşık 1700’ü bulur. Böylelikle hem soyu tükenmiş balıkla­rın özellikleri, hem de soyunu sürdüren türlerin eski çağlardaki durumları gün ışığına çıkmış oluyordu. İlgisini soyu tükenmiş diğer deniz canlılarına da yönelten Agassiz, 1841-1842 yılları arasında Etudes critiques sur les mollusques fossiles (“Fosil Yumuşak­çalar Üstüne Eleştirili İncelemeler”) adlı yapıtı ya­yımladı.

Agassiz, hayvanların sınıflandırılmasına ilişkin çalışmalarının yanı sıra buzulların hareketlen ve etki­leri konusunda da çok önemli araştırmalar yapmıştır. Bazı yerbilimciler İsviçre’deki buz nehirlerinin bir zamanlar çok daha yaygın olduğunu ve düzensiz hareketli parçaların ana yapıdan koparak çevreye yayıldığını öne sürmüşlerdi. Agassiz 1836-1837 yılla­rında Aar buzulu üzerinde bir kulübe yaparak yaz tatillerini burada geçirdi ve çalışma arkadaşlarıyla birlikte buzulun yapısını ve hareketlerini inceledi.

Sonuçta buzulların hareketli olduklarına inanmıştı, buzulların çevresindeki kaya parçalarının bu hareketten ileri geldiğini varsaymıştı. 1839^ılmda bir buzul üzerinde yaptığı deneylerle varsayımlarını kanıt­lama olanağı buldu. Bir kez buzulların hareketli olduğu kanıtlandıktan sonra, geçmişte bu buzulların daha geniş alanlara yayılmış olduğunu varsaymak da olanaklıydı. Agassiz, artık üzerinde buzul katmam bulunmayan çizikli, oluklu ve parlak yüzeyli kayala­rın yer aldığı bölgelerin de bir zamanlar buzullarla kaplı olduğunu ileri sürdü. 1840’ta yayımladığı, en önemli çalışmalarından biri sayılan Etudes sur les glaciers (“Buzullar Üstüne İncelemeler”) adlı yapıtın­da bu varsayımlara yer vererek, çok önceleri, Kuzey Avrupa’nın büyük bir bölümünün buzullarla kaplı olduğu bir “Buzul Çağı” yaşanmış olduğunu ortaya attı. Bu önemli çalışma, yavaş fakat yaygın çevresel değişimlerin nasıl gerçekleştiğini açıklar. Agassiz’nin sonradan Kuzey Amerika’da sürdürdüğü bu tür araştırmalar, bu kıtanın da Avrupa’dakine benzer bir buzul çağı yaşamış olduğunu gösterir.

Agassiz aynı zamanda iyi bir öğretmen, çok etkili bir konuşmacıydı. 1846’da tanınmış ingiliz jeologu Charles Lyell’in daveti üzerine bir dizi konferans vermek üzere Boston’a gitti. Boston’daki Lowell Enstitüsü’nde başlattığı eğitici nitelikli semi­nerlerini sonradan ABD’nin birçok kentinde verdiği konferanslarla sürdürdü. Agassiz bu konudaki başarı­sını bilgisi kadar etkileyici fiziğine, kürsüdeki inandı­rıcı ve egemen tavrına, geniş izleyici kitlesiyle iyi diyalog kurabilmesine borçluydu. Konferansları ve dergilerdeki bilimsel yazılarıyla, 19.yy’da bilimi halka götüren en tanınmış bilim adamlarından bin olmuştur. 1868’dc ikinci karısı eğitimci ve yazar Elizabeth Cabot Cary ile birlikte yazdığı A Journey in Brazil (“Brezilya’da Bir Gezi”), doğabilimi konuları­nı herkesin ilgiyle izleyebileceği düzeyde işleyen çok başarılı bir örnektir.

Agassiz’nin çabalarıyla gerçekleşen doğabilim kuruluşları da, onun yapıtları ve konferansları kadar önemlidir. Harvard’daki Karşılaştırmalı Zooloji Müzesi’nden sonra kurduğu deniz araştırmalarına yöne­lik yaz okulu her ne kadar onun ölümünden sonra sürekliliğini koruyamadıysa da, sonraki girişimler için iyi bir örnek olmuştur.

Agassiz’nin hayvan sınıflandırması ve fosiller üzerindeki çalışmalarının etkisi iki yönden önemlidir. Bir yandan fosil çalışmalarına ilgi duyulmasını sağla­mış, öte yandan zooloji biliminin içinde bulunduğu kargaşaya bir düzen getirerek canlıların evrimsel ilişkilerinin kurulmasına yardımcı olmuş ve Darwin’in evrim teorisindeki doğal ayıklanma olgusunu destekleyici gücü sağlamıştır. Bununla birlikte, Agas­siz bu kuramı hiçbir zaman kabullenmemiş ve zama­nında ABD’deki evrimciliğe karşı bir bilim adamı olarak tanınmıştır.

YAPITLAR (başlıca):

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 2. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983