Leyla ve Mecnun – Nizami Konusu, Yazılması, Hakkında Bilgi

0
53

İran şairlerinin eserle­rinde çeşitli vesilelerle Leylâ ve Mecnûn adları zikredilmiş ve şiirlere konu olmuşsa da konuyu ­ müstakil bir eser olarak ilk ortaya koyan şair Nizamî Gencevi’dir.

Şirvanşahlar’dan Ahsitân b. Menûçihr, Nizâmi’den konuyu manzum olarak kale­me almasını isteyince Nizamî, dört aydan az bir süre içinde ( h. 584/m. 1188) 4718 beyitlik bir mesnevi yazmış, Nizami’nin üçüncü mesnevisi olan eserde, Arap kökenli olan hi­kâyeye hükümdarın hoşuna gitmesi için bir İranlı havası vermeye çalışmıştır. Nizâmî, Arap kaynaklarındaki malzemeyi kullanmakla beraber çöl ve bedevi haya­tıyla ilgili olayların çoğunu şehirlerde geç­miş gibi göstermiştir. Nitekim eser, Leylâ ve Mecnûn çölde hayvan otlatırken değil okulda okudukları sırada başlar. Mecnûn’u savunan Nevfel bir Arap emîri ol­mayıp bir İran prensidir. Ayrıca Nizâmı eserine Zeyn ve Zeynel adında iki şahıs eklemiştir. Zeyn rüyasında Leylâ ve Mecnûn’un ancak âhirette birleşebilecekleri­ni görür. Konuda en önemli değişiklik ise hikâyenin sonuyla ilgili bölümlerde yapıl­mıştır. Leylâ istemediği halde İbn Selâm adlı bir kişiyle evlendirilir, ancak kendisine dokunmasına izin vermez. İbn Selâm da ona olan aşkından dolayı ölür. Leylâ Mecnûn’u arayıp bulur. Fakat Mecnûn’un aş­kı ilâhî aşka dönüştüğü için Leylâ’ya ge­reken ilgiyi göstermez, bu sebeple Leylâ üzüntüsünden ölür. Ardından Mecnûn da onun mezarı üzerinde ölür ve onun yanı­na gömülür. Aşklarının ilâhî aşka dönüşü, dünyanın fâniliği ve ölüm gibi konular esere tasavvufi bir nitelik kazandırmış, yer yer zikredilen gazeller de eserin etkin­liğini arttırmıştır.

Nizâmî’den itibaren büyük ilgi gören Leylâ ve Mecnûn mesnevisi birçok şair tarafından ele alınmışsa da hiçbiri onun seviyesine ulaşamamıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here