Kutbuddinzade İzniki Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

39

Kutbüddinzâde İzniki (ö. 885/1480) Osmanlı âlimi ve mutasavvıfı.

İznikte doğdu. Eserlerinde adını Mehmed b. Mevlâ Kutbüddin İznikî şeklinde zikretmesi, bir kısım kaynaklarda ismin­den önce veya sonra kaydedilen Muhyiddin adının sonradan eklendiğini göster­mektedir. Babası Kutbüddin İzniki’e nisbetle Kutbüddinzâde diye tanındı. Hak­kındaki bir kısım bilgiler bazı kaynaklar­da babasına ait bilgilerle karıştırılmıştır. Kutbüddinzâde. Molla Fenârfnin öğren­cisi oldu. İznik Orhan Gazi Medresesi müderrisliğiyle İznik kadılığı ve müftülüğü­nü birlikte yürüttü. Molla Fenârfnin torunu Hasan Çelebi 875’te (1470) Orhan Gazi Medresesi’nde görev­lendirildiği sırada Kutbüddinzâde’denfaydalandı. Fâtih Sultan Mehmed’in Eğriboz (875/1470) ve Boğdan (881/1476) seferlerine katılan Kutbüddin­zâde, Münevvirü’d-da’avât adlı eserin­de bu seferlerde ordunun muzaffer olma­sı İçin askerin okuması gereken duaları derlediğini belirtir. Ayrıca cihadlailgili kale­me aldığı Türkçe eserinin girişinde 885’te (1480) Rodos adasının fethinde bulunarak askeri teşvik için Türkçe bir risale hazırladığını ve burada da fethin gerçekleşmesi için okunması gereken du­aları yazıp askere dağıttığını söyler. Kutbüddinzâde’nin, Fâtih Sultan Mehmed’in Mahmud Paşa’yı sadâretten azlinde onu teselli için bir mektup yazması ve bazı eserlerinde kendisin­den övgüyle bahsetmesi sadrazamla çok yakın dost­luklarının olduğunu göstermektedir. Kay­naklarda ilim tahsil ettikten sonra tasav­vuf yoluna girdiği ve şeriatla tarikatı bir­leştirdiği özellikle belirtildiği halde onun mensup olduğu tarikatın ve şeyhin adı kaydedilmemiştir. Kendisi de bazı eserle­rinde tasavvufa intisabı olduğunu bildirmiş, ancak şeyhinin adını vermemiştir. Bununla birlikte Zeyniyye tarikatı evradı­nı şerhetmesi ve bu evrada bazı İlâveler yaptığını söylemesi bir eserinde Zeyniyye’nin kurucu­su Zeynüddin el-Hâffyi “seyyidünâ, sultânü’l-evliyâ, vârisü hatmi’l-evliyâ” gibi va­sıflarla anması onun bu tarikata mensup olabile­ceğini göstermektedir. Kutbüddinzâde’nin kabri İznik’te babasının mezarı ya­nındadır.

Anadolu’da Dâvûd-i Kayseri, Molla Fenâri gibi âlimlerce temsil edilen ve Muhyiddin İbnü’l-Arabi’ye nisbet edilen Ekberiyye mektebinin görüşleri daha sonra Kutbüddinzâde tarafından sürdürülmüş­tür. Müzîlü’ş-şek adlı risalesinden, İbnü’l-Arabi’nin Firavun’un imanı ve kâfir­lerin cehennemdeki durumuyla ilgili gö­rüşlerini açıklaması sebebiyle 871’de (1466) çok ciddi tartışmaların meydana geldiği, doğabilecek kargaşanın başta Sadrazam Mahmud Paşa olmak üzere birçok âlim ve şeyhin gayretiyle önlendiği anlaşılmaktadır.