Kusayru Amre Tarihçe, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

45

Kusayru Amre Erken İslâm sivil mimarisinin en önemli örneklerinden biri.

Ürdün Krallığı topraklarının batısındaki Emevîler’e ait çöl kasırlarının bulunduğu Amman bölgesinde ve Amman’ın 100 km. doğusunda Azrak vahasının baş taraflarındadır; benzerleri arasında günümüze iyi durumda ulaşmış olmasıyla dikkat çe­ker. İskân bölgelerinin uzağında kalma­sından dolayı unutulan bina 1898 yılında Alois Musil tarafından bulunmuş ve 1901 yılında ressam A. L Mielich’in katkılarıy­la albüm halinde neşredilmiştir. 1974’te de Martin Almagro başkanlığında bir İs­panyol heyeti duvarlarındaki resimleri te­mizleyerek mevcut kalıntıları yeniden ilim âlemine sunmuştur.

Kusayru Amre’nin tarihlenmesi prob­lemlidir ve banisi hakkında kesin bir şey söylemek güçtür. Binanın keşfi sırasında tesbit edilen, fakat sonraları zamanın et­kisiyle kaybolan bazı duvar resimlerindeki yazılar baninin emîr unvanını taşıdığını göstermektedir. Bu durumdan, binayı yaptıran kişinin halife olmayan veya o günlerde henüz tahta çıkmamış bulunan bir hanedan mensubu olduğu anlaşılmak­ta ve bu kişinin kimliği için 1. Velîd (705-715) veya II. Velîd (743-744) üzerinde du­rulmaktadır.

Dışarıdan heybetli bir görünüme sahip olan kasır (5025 m.) kireç taşından ya­pılmıştır; kapı ve pencere söveleri siyah bazalttır. Müştemilâtın dışında bir salon ve bir hamamdan meydana gelen asıl binanın birinci derecede önemli kısmı 8.75 x 7.58 m. boyutlarındaki salondur ve üzerleri beşik tonoz örtülü üç nefe ay­rılmıştır. Salonun pencereleri doğu tara­fına açılmış, orta nefın güneyine bir girin­ti şeklindeki loş taht odası yerleştirilmiş­tir. Taht odasının sağında ve solunda birer özel geçitle bağlı bulunduğu iki loş oda daha vardır, bunların kasır sahibinin isti­rahatı ve kişisel yaşamıyla ilgili olduğu an­laşılmaktadır. Salona açılan hamamın soyunmalığı beşik tonoz. ılıklığı çapraz to­nozla, sıcaklığı ise kubbeyle örtülüdür. En itinalı kısım olan sıcaklığın kubbesine özel bir ihtimam gösterilerek içi, çevresine burç sembolleri işlenmiş, üzerinde eküptik koordinatlar ve ekvatorla birlikte 400 civarında yıldızın yer aldığı bir gök haritası ile süslenmiştir. Hamamla salonun kuzey­doğu köşesinde küçük bir havuz bulun­makta ve suyu bina teşkilâtının dışında yer alan 40 m. derinliğindeki bir kuyuya bağlı depodan gelmektedir. Kalan izler­den, kuyudan suyun hayvanlar veya kö­leler tarafından çevrilen bir dolap vası­tasıyla çekildiği anlaşılmaktadır.

Kusayru Amre’nin duvar resimlen Emevî devrinin en iyi korunmuş örnekle­ridir. Çok kuvvetli Helenistik gelenek ve Bizans etkisi gösteren fresk tekniğindeki bu resimlerin Bizanslı ustaların yardımıy­la yapılmış olması muhtemeldir. Emevî-ler’e has biçimde insan figürlerinin bol miktarda kullanıldığı resimler arasında av sahneleri, avcılar, müzisyen ve rakka­selerin yanında çok cüretkâr bir şekilde ele alınmış eğlence sahnelerinin de bulun­ması dikkat çekicidir. Bunların dışında hayvan mücadeleleri, güreşçiler, taş ocak­larından taşın çıkartılıp develerle taşın­ması, iki işçinin bu taşları yontması ve demirci, marangoz, duvarcı vb. zanaat er­babının bir bina yapması gibi sahneler de bulunmaktadır.

Kusayru Amre’nin duvar resimleri ara­sında en önemli olanı, salonun batı duva­rının güney ucunda yer alan Altı Kral pa-nosudur. Bu resimde altı kişi ayakta dur­makta ve başlan üzerindeki Arapça ve Grekçe yazılardan bunların dördünün Bi­zans, İran ve Habeş imparatorları ile Vızi-got (İspanya) kralı oldukları anlaşılmak­ta, yazıları okunamayan diğer ikisinin de Türk hakanıyla Çin imparatoru veya Hin­distan hükümdarı oldukları tahmin edil­mektedir. İslâm fetihleri sırasında Araplar’a yenilen dünyanın bu en büyük altı hükümdarı, biraz ileride elinde hüküm­ranlık alâmeti olarak “lituus” (ucu kıvrık asâ) tutan bir şahsa yönelmişlerdir. Emevîler’in cihan hâkimiyetini ifade eden bu sahneden başka taht odasının arka du­varında yer alan bir başka panoda da bir sayvan altında oturan ve iki yanındaki hiz­metkârlar tarafından yelpazelenen kişinin (Emevî halifesi) ayaklan altına deniz­lere de hâkim olduğunu gösteren deniz­cilikle ilgili bir sahne resmedilmiştir.

TDV İslâm Ansiklopedisi