Kültürle İlgili Kavramlar

1525

 

Tüm kültür-Hâkim kültür (mass culture): Bir toplumda yaygın olan kültüre verilen isimdir.

Alt kültür (subculture): Bir toplumda hâkim olan kültürden belli bir düzeyde farklılık gösteren ve azınlıkta olan gruplarca benimsenen kültürdür. Alt kültürler, özellikle heterojen bir yapı gösteren günümüz toplumlarında dikkati çekmektedir. Geniş kitlelerden kendini soyutlayan ve farklılıklarını rasyonalize eden gruplar için kullanılan bir terimdir.
Alt kültürden söz edebilmek için yaygın olan kültürden tam bir kopma değil, kısmi bir farklılaşmanın olması gereklidir. Bu farklılaşma hâkim kültürün temellerini sarsacak nitelikte değildir.

Karşı kültür (contre-culture): Hâkim kültürün belli özelliklerini reddeden ve onunla çatışmaya giren toplumsal grupları nitelendiren bir kavramdır. Hâkim kültüre “reddiye” ve çatışma özelliği ile alt kültürden ayrılır. Toplumun hâkim kültürü yanında alt kültürler ‘tabii’ bir durum arz ederken, karşı kültür ‘Sun’i’ bir görüntü oluşturmaktadır.

Kültürleme (enculturation): Sosyalleşme ile eş anlamda kullanılan bir kavramdır. Geniş anlamıyla eğitim demektir. Bir toplumun kendi kültürünü üyelerine aktarma sürecine denir.

Kültürel yayılma (cultural diffusion): Toplumda maddi veya manevi kültür ögelerinin, sürekli olarak -içten dışa ya da dıştan içe doğru- yayılmasıdır.

Benzeşme/Özümseme (assimilation): Bir kültürün başka bir kültürü egemenliği altına alarak kendine benzetmesidir. Asimilasyon herhangi bir zorlama olmaksızın sosyal ilişkiye giren taraflar arasında kendiliğinden ve ikiyönlü olarak gelişen bir durumdur. Örneğin, kırsal kesimden kentlere göç edenler zamanla kent kültürünü kazanırken, kent kültürüne de köye özgü kültürel özellikleri kazandırarak onun da değişmesine neden olurlar. Anlaşıldığı üzere, asimilasyon kültürel ilişkiye giren taraflar arasında cereyan eden ve tarafların kaynaşmasıyla sonuçlanan doğal bir süreçtir. Asimilasyonun ilk aşaması önceki kültürün unutulması, ikinci aşaması ise yeni kültürün benimsenmesidir.

Kültürleşme (acculturation): Difüzyon sürecine giren ögelerin birbirini etkilemesi ile ilişkiye giren iki tarafın da birtakım değişikliklere uğramasıdır. Ama esas değişiklik kültürel baskıya maruz kalan tarafta olur. Anlaşıldığı üzere akkültürasyon, genellikle egemen bir gücün zorlamaları sonucunda gelişen bir durumdur ve bu özelliği ile asimilasyondan ayrılmaktadır. Hıristiyan misyonerlerin Afrikalılar’a kendi inançlarını benimsetmeleri veya Üçüncü Dünya Ülkelerinin batılılaştırılması çabaları tipik akkültürasyon örnekleridir.
Kültürleşmenin asimilasyondan bir diğer farkı da, mevcut kültürün ege-menliği altına girdiği kültür karşısında yok olacak düzeyde erimemesidir. Asimilasyonda ise egemen kültür diğerini tamamıyla yok eder.

Kültürlenme (culturation): Alt kültürlerden ya da değişik kültürlerden gelen kimselerin birbirlerini etkilemesi ile yeni bir terkibin oluşmasıdır.

Kültürel değişme (cultural change): Toplumun bütününün ya da bazı kurumlarının çeşitli kültürel özelliklerinin -izafi olarak- kalıcı birtakım değişiklere uğramasını ifade eden bir kavramdır.

Kültürel gecikme (cultural lag): Kültürel değişme sürecinde kültürün maddi unsurlarının manevi unsurlarından daha hızlı değişmesinin ortaya çıkardığı durumdur. Kültürel gecikme “anomi” adı verilen kuralsızlık ve kargaşa halinin nedeni olarak görülmektedir.

Kültür şoku (culture shock):  Sıkıntı, bunalım ve benzeri biçimlerde kendisini gösteren, yeni bir kültüre uyum güçlükleridir.

Zorla kültürleme (transculturation): Bir kültüre mensup fert ya da grupların, başka bir kültür tarafından zorla değiştirilmesidir.

Kültürel rölativizm (cultural relativism): Bir kültürün maddi ve manevi unsurlarının farklı toplumlar için değişik anlamlar ifade etmesine denir.

Kültür taassubu (ethnocentrism): Fertlerin kendi kültürünü başka kültürlerden üstün tutmasıdır. Etnosantrizm belli ölçülerde toplumun hayatiyetini devam ettirmesine hizmet ederken, katı bir taassup da kültürün kendini yenileme kapasitesini yok ederek olumsuzluklara yol açabilir.
Etnosantrizm, kendi kültürüne sahiplenme anlamında olumlu, başka kültürlere düşmanlık noktasında olumsuz değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

Yabancı hayranlığı (xenocentrism): Etnosantrizmin karşıtı olan bir kavramdır. Başka kültürlere hayran olma, kendi kültürünü aşağılama, yabancıların yaşama tarzına özenme halini ifade eder. Körü körüne bir yabancı hayranlığı kültürel dejenerasyona ve başka kültürlerin hegemonyasına yol açan olumsuz bir durumdur.
Yabancı korkusu (xenofobizm): Nativizm ve kültür milliyetçiliği şeklinde ikiye ayrılır.