KÜLTÜR EMPERYALİZMİ

283
PAYLAŞ

 

 KÜLTÜR
EMPERYALİZMİ

 

Emperyalizm, bir
devletin başka bir dev­let ya da devletlere, o devletin halkını sö­mürmek ve
ekonomik politik avantajlar elde etmek amacıyla hakimiyet kurması­dır. Kültür
Emperyalizmi ise, bu hakimi­yet kurma çabasının kültürel çalışmalar ve
programlar yoluyla gerçekleştirilmeye çalışılmasıdır. Hakimiyet kurmanın çok
çeşitli yollan vardır. Askerî emperyalizm, ele geçirilmek istenen ülke üzerine
ciddî bir neden yokken ordu göndermek ve ora­ya silah zoruyla sahip olmaktır.
Eski tarih­lerdeki sömürü böyle bir metodla yapılı­yordu.

Zaman İlerleyip insan
ve toplumların Öz­gürlük ve bağımsızlıklarının ihlâli bir “in­sanlık
suçu” olarak kabul edilmeye başla­yınca, askeri sömürü, yerini daha
değişik sömürü türlerine bırakmaya başladı. Fa­kat bu sefer de emperyalizmin
iktisadî şekli ortaya çıktı. Güçlü olanlar, güçsüz

olanları sömürmeye
başladı. Askerî em­peryalizm döneminde çalıştırılmaya başla­nan iktisadî
sömürü; iktisadî emperya­lizm döneminde daha sistemli ve ustaca iş­letilmeye
başlandı.

Askerî emperyalizmin
güç olması ve em­peryalist devlete bazı problemler çıkarma­sı nedeniyle
sömürüyü daha az riskli hale getirmek için siyasal yollar denenmeye başlandı. O
ülkenin içinde bazı kişiler em­peryalizm adına çalıştırıldı. Bu yol emper­yalist
güçlerin ortada görünmeden kendi planlarını uygulamasına İmkân hazırladı.
Emperyalizm siyasî planlarım daha rahat yürütebilmek için aynı amaçla sömürmek
istediği ülkelerden bazı gençleri kendi ül­kesinde eğitti. Onlara kendi
kültürünüaşı-ladı. Özellikle müslüman ve müslüman ol­mayan Asya ve Afrika
ülkelerinin genç ay­dınları, emperyalizmin cazip gösterdiği Batılılaşma modası
ile Avrupa’da öğre­nim gördüler. Bu zaman zarfında birer ba­tılı gibi yaşamaya
alıştılar. Batı zevk ve kültürü, onlara büyük bir hedef gibi göste­rildi.
Kendilerine ait bir gelenek veya de­ğer, onların gözünde utanılacak bir şey ha­line
getirildi. Batı’da geçerli fikrî ve felse­fi akımlar, Avrupalı olmayan aydınlar
için H kutsal bir ideal” haline gelmişti.

Batının askeri
üstünlüğünün Asya ve Af­rika ülkelerinde sürdürülmesinin arkasın­dan, kültürel
ve sosyal reformları bu batı­lılaşmış kadrolar eliyle sahneye koydukla­rını görmekteyiz.
Osmanlı Devleti’nin ba­tılılaşmasında önemli bir rol oynayan II. Mahmud,
Padişah olunca Batı’ya bir grup genç göndererek devletin geleceğini onlara
teslim etmek istiyordu. Bu talebe­ler, memlekete dönüşlerinde idarî re­formlarda
önemli roller oynadılar. Elçilik kadrolarında görev alan genç diplomat ve
tercümanlar, böylece batının doğrudan et-

kişine §ahsen açık
kalmak fırsatını buldu-     dir. Çeşitli
üniversite ve araştırma bursla-lar. Bu etkinin önemi, bundan sonraki ya-     n tahsis etmek suretiyle, Asya ve Afrika
nm yüzyılın reformcu lider ve devlet    
konusunda yaptırdığı çalışmalarım kendi adamlarının hemen hepsinin bu
elçilikler-     emperyalist gayesine
malzeme olarak kül­de hizmet görmüş kimseler olduğu gerçe-     Ianmasını bilmişlerdir. Oryantalizm
adıy-ğiyle ölçülebilir. Tanzimat fermanı, Osmanlı doğu kültürlerinin
incelenmesine yöne-manlı toplumundaki azınlıklara çeşitli si-     Iik çalışmaları başlatmış ve çeşitli
ülkele-yasî ve hukukî haklar bahşeden bir andlaşmala-rin dini ve kültürel
özellikleri İncelenerek ma olup, İngiltere, Fransa gibi büyük batı-     onların tahrib edilmesinde bu bilgiler
kul-lı devletler tarafından garanti altına alınılanılmıştır (Cemil Meric’in
deyişiyle or-yordu. Öyle ki Tanzimat fermanındakihü-     yantalizm “Sömürgeciliğin Keşif
Kolu”-kümlerin Osmanlı yetkilileri tarafından     dur). Emperyalizmin kültür çalışmaları
yürürlüğe konulmaması halinde bu ülkele-    
bununla da kalmamış; uydurma tarih ve rin müdahale etme hakları
vardı.                  sosyal bîlim
tezleri ortaya atılarak doğu

Aydınların bu şekilde
kendi kültürlerine aydınlarının psikolojik yönden aşağılık ve hayat tarzlarına
ters düşmeleri, kendi kompleksine düşmeleri sağlanmıştır. Bu kültürlerine
yabancılaşmaları anlamına çabalar, çeşitli yan propaganda ve engel-geliyordu.
Büyük bir kısmı kendi halkına lerle Doğu’daki ilmî çalışmaları baltala-ve
değerlerine ters düşmüşlerdi. Kendi mıştır. Hindistan’da İngiliz
Emperyaliz-toplumlarma acıyarak bakıyor ve onların mi Hintli çocuklara
Logaritma cetvelleri-Batılılaşmaya karşı neden direndiklerini ni ezberleterek
zihinlerini dumura uğra-bir türlü anlamıyorlardı. Kendi inanç ve tırken;
Amerika’da Maya, Aztek ve Kızıl-kültürlerinden kopmuş olmaları, halkla- derili
kültürleri yok edilmiştir. Müslü-nyla aralarında aşılması güç bir uçurum man
ülkelerdeki eğitim programları, sü-meydana getirmişti.                                     rekli
olarak Doğu insanının Batılılara gö-

Emperyalizm, kendine
bağlı insanları ülkele re geri ve kabiliyetsiz olduğu İstikametin-ke yönetimine
geçirdikten sonra toplum     de
işletilmiştir. Bilimsel keşif ve buluşla-üzerindeki hesaplarını
gerçekleştirmeye,     rin sadece
Avrupalılarca yapılmış olduğu bu ülkelerde kendi okullarını kurmaya ve     söylenerek, İslâm medeniyetinde ortaya genç
nesillere kendi kültür ve hayat anlayı-    
konan bilim, fikir ve sanat alanındaki bu-şim benimsetmeye başladı.
Bugün ciddi     luşlar ihmal edilmiş ya
da küçümsenmiş-bir inceleme ile görülebilir ki, özellikle İs-     tir. Avrupa, Orta Çağ karanlığındayken,
lam toplumlarının ana merkezlerinde ba-    
İspanya’da Endülüs Medreselerinde batı-tılılar (Avrupalılar ve
Amerikalılar) kendi     Uların tahsil
gördüğü ve yine o dönemler-kolej ve misyonerlik okullarını kurmuş ve     de Avrupa’nın Üniversitelerinde Tıp,
Ma-buralarda özellikle fakir ve yetim çocukla-     tematik, Astronomi, Coğrafya, Kimya, Fi-n
okutmak suretiyle kendilerine hizmet    
zik gibi temel dallarda müslüman alimle-edecek hale getirmişlerdir.
Özellikle Afri-     rin kitaplarının
okutulduğundan bahsedil-ka’nın bazı bölgelerinde papaz ve misyo-     memiştir.

ner okulları açıp,
gençlerin zorunlu ola- Emperyalizm kelimesi son yıllarda “hak-rak bu
okullarda okumalarını sağlamak sizlik ve zorbalık” gibi anlamlar kazanmış
üzere malî ve aynî yardımlar vermişler-    
ve özellikle 3. Dünya ülkeleri aydınının hayranlığı nefrete, hatta kine
dönüşmüş­tür. Örneğin F.Fanon ve Ali Şeriati Orta Doğulu aydınlar olarak
emperyalizmi kı­yasıya eleştirmişlerdir. Uzun yıllar impa­ratorluklar kuran ve
bu imparatorlukları denizaşırı sömürgeler ile besleyen batı, kendince başka
toplumlara medeniyet ve insanlığı götürmekteydi. Ama ne Asya, ne Afrika ve ne
de Amerika ve Avustral­ya’ nm yerli halkı böyle bir şanstan nasibi­ni alamadığı
gibi en büyük zulmü ve sömü­rüyü tattı.

Kültür emperyalizmi,
aslında emperya­lizmin bîr safhası ve çeşidinden başka bir şey değildir. Kültür
emperyalizmine ma­ruz kalan bir toplum, kendine verilmek is­tenen kültür ve
dünya görüşünün gerçek hedefini idrak edemeyecek bir hale gelir. Dinamik ruhunu
kaybeden böyle bir top­lum, kendine sunulanın doğru veya yanlış olup olmadığım
anlayamayacak bir uyu­şukluk ve sersemliğe düşer. Fikir ve sanat zevki ölmüş,
hamle gücünü kaybetmiştir. Kültür emperyalizmi altındaki ülkeler, ar­tık
kendilerine yön veren toplumların is­tekleri doğrultusunda hareket etmekten
başka bir tavra sahip olamazlar.

Sami ŞENER

Bk. Asimilasyon;
Emperyalizm; Sömürge­cilik.