Küfür Nedir, Ne Demek, Dinde, İslamda Hakkında Bilgi

24

Küfür. Din adına tebliğ ettiği konularda peygamberi tasdik etmemek, onaylamamak anlamında bir terim.

Sözlükte “örtmek, gizlemek; nankörlük etmek” gibi mânalara gelen küfr (kefr. küfür, küfrân), terim olarak genellikle “Al­lah’tan alıp din adına tebliğ ettiği husus­larda peygamberi tasdik etmemek, ona inanmamak” diye tanımlanır. Küfrü benimse­yene “fıtrî yeteneğini köreltip örten” an­lamında kâfir denilir. “Bilmemek, yadır­gamak” mânasındaki nukr kökünden tü­retilen ve “kabul etmemek, reddetmek, hoş görmemek” anlamına gelen inkâr da küfür karşılığında kullanılmakta olup bu tavrı sergileyene münkir adı verilir. Arapça kâfir veya Farsça gebrden (ateşe tapan) alınıp Türkçe’de kullanı­lan gâvur kelimesi de inanmayanı ifade etmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’de küfür kavramı kök halinde kırk bir yerde geçmekte, bunun yanında çok sayıda âyette aynı kökten tü­remiş fiil ve isimler bulunmaktadır. Kur-‘an’da cahd (bilerek inkâr etmek), İşrâk (ortak koşmak) ve tekzîb (yalancı kabul etmek), kavramları da küfür mânasında kullanılmış, ayrıca tuğyan (haddi aşmak, azmak), zulm (haksızlıketmek, yersiz ha­reket etmek), ism (günah İşlemek) ve fisk (belli bir sınırı aşmak, hak yoldan ayrılmak) kavramlarına küfrü ve inanmayanları ni­telemek için yer verilmiştir.

Kur’an’da kâfirlerin Allah’ı inkâr etme­leri.[Nisâ 4/136,150; Tevbe 9/54; Nahl 16/106] O’na oğul isnat etmeleri [Mâide 5/72-73; Tevbe 9/30] yolundan yüz çevirmeleri [Nisâ 4/167] ulûhiyyetinde ortak tanıyarak şirke düşmeleri [Âl-i İmrân 3/151; Beyyine 98/1, 6] yanında O’nun âyetlerini [En’âm 6/39; Enfâl 8/31] peygamberlerini [Nisâ 4/42; Yû­nus 10/2; Ra’d 13/42-43] inkâr ettikleri, bunlara ulûhiyyet payesi verdikleri [Mâide 5/17] Hz. Peygamber’in tebliğ et­tiklerini, Kur’an’ı [İsrâ 17/41, 46; Meryem 19/73, 77; Enbiyâ 21/2-3] melek­leri [Nisâ 4/136] öldükten sonra diril­meyi [Yâsîn 36/78-79] ve âhireti [A’râf 7/45; Hûd 11/7, 19] reddettikleri belirtil­mek suretiyle ferdi küfre götüren İnanç­lara açıklık getirilmiştir. Öte yandan Kur-‘ân-ı Kerîm’de inanmak veya inkâr et­mekte insanların irade hürriyetine sahip bulundukları belirtilirken [Kehf 18/29] Allah’ın küfre rızâ göstermeyeceğine dik­kat çekilmiştir.[Zümer 39/7] Kur’an’da, kâfirlerin inanmamaktaki ısrarlı tavırla­rına rağmen inanacakmış gibi Resûl-i Ek­rem’den defalarca mucize göstermesini istedikleri bildirilmiş [Enâm 6/37, 109; İsrâ 17/90-95] çeşitli âyetlerde, düşü­nüp ibret almak suretiyle inanmalarını sağlamak için kendilerine gösterilen mi­sallerden bahsedilmiştir.[En’âm 6/65; Yûnus 10/5-6, 67; Yûsuf I 2/105; Ra’d 13/2-4; Rûm 30/20-28] Her şeye rağ­men küfürde ısrarlı olanların amellerinin boşa çıkarılacağı [Mâide 5/5; A’râf 7/147; Zümer 39/65; Muhammed 47/ 8] kâfir olarak ölenlerin âhirette hiçbir şekilde kurtulamayıp acıklı bir azapla kar­şılaşacakları [Âl-i İmrân 3/91; Mâide 5/ 36; Meâric 70/l 1-18] cehennemde ebe­dî olarak kalacakları ve azaplarının hafif -letilmeyeceği belirtilmiştir.[Bakara 2/ 161-162] Kur’an’da tohumu toprağa atıp gizleyen çiftçilerden (küffâr) bahsedilir­ken [Hadîd 57/20] ve Allah’a şükredip nankörlük edilmemesi emredilirken de [Bakara 2/152; Rum 30/34] küfr kö­künün türevlerinin sözlük anlamıyla kul­lanıldığı görülmektedir.[Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “kfr” md]