Kufi Yazı Nedir, Sanatı, Çeşitleri, Örnekleri, Hakkında Bilgi

111

Kûfî. Düzenli, köşeli, dik ve yatay harfleriyle geometrik çizgilere dayanan Arap yazısı.

Arap yazısının kaynağı ve nasıl yayıldığı hususunda farklı görüşler vardır. Bazı İs­lâm âlimleri konuyu hadislerin ışığında açıklayarak yazının ilâhî bir kaynağa da­yandığını (tevkiff) söylerler. Diğer bir görü­şe göre Arap yazısı Himyerî diye de anılan müsned yazısından doğmuş, ticarî müna­sebetler neticesinde Hicaz bölgesinde yayılmıştır. XVIII. yüzyılda G. J. Klehr ve XIX. yüzyılda Theodor Nöldeke ilk defa Arap yazısının Nabat yazısından kaynaklandı­ğını ileri sürdüler. Ardından bu görüşü ta­kip eden şarkiyatçıların Kuzey Arabistan bölgesinde ortaya çıkardıkları Arapça ki­tabeler üzerinde yaptıkları ilmî araştır­malar konuya açıklık getirmiş, böylece da­ha doğru bir sonuca ulaşılmıştır. Bunlar­dan milâttan sonra 250 yılına ait, Ümmülcimâl’de bulunmuş bir mezar taşı ile 328 yılına ait İmruülkays’ın mezar taşı üzerinde bulunan kitabeler Ârâmî yazısın­dan kaynaklanan Nabatî hatla yazılmış­tır. Milâttan sonra 512 tarihli Zebed’de ve 568 tarihli Harran’da bulunan kitabe­lerle yine milâttan sonra VI. yüzyıla ait Ûmmülcimâl’de bulunan diğer bir belge de Nabatî hatla yazılmıştır. Bu kitabeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde Nabat yazısıyla Câhiliye çağı Arap yazısı arasında harflerin şekil ve birleşmesi ba­kımından benzerlik tesbit edilmiş, Arap yazısının Nabatî yazının gelişmiş bir de­vamı olduğu görüşü kuvvet kazanmıştır. Ticarî münasebetler sonucunda Nabatî yazının Havran, Enbâr ve Hîre’ye, oradan da Dûmetülcendel yoluyla Hicaz’a geçmiş ve yayılmış olduğu bilinmektedir. Nabat yazısı. Lahmîler zamanında VI.yüzyılın ortalarında Enbâr ve Hîre’de yeni bir ge­lişme safhası geçirerek geometrik, düzenli, dik ve yatay çizgilerin hâkim oldu­ğu bir form kazanmıştır. Bu üslûp kûfînin ilk şekli olarak kabul edilir. 512 yılına ait Zebed ve 568 yılına ait Harran kitabeleri bu tarzın en eski örnekleridir. Bazı âlimler bu yazıya “cezm” veya harflerinin yaygın oluşu sebebiyle “el-kalemü’l-mebsût” ya­hut “yâbis” de demişlerdir. İslâm öncesi Nabat yazısının ticari münasebetlerde, mektuplarda, günlük işlerde kullanılan, yuvarlak ve yumuşak çizgilerin hâkim ol­duğu, “meşk” adı verilen bir başka çeşidi daha vardır. Her iki üslûp İslâmiyet’le yeni bir safhaya girmiş, İslâm’ın bütün kurum­larıyla ve süratle gelişmesi yazının da ay­nı şekilde gelişmesini ve yayılmasını sağ­lamıştır. Özellikle vahyin tesbitinde dü­zenli ve kurallı bir üslûp olan cezm yazısı her yazanın elinde farklılık gösteren meşk yazısına tercih edilmiş, cezm yazısı mus-haf kitabetine tahsis edilmiştir. Zeftâvî. Zeyd b. Sâbit’in mushafı cezm (mebsût) çeşidiyle yazdığını söylemektedir. Kur’an metninin açık, güzel, iri harflerle, yanlış okuma ve tahri­fe sebep olmayacak bir şekilde yazılması, ilâhî kelâmın muhafazası ve gelecek ne­sillere intikalinde uyulması gereken esaslı prensipler olarak kabul edilmiş, ashap ve tabiîn bu esaslara karşı büyük bir hassa­siyet göstermiştir.