Köse Mustafa Paşa Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

26

Köse Mustafa Paşa (ö. 1178/1765) Osmanlı sadrazamı.

Çorlu’da doğdu. Sadrazam Çorlulu Ali Paşa’nın kethüdâlığında bulunmuş olan Sofu Abdurrahman Paşa’nin oğludur. Kay­naklarda Bahir, Köse ve Mîrâhur lakaplarıyla anılır. İyi bir eğitim aldı. İstanbul’a gi­derek Sadrazam Nevşehirli Damad İbra­him Paşa’nın maiyetine girdi. Bu sayede hassa silâhşoru oldu. Ardından kapıcıbaşı-Iık görevine getirildi. 1159 Ramazanı son­larında (Ekim 1746 ortalan) ikinci mîrâ­hur, Zilkade 1162’de (Ekim 1749) birinci mîrâhur oldu. Mîrâhurluktan sadrazam­lığa geçmek mümkün değilken I. Mah­mud’un Dârüssaâde Ağası Hacı Beşir Ağa’-nın padişaha tavsiyesiyle sadârete getirildi.[18 Şaban 1165/1 Temmuz 1752] Bu ma­kamda ilk icraatı devlet İşlerine karışan Hacı Beşir Ağa’nın nüfuzunu kırmak ol­du. Onun uygunsuz hareketlerde bulunup rüşvet alarak iş gördüğünü padişaha bil­dirdi ve azlini, ardından idamını sağladı. Sadâreti döneminde birbirini takip eden ve İstanbul ile Trakya’yı sarsan depremler dolayısıyla meydana gelen zayiatı gider­mek için tedbirler aldı. I. Mahmud’un ve­fatı ve yerine III. Osman’ın padişah oluşu­nun ardından rakiplerinin telkiniyle azle­dildi.[4 Cemâziyelevvel 1168 / 16 Şubat 1755] Önce Midilli’ye yollandı, birkaç ay içinde de Mora muhassılı oldu.[Ramazan 1168/Haziran 1755]

III. Osman, Mustafa Paşa’yı azlettikten sonra on üç ayı aşan zaman içinde dört defa sadrazam değiştirdi. Son zamanlar­da gerek devlet erkânı gerekse İstanbul halkı arasında “Mustafa Paşa’nın yerini tu­tan vezir olmaz” gibi sözler yayılınca yeni­den hatıra geldi ve İstanbul’a çağrılarak ikinci defa sadârete tayin edildi.[1 Receb 1169/ 1 Nisan 1756] Mustafa Paşa’nın bu sadâreti sırasında İstanbul’da tarihinin en büyük yangınlarından biri çıktı. Şehrin dört­te üçü yandı, ardından tamir masrafları hazineye büyük bir yük getirdi. Onu töh­met altında bırakan bir başka hadise de tahta aday Şehzade Mehmed’in zehirlene­rek ölmesinde rolü olduğu dedikoduları­dır. Bazı kaynaklarda, aralarında Hekimoğlu Ali Paşa’nın da bulunduğu yüksek rüt­beli devlet adamlarının şehzadenin katline razı olmadıkları, ancak sadrazamın bu konuda ısrar ettiği belirtilir. Şehzadenin şüpheli ölümü dolayısıyla görevden alınıp Rodos’a sürüldü [20 Rebîülâhir 1170/12 Ocak 1757] ancak malına dokunulmadı. Bir müddet sonra kendisi hakkında padi­şaha tavsiyede bulunduğu Koca Râgıb Pa-şa’nın aracılığıyla affedildi ve Önce Midilli’­ye, ardından Eğriboz muhafızlığı ile sancağına gönderildi [Zilhicce 1170 / Ağustos 1757] 4 Şevval 1171’de (11 Ha­ziran 1758) Mısır valiliğine getirildi. İki yıl sonra azledilip Cidde’ye nakli kararlaştınidıysa da bu göreve gitmek istemeyip Kahire’de oturdu. 1175 Cemâziyelâhirinde (Ocak 1762) görev yeri Halep olarak değiş­tirildi. Fakat buraya da gitmekten çekindi ve çeşitli bahaneler ileri sürüp bir müd­det Mısır’da Bulak’ta ikamet etti. Sonun­da kendisine yollanan bir fermanla temi­nat alınca Halep’e gitti. Onun böyle dav­ranmasının altında vaktiyle Şehzade Mehmed’in katlinde rol oynamış olmakla suç­lanması ve şehzadenin kardeşi III. Mus­tafa’nın tahta çıkmasının yattığı, yeni pa­dişahın kendisine karşı tavrından endişe ettiği belirtilir. Ancak bu tereddüdü yer­siz çıktı. Yeni padişahın Hamza Hâmid Paşa’yı yetersiz bulup azletmesi üzerine Ha­lep’ten İstanbul’a çağrılarak üçüncü defa sadârete tayin edildi.[24 Rebîülâhir 1177/ 1 Kasım 1763]