Koltuk Tezhibi Nedir, Özellikleri, Hakkında Bilgi

24

Koltuk Tezhibi. Bir tezhip terimi.

Hat sanatında levha, murakka’ ve kita­belerde farklı uzunluk ve doğrultuda sa­tırlar halinde yazılmış bir yazının sağında ve solunda kalan çoğunlukla kare, üçgen yahut dikdörtgen şeklindeki, cetvel çeki­lerek belirlenmiş boşluklara koltuk denir. Ayrıca yazma eserlerde metnin aynı tip yazı ile yazılmış olmasına rağmen sayfa düzeninden dolayı ortaya çıkan, cetvelle ayrılmış boş kısımlar için de koltuk tabiri kullanılmıştır. Bir yazıya koltuk tezhibi ge­nellikle şu şekilde yapılır: Yazı, aharlı bir kâğıt üzerine istenilen yazı çeşidi ve satır düzeniyle yazıldıktan sonra cetvelleri çeki­lir. Ortaya çıkan koltuklar usulüne uygun olarak çok çeşitli şekillerde tezyin edilir. Klasik kitap süsleme sanatında sayfa dü­zeni içinde sık sık rastlanan koltuk tezhip­leri esere estetik bir görünüşle birlikte intizam ve bütünlük kazandırır. Bu se­beple koltuk tezhipleri bulunduğu sayfa içinde süsleyici, kaynaştırıcı ve satırları düzenleyici bir göreve sahiptir. Özellikle mushaf ve mesnevi gibi dinî yazmalarda, divanlarda, kıtalarda, hilye-i saadet levha­larında, dua kitaplarında ve tezhip edil­miş birçok yazma eserde çeşitli koltuk şekillerine rastlanmaktadır.

İlk koltuk örneklerini divan ve murakka’lara nazaran daha az kullanılmasına rağmen mushaf serlevhalarında görmek mümkündür. Nitekim karşılıklı ilk iki say­fada yer alan Fatiha süresiyle Bakara sû­resinin ilk âyetleri üst ve alt satırlara gö­re farklı yazı düzeni içinde yazıldığı zaman yan taraflarında girintiler meydana gelir. Sayfayı düzene koymak için bu girintiler cetvelle çevrilerek içine tezhip yapıldığın­da serlevha koltukları ortaya çıkar. Ancak Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde Ahmed Şemseddin Karahisârî hattı ile Yâküt tarzında yazılmış mushaf-taki koltuklar bir istisna teşkil etmekte­dir. Bu eserde Kur’an’ın ilk iki sayfasının süslemesi alışılmış şeklin dışında gerçek­leşmiş, sadece serlevhaların tezhibiyle yetinilmeyerek her sayfası nakışhânede ayrıca bezenmiştir. Kur’an metni, her say­fada aklâm-ı sittenin karışık kullanıldığı Yâküt el-Müsta’sımî üslûbu ile bir satır muhakkak, beş satır nesih, bir satır sü­lüs, beş satır nesih, bir satır muhakkak hattıyla yazılmıştır. Nesih satırlara nisbetle uzun tutulan muhakkak ve sülüs satırların iki tarafında aynı deseni ihtiva eden simetrik iki koltuk tezhibi yer alır.

Eserin serlevha ve zahriye sayfalarının dışında kalan 590 sayfanın her birinde iki çift koltuk tezhibi birbirinden güzel de­sen ve işçilikle gerçekleştirilmiştir. Cemal Amâsî’nin Türk ve İslâm Eserleri Müze-si’nde bulunan XVI. yüzyıla ait mushafında ve daha pek çok yazma eser­de olduğu gibi hatime ve ketebe sayfala­rında da zaman zaman koltuk tezhibine rastlanır. XIII. yüzyıl sonları ile XIV. yüzyıl başında Kahire, Bağdat, Musul, Heme-dan, Tebriz, Herat nakışhânelerinden çık­ma Türk Memlûk mushaflarında erken devir koltuk tezhipleri vardır.[488] Bunu takip eden yüzyıllar içinde Ho­rasan. Semerkant, Herat, İsfahan, Buha­ra, Bağdat, Tebriz gibi sanatta okul ol­muş nakışhânelerin ürünü birçok eserde de mükemmel koltuk tezhipleri bulun­maktadır. Daha önceki ekollerin de katkı­larıyla oluşan Osmanlı Türk tezhibinin en parlak devri XV ve XVI. yüzyıllarla XVII. yüzyılın ilk yansında İstanbul saray nakış-hânesinde hazırlanmış birbirinden kıy­metli eserlerde görülmektedir. Bilhassa Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde kayıtlı Abdul­lah Amâsî hattı ile yazılmış, İstanbul Üni­versitesi Kütüphanesi’nde, Hayreddin Halil Çelebi’nin nesih hattı ile tertip edilmiş mushaflarla İstanbul Üni­versitesi Kütüphanesi’nde, Şeyh Hamdullah hattını taşıyan, Türk ve İslâm Eserleri Müzesi ile Topkapı Sarayı Müzesi ve Süleymaniye kütüpha­nelerinde mushafların serlevhalarında bulunan koltuklar emsallerinin en seçkin örneklerindendir. Mesnevilerde XIV. yüz­yıl Beylikler devri tezhibiyle bezenmiş kol­tuk örneklerine rastlanır. Üsküdar Selim Ağa Kütüphanesi’ndeki Meşnevi de mevcut koltuk tezhipleri devrinin en dikkate değer temsilcisidir.

Divanlarda satırları sayfa düzeni içinde hizaya sokmak, böylece estetik bir düzen sağlamak için şiir aralarında, serlevhalar­da ve ketebe sayfalarında koltuk tezhibi kullanılmıştır. Bunların en güzel örnekleri arasında İstanbul Üniversitesi Kütüpha­nesi’nde kayıtlı 929 (1523) yılında Alâeddin Mehmed hattı ile yazıl­mış ve muhtemelen saray nakışhânesin-de hazırlanmış Ali Şîr Nevâî divanı yer alır. Aynı yerde mevcut 974’te (1566) Mehmed Şerif Efendi hattı ile ka­leme alınmış, saray nakışhânesi sernakkaşı Kara Memi’nin imzasını taşıyan müs­tesna bir örnek de Muhibbi Divanı’dır. Bu kütüphanedeki diğer Muhibbi Divani’nda da devrine ait gü­zel koltuk tezhipleri bulunmaktadır. Abdurrahman-ı Câmî’nin Viyana Millî Kü­tüphanesi’nde kayıtlı 897 (1492) yılına ait Yûsuf u Züleyha’sı. Kâsımî’nin 8S7 (1453) tarihli divanı 906 (1500) yılına ait Nizâmî-i Gencevî’nin Hamse’si ve 926 (1520) yılında İstanbul’da hazırlanmış bir divan çok güzel koltuk tezhipleri ihtiva eder.

Hilye-i saadet levhalanndaki koltuk tez­hipleri eserin genel görünüşünü etkileyen önemli bir unsurdur. Hilyeler, Hafız Osman’ın hazırladığı şeklin ufak tefek de­ğişmelere uğrayarak günümüze klasik bir hilye düzeni halinde ulaşmasından doğ­muştur. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüpha­nesi’ndeki, Hafız Osman hattı ile yazılmış hilye daha sonra klasikleşmiş olan şeklin bir örneğidir. Bu düzene göre âyetin altındaki metnin de­vamı ile dua kısmının yazıldığı “etek” bö­lümünün iki tarafında genellikle dikdört­gen şeklinde ve simetrik iki koltuk bulu­nur. Müzehhipler buralara hilye-i saade­tin diğer kısımlarındaki nakışlara uygun ve kendi üslûplarında tezhip yapar. İstan­bul Sadberk Hanım Müzesi’nde Hattat Şekerzâde Seyyid Mehmed’in hilyesiyle yine aynı müzede Musta­fa Kütâhî’nin hilyesinde XVIII. yüzyıl şü-kûfeli koltuk tezhibi bulunmaktadır. Müzehhip Muhsin Demironat tarafından tez­hip edilen. Kazasker Mustafa İzzet Efen-di’nin yazmış olduğu, Ayşegül Nadir koleksiyonundaki muhteşem hilye, yine aynı fırçadan çıkan, müzehhibin özel koleksi­yonunda Hasan Rızâ Efendi’nin yazmış olduğu hilye, Kâmil Akdik hattı ile Rikkat Kunt tarafından tezhip edilen ve Rikkat Kunt koleksiyonunda bulunan hilye bu tür eserlerdeki koltuk tezhibinin mükem­mel örneklerindendir.

Koltuk tezhibinin en çok kullanıldığı yer kıtalardır. Yâküt el-Müsta’sımî’den sonra yaygınlaşarak Şeyh Hamdullah Efendi ile yeni bir üslûp kazanan ve mu-rakka’lar halinde ciltlendiği gibi tek tek levha halinde de muhafaza edilen bu eserler, kaleme alındıkları yazı çeşidi ya­nında satır düzeniyle de farklı isimlerle anılmıştır. Kıtalarda yatay (düz) veya mail (sağ aşağı noktadan 45 derecelik eğimle sol yukarı noktaya doğru uzanan) iki çeşit satır düzeni vardır. Satır şekline göre kitaya “düz kıta” veya “mail kıta” denir. Düz kıtalarda yer alan koltuklar dikdörtgen veya kare biçimindedir. Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan (Emanet Hazinesi, nr. 2083/4,2084/23, 2086) Şeyh Hamdul­lah hattı muhakkak- reyhânî kıtalarla yine aynı müzedeki sülüsnesih kıtalar düz kıta örnekleridir. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ndeyer alan İmâd-ı Hasenî’nin 1 ve 4 numaralı ta’lik kıtaları ile aynı yerdeki murakka’da (2b) İmâd-ı Hasenî (22b) ve Ve-liyyüddin Efendi’nin nesta’lik mail kıta­lardaki koltuklar dik üçgen şeklinde olup bunlara “muska koltuk” adı verilir. Hem düz hem mail satırlarla yazılmış karışık düzendeki kıtalarda ise her iki koltuk şekline de rastlanır. Viyana Millî Kütüp­hanesi’nde kayıtlı III. Murad’a sunulan murakka’da her türlü kıta ve koltuk çeşidinin güzel örnekleri yer almıştır.

Klasik koltuk tezhibinde çok çeşitli süs­leme usulleri uygulanmıştır. Erken devir mushaf serlevhalarında rastlanan zencirekli koltuklar bunlardan biridir. Kare, dikdörtgen ve muska koltuklarda ise kla­sik tezhip tercih edilmiştir. Eğer koltuk­lar simetrikse her iki koltuğa da aynı de­sen işlenir. “Çift tahrir” veya “havalı” de­nilen tarzda işlenmiş serbest desenli kol­tuklar da vardır. Bu simetrik olmayan koltuklar işlenen serbest desenin özelli­ğinden dolayı müzehhibe kolaylık sağlar. Şeyh Hamdullah Efendi tarafından yazıl­mış murakka” içindeki sülüs nesih kıta koltukları Rikkat Kunt koleksiyonunda bulunan ve onun fırçasından çıkan, Macit Ayral tarafından sülüs-nesih hatla yazılmış kıtanın koltuk­lan. Emin Barın koleksiyonunda yer alan, Necmeddin Okyay’ın nesta’lik mail kıtasında Rikkat Kunt tarafından tezyin edil­miş muska koltuklar, Mimar Sinan Üni­versitesi Arşivi’ndeki Macit Ayral’ın sü­lüs-nesih levhasının koltukları bunlardan birkaçıdır. Kara Memi tarzında, yarı üs-lûplaştırılmış çiçek motifleriyle bezenmiş koltuk süslemeleri tezhipte Türk ekolü­nün en güzel örneklerindendir. Ayrıca ya­pıştırılmış altın varak üzerine çiçek veya buket resmedilerek hazırlanmış şükûfeli koltuklar vardır ki bunlar XVIII ve XIX. yüzyıllarda Avrupa etkisiyle tezhip sana­tına girmiştir. Bunları Kara Memi üslûbu ile karıştırmamak gerekir. Şeyh Hamdul­lah Efendi tarafından yazılmış murakkaın dört ve beşinci kı­talarında şükûfeli koltuk tezhibi yer al­mıştır. Bunlardan başka Viyana Millî Kütüphanesi’ndeki bir divanda İstanbul’da 926 (1520) yılında hazırlan­mış örneklerdeki gibi minyatürlü koltuk­lara rastlanır. Fakat her metin arasında­ki minyatür koltuk sayılmaz. Metin yazı­sının taşması veya imza sebebiyle yazılı koltuklar, cetvel çekilerek boş bırakılmış koltuklar, zerefşanlı (altın serpmeli) kol­tuklar, münhanî motifıyle bezenmiş kol­tuklar ve nihayet Uğur Derman koleksi­yonunda bulunan, Vasfi imzalı sülüs-ne-sih kıtada görülen ebrulu koltuklar kol­tuk tezhibine bir çeşni, bir zenginlik ka­zandırmıştır.

TDV İslâm Ansiklopedisi