Klinik Psikolojinin Tarihsel Gelişimi

399
PAYLAŞ

 

Klinik psikolojinin tarihsel süreç içinde nasıl bir gelişim seyri izlediği üç temel za­man dilimine ayrılarak incelenebilir: ilk gelişim dönemi ( 1800-1900), I. ve II. Dün­ya Savaşları süreci ve savaş sonrası süreç. Birçok kişinin klinik psikolojinin, psiko­lojinin ortaya çıkmasıyla paralel olarak hep varolduğunu düşünmesine rağmen, klinik psikoloji ancak 19. yüzyılın başlarında psikolojinin ayrı bir disiplini olarak kabul edilmiştir. Hızlı bir gelişim göstermesi ise ancak II. Dünya Savaşı’nm izleyen süreçte gerçekleşmiştir.

İlk Gelişim Dönemi (1896-1917)

1800’lerin sonu ve 1900’ların başlangıcı arasında geçen süreçte klinik psikolojinin gelişimine katkıda bulunan birçok olumlu gelişme olmuştur. Bu dönem psikoloji­nin insanın zihinsel süreçlerini anlamaya yönelik bilimsel çalışmalara ağırlık verdi­ği bir dönemdir. Sir Francis Galton bireylerarası farkları ve bunların nedenlerini an­lamaya yönelik ilk düzenli çalışmayı yürüten bilim adamları arasında yer almıştır.

Galton tarafından yürütülmüş olan çalışmalar McKeen Cattell tarafından yürütülmüş olan zihinsel süreçleri ve yetenekleri ölçmeye yönelik çalışmaları da etkilemiştir. Cattell geliştir­miş olduğu testlere “^ekâ testleri’ adını vermiştir (Thurndike, 879! .(997ل’da William Wundt’un Almanya’da William Ja- mes’in Amerika’da ilk psikoloji laboratuarını kurması mo­dern psikolojinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. !896’da ise Lightner Witmer ilk psikoloji kliniğini kurarak “klinikpsikoloji” terimini kullanmaya başlamıştır

Pensilvanya Üniversitesi’nde resmî olarak klinik psikoloji dersleri verilmeye başlanmıştır (Nietzel, Bernste­in, & Milich, 998)

Bu dönemde, psikoanalitik teorinin kurucusu olarak kabul edilen Sigmund Fre­ud çalışma arkadaşı Josef Breuer ile psikolojik bozuklukların tedavisinde ilk formal psikoterapi yaklaşımı olan psikoanalizi geliştirmiştir. Freud, Carl Jung and Alfred Adler gibi bir çok öğrencisi ile birlikte psikolojinin gelişimine önemli katkılarda bulunmaya devam etmiştir (Nietzel, Bernstein, & Milich,

Birçok uzmana göre eğer dünya savaşları sırasında psikolojik testlere ve ruh sağlığı uzmanlarına ihtiyaç duyulmamış olsaydı belki de klinik psikoloji gibi bir alan hiç gelişmeyebilirdi. Amerika’nın I. Dünya Sa- vaşı’na girmesiyle birlikte, askerlerin istenilen zihin­sel becerilere ve yeteneklere sahip olup olmadığını belirleyecek testlere önemli bir ihtiyaç doğmuştur. Bu amaç doğrultusunda 1920’de Army Alpha ve Army Beta isimli iki test geliştirilmiştir.

Bunu, yılları arasında birbiri ardına birçok başarılı zekâ ve kişilik testlerinin geliştirilme­si izlemiştir. Bu nedenle bu dönemde klinik psikoloji psikolojik testlerin geliştirilmesi, uygulanması, puanlanması, ve yorumlanmasına yönelik çalışmalar üzerinde yoğunlaşmaya başlamıştır.

İkinci Dünya Savaşından Sonra

İkinci Dünya Savaşı’ndan önce psikoterapinin daha çok psikiyatristler tarafın­dan yapıldığı, klinik psikologların ise nadiren psikoterapi yapma fırsatı bulduğu gözlenmiştir. Ancak bir çok askerin savaştan travma ile ilişkili psikolojik problem­lerle dönmesi var olan psikiyatri servislerinin gerekli ihtiyaca cevap verememesine neden olmuş ve klinik psikologlar alanda yaygın olarak psikoterapi hizmeti ver­meye başlamışlardır. Klinik psikologların alanda terapi hizmeti vermesinin bu ihti­yaçla sınırlı olarak geçici olacağı düşünülmesine rağmen klinik psikologlar kendi­lerini psikoterapi alanında da yetkin ruh sağlığı uzmanları olarak kabul ettirmişler­dir (Nietzel, Bernstein, & Milich

    Dünya Sava§ı Sonrası Dönem
    Dünya Savaşı’nda sonra klinik psikologlar değerlendirme ve tedavi anlamında önemli gelişmeler kaydetmeye devam etmişlerdir. Zekâ ve kişilik testlerinin eski versiyonları yenilenerek revize edilmiş, yeni ölçüm araçları geliştirilmiş ve geçerli­lik -güvenirlikleri test edilmiştir.لا’0ق9ل yıllarda psikiyatristler tarafından yayınlan­mış olan ruh sağlığı bozukluklarının ilk kapsamlı ve sistemli sınıflamasını içeren

“Zihinsel Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (Diagnostic and Statistical Manual for Mental Health Disorders, DSM)” daha sonra klinik psikologlar ve diğer ruh sağlığı uzmanları tarafından da benimsenerek kullanılmaya başlanmıştır. An­cak ilk sınıflamanın bir takım eksiklikler içermesi nedeniyle genellikle yanlış tanı­lamaya yol açmış ve bu nedenle sıklıkla revize edilerek yenilenmiştir. Şu an DSM- IV olarak bilinen dördüncü versiyonu kullanılmaktadır (Nietzel, Bernstein, & Mi- lich, 1998).

Dünya savaşlarının ardından bümanistik ve davranışçı psikoterapi akımları gi­bi birçok yeni psikoterapi akımı ortaya çıkmaya başlamıştır. Ardından psikoterapi­nin ne kadar etkin olduğuna yönelik araştırmalar hız kazanmıştır. Bununla birlikte hangi terapi tekniğinin hangi hastalık grubunda daha etkili olduğuna yönelik ça­lışmalar hız kazanmıştır.

Klinik psikoloji bugün, yaşadıkları bir dizi soruna rağmen, oldukça iyi organize olmuş bir alan olarak, klinik psikologların yoğun bir şekilde araştırma, değerlendirme ve terapi hizmetleri verdikleri psikoloji alanı olarak varlığını sürdürmektedir.