Kırk Hadis Nedir, Yazarları, Konuları, Hakkında Bilgi

10

Çeşitli konulara dair kırk hadisi ihtiva eden eserlerin ortak adı.

Arapça’da erbaûn hadîs, Farsça’da çi­hil hadîs, Türkçe’de kırk hadis diye anı­lan kitap türü, II. (VIII.) yüzyılın ikinci ya­rısından itibaren ortaya çıkmış olup ko­nuyla ilgili derleme faaliyeti, “Ümmetimin dinî işlerine dair kırk hadis derleyen kim­seyi Allah Teâlâ fakihler ve âlimler toplu­luğu arasında diriltir” mealindeki zayıf bir hadise dayanmaktadır. Hadisin çoğu ri­vayeti “men hafiza alâ ümmetî”, bazısı “men hamele min ümmeti” veya “men tealleme erbaine hadîsen” diye başla­makta, “dinî işlerine dair”, “sünnete (ve­ya benim sünnetime) dair” ifadeleriyle bu hadislerin niteliğine açıklık kazandırıl­maktadır. Kırk hadis nakliyle ilgili rivayetler Hz. Ali, Abdullah b. Mesûd. Muâz b. Cebel, Ebü’d-Derdâ, Abdul­lah b. Ömer, Abdullah b. Abbas, Enes b. Mâlik, Ebû Hüreyre, Ebû Ümâme. Câbir b. Semüre, Abdullah b. Amr b. As ve Ebû Saîd el-Hudri’ye nisbet edilmektedir. Bu rivayetin farklı tariklerinde yer alan, kırk hadis derleyerek Allah tarafından fakih olarak yazılma. kı­yamet gününde fakih ve âlim olarak di­riltilip hasredilme Resûl-i Ekrem’in şefaatine nail olma cen­net kapılarının hangisinden isterse ondan girme ve âlimler zümresinde yazılıp şehidler zümresinde hasredilme, ümidi birçok âlimi kırk hadis kaleme almaya sevketmiş; kırk hadis yazma geleneği yerleştikten sonraki dönemlerde de sırf bu geleneği devam ettirmek, okuyanların duasını almak, sevap kazanmak veya bir hastalıktan kurtulmak için bu yönde eser verenler olmuştur. Ahmed b. Hanbel, metni halk arasında meşhur olmakla be­raber bu rivayetin sahih bir isnadının bu­lunmadığını söylemiş, İbn Hacer el-Aska-lânî hadisin tariklerini tesbit etmek üze­re bir çalışma yaptığını, fakat bütün se-nedlerinde hadisin sıhhatini zedeleyen kusurlar bulduğunu belirtmiştir Kırk hadis derle­yenlerin çoğu, İbnü’l-Cevzî’nin ileri sür­düğü gibi hadislerin illetlerini bilecek bir kültüre sahip olmasalar bile, muhtemelen bir ko­nuda nakledilen birçok zayıf rivayetin, o bahsi güçlendireceği düşüncesini benim­semiş veya Nevevî gibi daha farklı bir ge­rekçeye dayanmıştır. Nevevî, tarikleri çok olsa da hadis hafızlarının bu konudaki ha­disin zayıf olduğunda ittifak ettiklerini belirtmiş, kendisi kırk hadisini derlerken bu hadise değil, “Resûlullah’tan duyduk­larını iyice öğrenip onu duymayanlara ay­nen nakledenlerin, Allah yüzünü ak et­sin” diye dua ettiği hadise ve benzeri ri­vayetlere dayandığını söylemiştir.

Mahiyeti hakkında bilgi bulunmayan ilk kırk hadisi Abdullah b. Mübarek kale­me almış, ardından Muhammed b. Eşlem et-Tûsî e!-Erba’ûn’unu bablara göre tas­nif etmiş daha sonra Ha­san b. Süfyân, Âcurrî, İbnü’l-Mukrî el-İsfahânî, Dârekutnî Hâkim en-Nîsâbûrî, Mâlînî, Ebû Nuaym el-İsfahânî, İsmail b. Ab-durrahman es-Sâbûnî, Ahmed b. Hüseyin el-Beyhaki, Ebû Tâhir es-Silefî, Münzirî Nevevî, ve İbn Hacer el-Askalânî gibi âlimler bu geleneği devam ettir­miş, onların el-Erba’ûn’lan muhaddisler tarafından çokça okunup rivayet edilmiş­tir.