Kırk Göz Kemeri Limyra Köprüsü (Tarihi Mekanlar ve Eserler)

0
43

Kırk Göz Kemeri – Limyra Köprüsü

tarihi_eserler_4/kirk_goz_kemeri_” 230″ 170″ Antalya’nın Finike ilçesinde bulunan Roma döneminden kalma Limyra Köprüsü (günümüzdeki adıyla Kırk Göz Kemeri) dünyadaki en eski segment kemerli köprülerden biridir. 360 metre uzunluğundaki bu taş köprü Antalya iline bağlı Finike ilçesi yakınlarındaki antik bir Likya kenti olan Limyra’da Alakır Çayı üzerine kurulmuştur. 5,3:1 ok oranındaki 26 adet kemer, köprüye oldukça yassı bir görünüm vermektedir. Bu yassılık oranına köprü yapımı tarihinde daha sonra yüzyıllarca ulaşılamayıp ancak Geç Ortaçağ döneminde yapılan yapılarda ulaşılabilmiştir (bkz. Ponte Vecchio). Teknik ve tarihi bakımdan olağanüstü önemine rağmen Kırk Göz Kemeri köprüsü, veya diğer adıyla Limyra Köprüsü Türkiye’de çok az bilinir. Yapının gittikçe harabeye dönüşmesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü’nü (Almanca: Deutsches Archäologisches Institut, DAI) 1970’li yıllarda bugüne dek yapılan tek saha araştırmasını yapmaya sevketmişti.

Köprü hakkında antik dönemden kalma bilgiler bulunmamaktadır. Yapının ilk tarifleri Avrupalı seyyahların 19. yüzyılda yazılan seyahatnamelerinde yer almaktadır: Charles Fellows 1940 yılının Mayıs ayında yaptığı bir seyahatinde köprünün 25 kemeri olduğunu bildirmişti. Aynı bilgiler iki yıl sonra köprü hakkında bilgi veren Spratt ve Forbes’de yer almaktadır. Otto Benndorf katılımıyla 1882 yılında gerçekleştirilen Avusturyalı bir heyetin saha gezisinde, yapının Limyra’yı doğusunda bulunan Antalya şehrine bağlayan antik büyük bir yolun unsuru olarak saptamıştı. O tarihte köprüye ait herhangi bir plan ya da eskiz hazırlanmamıştır.
tarihi_eserler_4/kirk_goz_kemeri_1″ 239″ 179″
Köprünün ilk ve bugüne dek yapılan tek bilimsel ölçümü Wolfgang W. Wurster ve Joachim Ganzert taraflarından gerçekleştirilmiştir. Bu ölçüm 1973 yılının Eylül ayında iki gün art arda yapılmış ve sonraki üç yıl içerisinde tamamlanmıştır. Sonuçlar 1978 yılında DAI tarafından yayımlanan Archäologischer Anzeiger dergisinde açıklanmış ve o tarihe dek hasarsız olan köprünün artan zarar görme tehlikesine dikkatler şu şekilde çekilmiştir:

“Son zamanlarda bu verimli alüvyon topraklarında turunç bahçeleri meydana getirilmiş, tarihi köprünün doğusunda ise bugün sebze yetiştirilen seraları kurulmuştur. Çevresinde gelişmeye başlayan, yoğun tarımsal faaliyetler nedeniyle köprünün varlığı ileri derecede tehlike altındadır. Yıllara direnerek günümüze kadar bozulmadan gelebilen köprü sathından yerel halk inşaat malzemesi olarak taşlar çıkarmaktadır; Sulama kanallarının yapılması için kullanılan ağır iş makineleri köprünün gövdesine zarar vermekte ve paletleri ile taş döşemeyi ezmektedir.”

İngiliz mühendis O’Connor, Roma dönemine ait köprü eserleri hakkında 1993 yılında kaleme aldığı İngilizce çalışmasında DAI raporunu özetleyerek aynı şekilde köprünün imar tarihi bakımından olağanüstünü önemini vurgulamıştır. Antik Lymira kenti yakınındaki Kırk Göz Kemeri adlı bu köprü hakkında başka bilimsel çalışmaların varlığı bilinmemektedir.

360 metrelik uzunluğuyla, Kırk Göz Kemeri, Likya’daki antik döneme ait günümüze kadar ayakta kalabilmiş fenni yapıların en büyüğüdür. Köprünün eşit ebatlarda 26 tane kemi vardır. Bunların her biri üst üste ikişer kavis biçiminde yerleştirilmiş, harçla tutturulmuş kerpiç kemerinden oluşmaktadır. Köprünün doğu ucunda bir zamanlar 27. kemerin bulunduğu yerde daha sonraki bir tarihte ilave edilmiş, iki adet daha küçük, yarım daire biçimli, sadece birer kerpiç kemeri bulunan onarım kemeri bulunmaktadır. Yıkılmış olan orijinal kemerin yassı yapısı hala ayakta kalmış olan sütunlardan anlaşılmaktadır.

W tarihi_eserler_4/kirk_goz_kemeri_mimari” 272″ 207″ urster ve Ganzert, gerçekleştirdikleri arkeolojik incelemelerde köprünün kemer üzengilerine kadar nehrin getirdiği çökeltilerin altında kaldığını müşahede etmişlerdir; herhangi bir kazı yapılmamıştır. Köprünün 28 kemerinden sadece iki tanesi, açık kemer genişliği ve sütun kalınlığı ölçülebilecek kadar açıkta kalmıştı. Ancak toprak altında kalmamış olan kemer kısımlarından hareket ederek, tüm sütunların aralıklarını hesaplama yoluyla belirlemeyi başarmışlardır.

Köprünün toplam yüksekliği önemli oranda toprak altında kaldığından dolayı kesin olarak belirlenememiştir. Buna karşın kemer üzengisi – yol sathı arasının sadece 3,25 m olduğu belirlenebilmiştir.

Köprünün üst sathı neredeyse yatay bir düzlem oluşturmaktadır: Yol sathı
1. ile 20. kemer arasında deniz seviyesine oranla 20,05-20,55 m’lik bir seviyedeyken, doğu yönde geriye kalan altı kemerder hafif 19,94-19,66 m’ye kadar düşer.. Araştırmacılar bu dalgalamaları yapının uzunluğu göz önünde bulundurulduğunda çok düşük olarak nitelendirmektedir. Yapının daha sonra çökmesine ilişkin herhangi bir işaret bulunmadığında, düzenli yüksekliği nivelman işleminin ve sütun temellerinin büyük özenle yapıldığını gösterir. Buna karşın köprünün uzunlamasına ekseni, kemerden kemere kısmen belirgin bir şekilde ana yönden sapmaktadır.

kaynak: wikipedia