Kelime-i Tevhid/Şehadet -Hat Sanatında- Hakkında Bilgi

31

Hat sanatında kelime-i tevhid denilince, onun değişik ibareler içinde tekrarından oluşanlarla kelime-i şehâdetin tamamı veya bazı kelimeleri yanında bu mânaya gelen diğer ifadelerin bilhassa celî yazılarla tertip edilmiş güzel örnekleri anlaşılmalıdır. Bunların çeşitli kitabeler­de taş ve çini üzerine işlenmişleri, levha halinde tanzim edilmiş olanları ve murakka’lar gibi kitap hacminde bulunanları vardır. Kelime-i tevhidin ilk örnekleri da­ha çok kûfî tarzında görülmektedir.

İstanbul’da bilinen en eski kelime-i tev­hid, zamanımıza ulaşmamakla birlikte Şeyh Hamdullah tarafından yazılarak ta­şa işlenmiş halde Edirnekapisı üstünde yer almaktaydı. Süleymaniye Camii’nin Haliç tarafında bulunan avlu kapısı dışın­da yer alan celî sülüs kitabe tarzındaki ör­nek bunlardan biridir. Harekelerin arası­na serpiştirilmiş bitki asıllı tezyinî motif­lerle işlenmiş bu imzasız kelime-i tevhi­din üslûbundan caminin hattatı Hasan Çelebi’ye ait olduğu anlaşılmaktadır. Yine çiniye nakşedildiği için ayrı bir özelliği bu­lunan XVI. yüzyıla ait iki örnek de Kadırga’daki Şehid (Sokullu) Mehmed Paşa Camii’ndedir. Çinileriyle tanınan bu mabe­din mihrabı üstünde hattatı bilinmeyen, “Lâ ilahe illallânü’l-melikü’l-Hakku’l-mübîn Muhammedün Resûlullah sâdiku’l-va’di’l-emîn”, mihrabın iki tarafında da, “Eşhedü en lâ ilahe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû” ibareleri yer almak­tadır. Fakat XVI. yüzyılın hat noktasından en dikkate değer kelime-i tevhid Örneği, İstanbul’da Yedikule caddesindeki Uşşâki Tekke Çeşmesi alınlığında mevcut imza­sız kitabededir. 970 (1563) tarihli bu ya­zının müselsel üslûbuna bakılırsa Ahmed Şemseddin Karahisârî eliyle yazıldığını dü­şünmek gerekir. Ancak hattatın anılan tarihte hayatta bulunmayışı, vaktiyle yazılmış kalıbından buraya aktarılmış olabi­leceğini akla getirmektedir.