KAVRAM

146

 

KAVRAM

 

Duyularla gözlenen
veya gözlenmeyen birşey hakkında zihnimizde oluşan soyut ve genel fikre kavram
denir.

Kavram tamamen
zihinsel bir işlemdir. Bu kelime her ne kadar fikir ve düşünce ile aynı veya
ortak gibi algılansa da, arala­rında belirgin bir fark vardır. Kavramın soyut
ve genel olması, nesnelerin bazı özelliklerini dikkate alıp bazılarını alma-masıyla
elde edilmesi ve bu şekilde alınan özellikleri, aynı özellikleri taşıyan nesne­lere
yaymasından ötürüdür.

Kavram, gerek kaynağı
ve özü, gerekse meydana gelmesini anlamak ve anlatmak bakımından Antik çağdan
bu yana pekçok filozofu ilgilendirmiş, bunun yanısıra filozoflar ve felsefe
okulları arasında fark­lı görüşler yaratmıştır. Bu konudaki ilk ciddi
düşünceleri Platon ve Aristote­les’de görmek mümkündür. Platon’a gö­re
kavramlar idealar dünyasında gerçekli­ği ile mevcuttur. Aristoteles ise
kavramla­rın nesnelerden yola çıkılarak meydana getirildiğini kabul eder.

Ortaçağda tümeller
(külliler) tartışma­sı, yani kavramlar konusundaki tartışma, bu konunun yeniden
ele alınmasına im­kan verdi. Bu tartışma ortamı yeni bir fel­sefi teori ortaya
çıkardı ki, buna nomina­lizm (adcılık) denildi. Kavramcılığı (Con-ceptualizm)
savunanlar tek tek nesneler­de kavramın var olduğunu savundular.

XVIII. yüzyılda
deneyciler nominalizmi benimsediler. Ancak Kant’a priori ve a posteriori
kavramlar arasında bir ayrım yaptı. XIX. ve XX. yüzyılda ise akılcılığın tek
değer yargısı olarak kabul edilmesi so­nucu, özellikle Husserl ile birlikte kav­ram,
sezgi ve hayal gücüne dayanan bir öz, bir bilgi olarak kabul edildi.

Yüksel KANAR Bk.
Kavramcılık; Nominalizm.