KATOLİKLİK

215

 

KATOLİKLİK

 

5 Külli-evrensel’
anlamına gelen Yunan­ca ‘katholikos’ kellesinden türeme olup, Hıristiyanlığı
evrensel bir din, bu dinin temsilcisi olarak da havari St.Petrus adı­na Roma
Latin Kilisesi’ni kabul eden Hıristiyanlık mezhebinin adı.

Hz. İsa’nın
yeryüzünden ayrılmasından sonra Hıristiyanlar arasında büyük ayrılık­lar baş
göstermiştir. Hz. İsa’nın temelde İsrail Oğullarına gönderilmiş olması, ona
inanmak isteyen Yahudilerin çok çe­şitli ifsat faaliyetleri, bu arada özellikle
Pavlos’un meşum çabaları ve bir yandan putperest Roma ile mücadeleye giren Hı­ristiyanlığın,
zamanla Mitraizm gibi birta­kım Ön Asya dinleriyle de mücadele et­mek durumunda
kalması, bu ayrılıkları gi­derek çoğaltmıştır. Çok erken dönemde, saf Tevhid
inancı sarsılmış, ortaya 300′-den fazla İncil çıkmış, bir yandan Tevhid
inancını koruyanların çabaları devam ederken, bir yandan da ihtilafları gider­mek
gibi gayelerle konsiller toplama gele­neği başlamıştır.

Hıristiyanlığın
istişare organları olan konsillerİn ilkinin İ.S.22 yılında Kudüs’te toplandığı
bilinmektedir. Hıristiyanlıkta İtikad ve ahkamla ilgili kararlar alan kon­siller,
genel ve bölgesel olmak üzere iki şe­kilde toplanıyordu. Bu konsillerin en
önemlisi İ.S. 325’te İznik’te Roma impa­ratoru Konstantin’in gözetiminde topla­nanı
idi.

İznik konsilinin
toplanış amacı, Özellikle Hz. İsa’nın şahsiyeti etrafında baştan beri süregelen
ihtilafları görüşmek ve bir sonu­ca varmaktı. İsa, Allah tarafından gönde­rilmiş
bir kul -peygamber miydi, yoksa bu­nun da ötesinde onun Allah’ la özel bir iliş­kisi
var mıydı? Konsile katılan 2048 din adamından 318’i İsa’nın Allah’ın cevhe­rinden
var olmuş bir ilah ve ezeli olduğu­nu ve Allah gibi onda da hiçbir değişikli­ğin
olmayacağını kararlaştırdı ve bu te­mel akide haline getirildi. 2048 üyeli
fcon-silde yalnızca 318 kişi tarafından bu kara­rın alınmasında ve
uygulanmasında împarator Konstantin’İn tayin edici baskısı ol­duğu tarihi bir
vakıadır. Bu inancın dışın­da bir inanca sahip olanlar (Örneğin Ari-us) aforoz
edildiği gibi, o ana kadar elden ele dolaşan 300’den fazla İncil’den Mat­ta,
Markos, Luka ve Yuhanna İndileri ‘kanonik’ (sahih) İnciller kabul ve ilan edi­lerek,
özellikle Barnabas İncili gibi diğer İndilerin okunması ve bulundurulması ölüm
cezasını gerektiren bir suç sayıldı.

Batı Hıristiyanlığı,
Roma Latin Hıristi­yanlığı da denilen ve Roma Latin Kilise­si* nce temsil
edilen bu’ resmi* Hırist iyanlı-ğa evrensellik verilerek Katoliklik doğ­muştur.
Katoliklik, kendisini 12 Havari’-nin en büyüğü kabul ettiği Petrus’ a dayan­dırır.
İddiaya göre, Hz.İsa Petrus’a kendi­sine vekaleten kilisesini kurma görevi ver­miş,
Petrus Hıristiyanlığı tebliğ mücadele­sinde Roma’da şehid edilmiş ve bunun
üzerine Roma piskoposu onun görevini devralmıştır. Daha sonra, mahalli pisko­posların
hepsinin reisi olarak Roma pisko­posu Papa unvanıyla Hz. İsa’nın, mahalli
piskoposlar da havarilerin vekilleri sayıl­mışlardır.

İznik Konsili’nde Hz.
İsa*nm tanrılığı ka­bul edilmiş olmakla birlikte, Ruhu’1-Ku-düs’ün niteliği
görüşülmemişti. Bu sıralar­da Neo-PIatonizm’in etkisindeki İskende­riye
Kilisesi Kainat* a üç kuvvetin hakim olduğunu, bunların da, Yaratıcı Güç (Al­lah),
Akıl (Oğul İsa) ve Ruh (Ruhu’l-Kuds) olduğunu ifade ediyordu. Bunun
yanısıra,Ruhu’l-Kudüs’üntanrıolmadığı-nı iddia edenler de vardı. Değişik
safhalar­dan geçen mücadele ve tartışma sonucu İskenderiye Kilisesi’nin
görüşleri kabul edilerek Teslis inancı tamamlandı. Fakat, anlaşmazlıklar devam
etti. İstanbul’da patrik olarak bulunan Photius, Ruhu’l— Kuds’ün Babadan
çıktığım söyleyerek Roma Kilisesi’ne karşı çıktı. Ruhu’1-Ku-düs’ün Baba ve
Oğul’dan birlikte çıktığım kabul eden Roma Kilisesi Patriği aforoz ettiyse de,
yeniden makamına geçen pat­rik Photuis, 879 yılında İstanbul’da bir konsil
toplayarak kendi görüşünü yeni­den beyan ve te’yid etti. Bunun üzerine,
birbirlerini kafirlikle itham eden bu iki ki­lise birbirinden koptu ve böylece
Doğu Yunan Kilisesi adıyla Ortodoksluk ortaya çıktı. XVI. yüzyılda da reform
hareketle­riyle Protestanlık doğdu.

Ön Asya’da ‘katolik’
olarak anılmakla birlikte Papalığa bağlı olmayan bazı Er­meni, Gürcü ve Nesturi
grupları gibi hıris-tiyan toplulukları da bulunmakatdır.

Orta Çağlar’da
Avrupa’da hakim olan felsefe de bir bakıma ‘Katolik Felsefe’ idi.
St.Augustin’in kurucusu olduğu ka­bul edilen bu felsefenin Rönesans çağın­daki
en büyük temsilcisi Aquinolu Tho-mas’tı.

AüÜNAL Bk. Dinler
Tarihi; Hıristiyanlık; Kilise.