Sosyoloji Sözlüğü

SANSÜR

  SANSÜR   Siyasal sistemin korumakla yükümlü hissettiği kamu otoritesini veya sosyal ve ahlaksal düzeni bozabilecek olan, ya da bo­zabileceği varsayılan düşünce ve görüşlerin kısıtlanması siyasetidir. Bir düşüncenin, bir fikrin sansür edilebilmesi için yazılması ve­ya konuşulması gerekmektedir. Sansür, ba­zı düşüncelerin, fikirlerin sadece...

A PRİORİ

   A PRİORİ   Her türlü deneyden önce ve bağımsız olarak yalnızca akla dayanan; tanımlardan ya da ka­bul edilmiş İlkelerden çıkarılmış bilgiye a pri­ori denir, önsel, yani deneye başvurmaksızın salt teorik olanı ifade eder. A priori düşünce, doğuştan gelen veya aklın...

ATAVİZM

  ATAVİZM   Tüm ataların tiplerinin başka bîr normal ai­lede "geri gelmek" suretiyle yeniden görünebi­leceği yolundaki asılsız inanç. Atavizm kavra­mı genetik araştırmalarından türemiştir. Men-del'İn kalıtım teorisine göre, büyükbabalara ya da daha uzak atalara ait bedensel ve zihin­sel karakteristikler, beklenmedik bir biçimde torunlar arasında ortaya...

DEİZM (YARADANCILIK)

  DEİZM (YARADANCILIK)   Türkçe'ye "yara dan alık" şeklinde çevrilen deizm terimi, tann'ya inanmakla beraber belli bir dinin naslarını ve esaslarını inkar eden, Tanrının evreni yarattıktan sonra onu kendi yasasına göre işlemek üzere kendi haline bı­raktığını ileri süren felsefi akımı İfade...

RAFIZİLİK

  RAFIZİLİK   Kelime anlamıyla 'terketmek' demek olup, İslâm tarihinde kazandığı anlam ve muhtevayla, Özel olarak, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer hakkındaki görüşlerinden dolayı Zeyd bin Ali Zeynelabidın'den ayrılan, ge­nel olarak ise başta İmamiyye olmak üzere hemen hemen bütün Şiî...

ÇARPAN

  ÇARPAN   Bir ekonomide, yatırımların düzeyi yüksel­dikçe milli gelir düzeyinde de bir artış meyda­na gelir. Yatırım harcamalarının milli gelir üzerindeki bu çoğaltıcı etkisine çarpan (çoğal­tan) denir. Diğer bir deyişle, toplam talepte meydana gelen artış, milli gelirin de yükselme­sine sebep olur....

FAİZ

  FAİZ   Bir para mîklarının kullanımı karşılığında ödenen bedel veya kiraya, kullanım dolayısıy­la, şu andaki naktin kazandığı pirime faiz de­nilmektedir. İktisatçılar bu genel tamınla pek ilgilenmemişler, öıeden beri faizin niçin öden­diğini ve ödünç alanın niçin faiz ödemeye ha­zır olduğunu soragelmişlerdir....

YAPI

  YAPI   Doğrudan gözlemlenebilir bir "hakikat" anlamında veya fonksiyon ve organizas­yonun soyut bir şeması anlamında kullanı­lışına göre farklı anlamlar yüklenen yapı kavramı deneysel kullanımıyla, ilk anla­mında gözlemlenebilir olguları niteler. Bu olgular "verilmiş"tir ve ekonominin mimarî yönünü oluşturur. Herşeyden önce olgular nicelik...

NARSİSİZM

  NARSİSİZM   Kendini çok fazla sevme, hayranlık duy­ma anlamına gelen bir terim olan narsisizm, psikanalitik literatürde anahtar niteliğinde­ki kavramlardan biridir. Son yıllarda daha çok bir kişilik bozukluğu tipini adlandır­mak için kullanılmaktadır. Narsisizm, klasik 'Narcissus Efsanesi'ne dayanmaktadır. Efsaneye göre Narcissus adlı genç...

PAZAR

  PAZAR   Pazar; "alıcı ile satıcının karşılaştığı yer", "herhangi bir malın fiyatını belirleyen şartlar", "bir mal veya hizmete olan talep" anlamlarında kullanılmaktadır, işletmele­rin pazarlama fonksiyonu açısından daha çok son anlamda ele alınır. Buna göre pa­zar, herhangi bir mal veya hizmetin...

ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİ

ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİ   Üçüncü Dünya Ülkeleri kavramı üç ayn anlamda kullanılmaktadır. Bunlardan biri Gelişmiş Sanayi Ülkeleriyle sosyalist ülke­ler dışında kalan ülkeler anlamındaki kulla­nımdır. Buna göre gelişmişlik düzeyi ola­rak oldukça geride bulunan ve nüfusları hızla artan, fert başına gelir düzeyleri...

PROPAGANDA

  PROPAGANDA   Propaganda, ulusal ve uluslararası alan­da baskı ve çıkar gruplarının kendilerini ta­nıtmak, kamuoyunun desteğini kazanmak, kendi ilgilendikleri konularda yetkilileri et­kilemek için giriştikleri çeşitli faaliyetler­dir. Bilinen örnekler arasında broşür, kitap ve dergiler yayınlamak vardır. Televizyon ve radyo da reklam yapmak amacıyla,...

BİLGİ TEORİSİ

  BİLGİ TEORİSİ   Bilgi teorisi bilginin mahiyeti, kaynağı değe-156ri ve sınırını inceleyen felsefe dalıdır. Gnoseo-loji bu bakımdan ontolojinin karşıtı bir anla­mı ihtiva eder. Ontoloji doğrudan doğruya varlığın bir kavramı olurken, gnoseoloji anla­mında bilgi teorisi varlık hakkındaki bilginin teorisi demektir. Epistemoloji...

BALKANLAŞTIRMA

  BALKANLAŞTIRMA   Büyük güçlerin parçalama ve boyunduruk al­tına alma siyaseti. Bu siyaset II.Dünya Savaşı­nın öncesine kadar fiilen Balkanlarda uygulan­dığı için bu adı almıştır. Balkanlaştırma siyase­ti, pejoratif olumsuz anlamda siyasî farklılıkla­rı kışkırtıp, toprakların parçalanması yoluyla küçük birimleri istismar etme girişimlerini be­lirtmek üzere...

KLASİSİZM

  KLASİSİZM   Güzel sanatlarda Eski Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşım ve estetik tutum. • (Edebiyat) XVII. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan ve sonraları diğer Batı edebiyatlarında da etkisini göstererek gelişen bir edebiyat akımı. Adım Fransızca sınıf, toplumsal sı­nıf anlamına gelen...

MÜŞRİK

   MÜŞRİK   Allah'a zatında, sıfatlarında, isim ve fiil­lerinde şu veya bu şekilde ortak koşan, yani tüm kainat üzerinde gerçek etki, hakimiyet ve tasarruf noktasında Allah'tan başka bir veya birden fazla ilah, rabb ve melik tanı­yan kişi. Allah, varlığı kendinden ve zorunlu, za­mandan...

ANTROPOLOJİ

  ANTROPOLOJİ   Antropoloji teriminin her ne kadar çok eski bir geçmişi varsa da, genel bir insan bilimi fik­ri XIX. yüzyılın bir ürünüdür. Evrim fikrine sı­kı sıkıya yapışmış olan XIX. yüzyıl antropoloji­si, insanlığın gelişmesi ve biyolojik, prehisto-rik (tarih öncesiyle İlgili) dilbilimsel,...

TABİAT BİLİMLERİ

  TABİAT BİLİMLERİ   Tabiatı çeşitli açılardan inceleyen ve açıklamaya çalışan bilimlerdir. Tabiat bi­limleri sadece eşyanın ve eşya düzeninin bi­linmesini değil, aynı zamanda, eşya düzeninin anlaşılır sebeplerini bilmeyi, tıpkı mate­matiksel bilimler gibi akılcı ve dedüktif ol­mayı da hedefler. Bunun içindir ki...

ŞEHİRLEŞME

  ŞEHİRLEŞME   Şehirleşme, bir ülkenin nüfusunun belir­li bir ölçekte şehir merkezlerinde yaşama oranındaki artışı dile getirir. Her ne kadar şehirler sosyal, siyasal ve iktisadi olarak da­ima önemli olmuşlarsa da, XIX. yüzyılda sanayileşmiş Batılı toplumların şehirleş­mesi çok hızlı ve kısa bir...

AMEL

  AMEL   Canlılardan bir kast ve niyetle sadır olan tüm fiillere amel adı verilir. Amel, fiilden da­ha özel bîr anlama sahip olup, mutlaka bir ka­sıl ifade eder. Bu bağlamda, canlılardan sadır olan kasıtsız ve niyetsiz davranışlara//// denir­ken, bir İrade...

EKONOMETRİK TAHMİN

EKONOMETRİK TAHMİN   (İng. Estimate; Fr. Estimatİon) Ekonometrik bir modelin spesifikasyonu ta­mamlandıktan (özellikleri belirlenip model formüle edildikten) sonra ekonometrisyenin onun tahmini aşamasına geçmesi gerekir. Baş­ka bir deyişle ekonometrici, modelin katsayıla­rının sayısal tahminini elde etmesi gerekir. Modelin tahmini, çeşitli ekonomelrik metod-lar, bunların varsayımları ve parametre...

FARKLILAŞMA

  FARKLILAŞMA   Sosyolojide uzun bir geçmişi olan farklılaş­ma kavramı başlıca toplumsal değişme teori­lerinde kullanılır. Terim, toplumsal etkinlik­ler vasıtasıyla bir toplumsal kurumun farklı kurumlara bölündüğü bir sürece atıfta bulu­nur. Farklılaşma topluma daha büyük bir hete-rojenlik vererek bir toplumun parçalarının gi­derek uzmanlaşmasını dile...

ÖZEL SEKTÖR

ÖZEL SEKTÖR   Özel sektör terimi hür teşebbüsün (yahut Özel teşebbüsün) faaliyet alanlarım ifade eder. Özel sektörde firma mülkiyeti, birey­lere veya bireylerin ortaklaşa sahip oldukla­rı tüzel kişilere aittir. Serbest pazar ülkelerinde üretimin çok önemli bir bölümü Özel girişimler tarafın­dan yapılır. Özel girişim...

FIRSAT MALİYETİ (ALTERNATİF MALİYET)

  FIRSAT MALİYETİ (ALTERNATİF MALİ­YET)   Fırsat maliyeti, belirli miktarlara ve vasıflara sahip üretim faktörlerinin çeşitli üretim alter­natifleri arasından birinde kullanılması halin­de, vazgeçilen alternatiflerin seçilmemesin-den dolayı uğranılan kayıplar veya kaçırılan fırsatların değeridir. Başka bir İfadeyle, belirli bir şeyi yapmaktan dolayı, diğer...

SOSYAL HAREKETLER

  SOSYAL HAREKETLER   Sosyal hareketler, sosyal bir problemi halletmek, sosyal bir kurumu yıkmak, de­ğiştirmek veya tâdil etmek maksadıyle bir grup halinde yapılan hareketlerin genel adı­dır. Lorenz von Stcin'e göre (1855) XIX. yüzyılın toplumsal hareketi, işçi hareketiy­di. XX. yüzyıl sosyolojisi, terimi çoğullaş-tırdı,...

En Çok Okunanlar