KARŞILAŞTIRMALI METOD

345

 

KARŞILAŞTIRMALI METOD

 

Karşılaştırmalı
(mukayeseli) metod, be­lirli olayların ortaya çıkmasında ve geliş­mesinde
etkili olan fonksiyonel faktörleri sınıflandırmayı ve açıklamayı hedef alan bir
araştırma metodunu İfade için kullanı­lan genel bir terimdir.

Toplumsal ve tarihsel
verilerin karşılaş­tırmalı metodla incelenmesi, eski zaman-lardan beri
bilinmekteydi. Nitekim îbn Haldun, Vico ve Montesquieu’nün çalış­malarının
modern sosyolojinin öncüleri olmaları, sosyolojinin gelişmesinde bu metodu
kullanmanın ne kadar merkezi bir rolü olduğunu gösterir. Karşılaştırma­lı metod
XIX. yüzyılın ikinci yarısında, sosyal hadiselere uygulandı. XVIII. yüz­yıl
sonunda tabiat bilimlerinde görülen ilerlemeler sayesinde, bu metodun sözü
edilen bilimlere başarıyla uygulanması, Auguste Comte’u fazlasiyle etkilemişti.
Onun için Comte, sosyal hadiseleri incele­medeki önemli rolü dolayısıyle,
karşılaş­tırmalı metodun sosyolojiye uygulanma­sında ısrar etli.

Karşılaştırmalı metod,
aynı çağda yaşa­yan, fakat birbirinden büsbütün bağımsız insan topluluklarının
durumlarının akılcı yoldan karşılaştırılmasını içerir. Sosyolog ve
antropologlar, evrimi araştırırken kar­şılaştırma metodunu kullanan Danvin’-den
bu konuda çok istifade etmiş ve sözü edilen metodu daha da geliştirmişlerdir.
Tarihsel araştırmaların, çağdaş veriler üzerine bina edilmiş morfolojik araştır­malardan
ayrıldığını hatırda tutmak gere­kir. İbn Haldun Mıtkaâditnesi’nde karşı­laştırmalı
metodu kullanmanın zorunlulu­ğu üzerinde durmuş, ancak geçmişle bu­günün
karşılaştırılmasında aşırılığa gidil-meyİp, bu hususta ihtiyatlı olunması
üzerinde durarak bunun gerekliliğinden bah­setmiştir.

Karşılaştırmalı metod,
uzun süre sosyo­loji denince ilk akla gelen tek metod ol­muştur. Metod,
önceleri evrimci sosyo-loglarca kullanılmışsa da, bu onun sadece evrimci bakış
açısına has bir metod oldu­ğu anlamına gelmez. Sosyolojik Metodun Kuralları
adlı eserin sahibi Durkheim da bu metodun önemini belirtir. Durkheim sosyolojik
açıklamanın, nedenleri ortaya koyabilen açıklamaların yapılmasına bağ­lı
olduğunu ifade ettikten sonra, bir sos­yal hadisenin bir diğerinin nedeni
olduğu­nu gösterebilmek için hadiselerin her iki­sinin de, aynı anda meydana
gelip gelme­diklerine bakmak gerektiğini söyler. Tabi­at bilimlerinin çoğunda,
nedensellik ilişki­sinin tesbitinde deney metodundan yarar­lanılır. Sosyolojide
deney yapma imkânı olmadığı için, Durkheim, dolaylı deney metodundan
yararlanmak gerektiğini ifa­de eder. Bu dolaylı deney yolu, karşılaştır­malı
metottur. Sosyal olaylar arasında ne­densellik ilişkisinin kesin olarak tesbiti
mümkün olmasa bile, en azından şurası bir gerçektir ki, sistematik
karşılaştırma­lar da bazı toplumsal olayların sık sık bir­likte veya belirli
bir öncelik sırası içinde oluştuklarını tesbit edebildikleri ölçüde aydınlatıcı
ve açıklayıcı olmaktadırlar.

Zaman içinde
karşılaştırmalı metodun acemice ve aşırı bir şekilde uygulanması­na karşı
tepkiler meydanageldi.Fonkstyo-nalist yaklaşımın böyle bir tepkiden doğ­duğu
bilinmektedir. Fakat, Radcliffe-B-rown’ın da ifade ettiği gibi,
“karşılaştırma­lı metod, tek basma hiç bir İşe yarama-maktadır; ekeceğiniz
toprağı ekmedikçe topraktan bir şey alamazsınız; karşılaştır­malı metod
hipotezleri sınamanın bir yo­ludur”. Bottomore’agöre, karşılaştırmalı

metodu kullanırken,
karşılaşılan güçlük­ler, kısmen ortada hipotezlerin veya yete­ri kadar açık
formüle edilmiş hipotezlerin olmayışından; kısmen de, karşılaştırma bi­rimlerinin
tanımlanması probleminden kaynaklanmaktadır. Mesela, Comte’un, “üç hal
kanunu”nu oluşturmak amacıyla karşılaştırmalı metodu kullanması, bilim­sel
bir hipoteze değil, bütün insanlığın ge­lişmesiyle ilgili kendisine ait felsefî
bir gö­rüşe dayanmaktadır. Ahlâkın Tekamülü adlı eserinde Hobhouse, evrimci bir
felse<-fİ anlayıştan hareketle, farklı sosyal ko­numların genel gelişme
çizgilerini ortaya koymak yerine, sınırlı hipotezleri (varsa­yımları) denemek
için değişik toplumlar­daki sosyal kurumlar üzerinde karşılaştır­malı bir
çalışmaya yönelmiştir.

Bottomore’un ifade
ettiği gibi, karşılaş­tırma birimlerinin seçilmesi ve tanımlan­masında başka
güçlükler çıkmaktadır. Bü­tün toplumları birbiriyle karşılaştırmak, yahut
belirli kurumların değişik toplum­lardaki benzerlerini veya iki kurum araân*
daki ilişkinin farklı toplumlardaki teza­hürlerini karşılaştırmakta herkes için
ge­çerli olabilecek bir yöntem bulunması güçlükler doğurmaktadır.
Karşılaştırmalı metodu reddedenler, incelenen toplum­larda birbirleriyle
benzerlik gösteren ku­rumların, hakikaten birbirlerinden çok farklı
olabileceklerini, üstelik herhangi bir kurumun, içinde fonksiyonunu icra et­tiği
toplumun tüm sosyal muhtevasından tecrit edilerek incelenmesinin yanıltıcı
olacağını iddia etmektedirler. Bu güçlük­ler, belki bir ölçüye kadar,
birbirlerine çok benzeyen toplumlar üzerinde yapıla­cak karşılaştırmalardaki
gibi mukayese alanım sınırlamakla giderilebilir. Onun için, önceden tesbit
edilmiş bir sınırlandır­maya göre, hangi toplumların benzer ve-ya aynı tip
toplum sayılabileceklerini tes-bit yoluna gidilebilir. Doğaldır ki, tasnifin
kendisi de bir karşılaştırmayı gerektir­mekte, fakat bu, çok genel ve kapsamlı
bir karşılaştırma olmaktadır. Hipotezleri sınamak amacıyla gerekli ayrıntılı
karşı­laştırmaların belirli bir derecede güvence­ye kavuşturulması için, ilk
önce, karşılaş­tırma birimlerinin tam tamına bir benzeş­me İçinde olmadıklarını
veya bütün bütü­ne yanlış yorumlanmadıklarını göster­mek gerekmektedir. Öyle
anlaşılıyor ki, karşılaştırmalı metod gerçekten bu şekil­de kullanıldığında,
çok verimli sonuçlar vermigtir. Hobhouse, Durkheİm, Whee-ler, Ginsberg,
S.M.Lipset ve R.Benedbc, B.Moore ile İrving L.Horowitz’in eski ve yeni
toplumları inceleyen bazı çalışmaları karşılaştırmalı metodun ürünleri olup gü­nümüz
toplumsal hadise ve problemleri hakkında önemli tesbitler ihtiva etmekte­dir.
Fakat bu tesbitler diğer metodlarla takviye edilirse, varılan sonuçların güveni­lirliği
daha da artar. Onun için sosyolog­lar, toplumsal araştırma ve incelemeler­de
tek bir metodu yeterli görmemektedir­ler.

Karşılaştırmalı
metodun sosyoloji dışın­da özellikle, siyaset ve psikolojide Önemli kullanım
alanları mevcuttur. Psikolojide önceleri hayvanlararası ilişkileri inceler­ken,
sonraları kişiler ve toplum arasında­ki etkileşimleri inceleyen disiplinin adı
ol­muş (Karşılaştırmalı Psikoloji); siyasette ise dış hükümetlerin incelenmesi,
bütün siyasal sistemlerin karşılaştırılması ve kar­şılaştırma materyalinin
siyasal sistemler içindeki sorunların çözülmesinde kullanıl­ması şeklinde
başlıca üç araştırma gelene­ği mevcuttur.

(SBA) Bk. Metodoloji;
Yöntem.