KARGO KÜLTLERİ

236

 

KARGO KÜLTLERİ

 

Sosyal antporolojide
özel olarak Mali-nezya’da, batı kültürüyle temastan sonra ortaya çıkan dini
hareketlere ve batı tek­nolojisini büyü yardımıyla elde etmeçaba-larına kargo
kültleri adı verilir. Genel an­lamıyla ise, ilkel toplulukların sömürge
döneminde, görünüşte maddi servet -ve teknik araçlara, gerçekteyse statü ve
ikti­dar elde etmeye yönelik girişimlerine bu ad verilir. Sosyal değişmeye
cevap olarak ortaya çıkan kargo kültleri, muhtemelen sözkonusu
toplumlardamodern anlamda­ki ilk sosyal kurumlardır.

Kargo kültleri terimi
1935’lerden itiba­ren Yeni Gine ve Malinezya’daki sömür­ge karşıtı hareketleri
tanımlamak amacıy­la kullanılmıştır. Terim, Pidgin (Fiji) dilin­de
“kargo” (yük) kelimesinin bozulmuş, şekli olankago’âangelmektedir. Bu
hare­ketler önceleri batılı antropologlarca “a-kıldışı”,
“histeri belirtileri” ve “çılgınlık” olarak nitelenirken,
1950’lerden sonra onların Batı toplumuyla vuku bulan “trav-matik bir
kültür temasına verilmiş akli bir

cevap” olduğu öne
sürülmüştür. Bu hare­ketler ve âyinler, Batılı zihniyet ve mantı­ğa taban
tabana zıt geleneksel bir odak­tan kaynaklanan kendilerine özgü bir mantığa
sahiptirler. Dolayısıyla, batı kül­türü ve tekniğinin (ve askeri gücünün) isti­lasına
uğrayan ülkelerde baş gösteren Ba­tı karşıtı hareketlerin bir türü sayılabilir­ler.
Fakat onlar siyasi olmaktan çok dini-kültürel bir yapıya sahiptirler.

Kargo kültlerinin
“nasıl” ve “neden” orta­ya çıktıkları konusuna geçmeden
önce on­ların başlıca özelliklerini görelim:

a) Kargo
kültleri çoğunlukla bir peygam­ber tarafından kurulur ve yönetilir.

b) Peygamberlerin
çoğu, sıradan eğitil­memiş insanlardır.

c)  Kargo kültlerinin tamamı Avrupalı bir iz taşırlar.
Çünkü onlar kendilerine mahsus ayin ve inançlara sahiplerse de
“ordu”, “hükümet” ve “büro” gibi batılı ku­rumların
ele geçirilmesini amaçlamakta­dırlar.

d) Yeni
batılı inançlar eski yerel inanç­lar üzerine aşılanmıştır.

e)  Hepsi de çok yakın bir gelecekte ve maddi bir şekil
altında miV/enmH/n’un, ya­ni bin yılının kendilerine dünyada bir cen­net
getireceğine inanır. Bu inanç, dünya­nın sonu ile ilgili diğer bir inançla
birleşir. Dünyanın sonu Avrupalıların da sonu ola­caktır. O gün siyahlar beyaz,
beyazlar si­yah renge dönüşecek ve ekonomik-sos-yal-siyasi konumları yer
değiştirecektir.

f) Kültler
daima evler, jet uçakları ve ha­vaalanlarının yapımı gibi organize edil­miş
sosyal faaliyetlerle karakterize edil­miştir.

g)  Bu kültler hemen daima ekonomik bakımdan azgelişmiş,
yalnız yaşayan, siya­sal bir lidere sahip olmayan ve beyazların yönetimine
başlangıçta şiddetli bir direniş göstermeyen bölgelerde ortaya çık­maktadır.

h) Hemen
daima yerlilerin misyonerler-ce Hıristiyanlaştınldığı yerlerde kendisini
göstermiştir.

Kargo kültleri neden
ve nasıl ortaya çık­mıştır? Neden ortaya çıkmıştır sorusuna şöyle cevap
verilebilir: Beyaz Avrupalılar kendilerinden çok uzakta ve çok farklı di­namikleri
olan bir topluma egemen olu­yorlar ve kendi değerlerini, yaşama biçim­lerini,
idari ve hukuki kurumlarını orada yerleştirmek istiyorlar. Yerli halk bu dü­zenlemelere
“muhtaç” ve aşağı bir ırk ola­rak görüldüğünden, beyazların elindeki
servet, teknik imkânlar ve askeri silahlan siyahlarlapaylaşmasıdüşünülemez.
Yerli­lerin kafasında teknolojik donanım ve ikti­dar, beyazlarla özdeşleşmiş,
kendilerinin bunlara sahip olmaları ise tamamen üto­pik bir hedef durumuna
gelmiştir. Yukarı­da sayılan özelliklerinden ötürü, batılı ha­yat tarzının
doğurduğu sorunları kendi so­runları olarak benimseyip onlara çözüm getirecek
sosyal kurumlardan, örneğin ku­rumlaşmış bir bilgi geleneğinden, yoksun
olduklarından bu toplumlar, beyazlarla aralarındaki uçurumu kapatmak, onların
tekelindeki maddi güç ve servetten istifa­de etmek ve onların meşru statülerini
ele geçirmek için çok farklı bir yol seçiyorlar. Batılıların ellerinde
gördükleri bu ürünle­rin -radyo, telsiz, otomatik tabanca vb.-hangi
sosyo-ekonomik zeminde, kendile­rinden ne kadar farklı bir dünya görüşü al­tında
geliştirildiğini göremediklerinden, bu cihazlara bakışları bilimsel/deneysel
değil, mitolojik/dini bir forma bürünmüş­tür. Bildikleri tek açıklama formu
mitolo­jik/dini form olan yerliler, bu cihazlar ve zenginliği, bugün azgelişmiş
ülkelerin yap­tığı gibi, ekipman sağlanması, eğitimin

yaygınlaştırılması,
kaynak yaratılması gi­bi deneysel/bilimsel yoldan değil, büyü-sel/dini yoldan
elde etmeye çalışmışlar­dır. Bu amaçla örneğin, mekanik aletle­rin tahtadan
taklitlerini yapıp dua oku­mak ya da ayin yapmak suretiyle “kargo”
-larm mucizevi bir şekilde kendilerine ulaş­masını beklemişlerdir.

Peki kargo neden bu
kadar önemli ol­muştur yerli halk için? Zira onlar beyazla­rın zenginliğinin ve
teknik cihazlarının ok­yanustan büyük yük gemileriyle geldiğine şahit olmuşlardır.
Durum basit olarak şöyle tasarlanabilir. Yerliler beyazları ku­lübelerinde boş
boş otururken (fakat ken­dileri çalışmak zorundadırlar) ve ellerin­deki kutuya
bir şeyler söylerken görmek­tedirler. Derken kısa bir süre sonra bir ge­mi ya
da uçak çıkagelmekte ve “kargosu­nu beyazlara teslim etmektedir. Batılılar
gibi rasyonel bir açıklama formuna sahip olmayan Malinezyalılar, kulübede gör­dükleri
adamın kutuya dua benzeri bir şeyler söylediğine ve bu suretle büyü yap­tığına
kanaat getirmekte, bunun üzerine onlar da büyü yaparak gemiler ve uçaklar
dolusu kargonun kendilerine ulaşacağına inanmaktadırlar.

Kargo kültleri çok
genel bir anlamda ba­tıya karşı protesto, yani milliyetçilikle ve mülenatyanizm
ile akraba sayılabilir. Bu en geniş anlamında Kızılderililerin ataları­nın
ruhlarını yardıma çağırdıkları Haya­let Dansı ve İslâm’daki Mehdilikle bazı
paralellikler gösterir/Konunun, tarih için­de Batıyla sık sık temas etmiş
bulunan İs­lâm toplumları ve özellikle Türkiye için ne önem arzettiği
sorulabilir haklı olarak. Bununla birlikte kargo kültlerinin tekno­lojik
araçlara “ataları tarafından torunları kullansın diye cennette imal
ettikleri” ken­dilerinden ve onları Batılıların gaspettiği

görüşüyle, modernizmin
etkisindeki müs-lümanlar teknolojik buluşların Kur* an* da yer aldığı, ya da
onların peygamberler ta­rafından kurulup insanlara bırakıldığı, fa­kat zamanla
bu mirasın Batıhlarca çalındı­ğı gibi görüşleri arasındaki çarpıcı benzer­lik
gözden kaçırılmamalıdır. Kargo kültle­ri, son üçyüz yıldır batılı olmayan
toplum­ların karşılaştığı toplum ve kültür değiş­mesi sorunlarından biridir.
Bununla bera­ber bazı kendine has özellikleri Malinows-ki’nin,yapısal-işlevsel
açıklamalarına bağ­lanmış olan sosyal antropolojide geniş tar­tışmalara ve
sorunlara yol açmıştır.

Mustafa ARMAĞAN Bk.
Büyü; Kült.